E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu
0105_DoganSezgin1.jpg

Anneler

Anneler;

"Karnımdayken kanımı, hayattayken canımı, ölünce malımı yerler" derler. Doğru derler. Hep biz yeriz, onlar bizi zevkle seyrederler.

Biz ne veririz?

Sadece çiçek, ya da gücümüze göre bir hediye.

İşte böyle, yılda bir gün"

Onları hatırlamaya bir gün yeter mi?

"Yok canım biz annemizi her gün hatırlıyoruz, o sembolik bir gün" diyorsanız kendinizi kandırıyorsunuz.

O sembolik günde kaldırılmalı mı? Bilmem.

Bilmem ama bildiğim şey anne kucağına muhtaç olan, fakat annesini çok küçük yaşta kaybedenler.

Siz harçlıklarınızdan biriktirdiğiniz paralarla çiçekler, hediyeler alıp annenizin boynuna sarılırken, annesiz yavruların nasıl baktıklarını görebiliyor musunuz? Onların boyunlarını büktüklerini ve o anda neler hissettiklerini anlayabiliyor musunuz?

Bir kaç kişi para kazanacak diye bu yavruları üzmeye değer mi?

Düşünün sınıf arkadaşı pazar günü annesine hediye alacak, diğer yavru hediye alacak annesi olmadığı için bakıp kalacak. Tabii televizyonlar, yazılı basınlar o gün, çocuğun yarasını sürekli kanatacak. Zaten o yavrucak yılın 365 günü o kucağın hasretinde. Bir de biz yaramalı mıyız? Bunun kararı da sizin.


*** *** ***


Annelerimiz.

Dünyaya gelir gelmez onların kucağına sığınırız. Onlarla hayata tutunuruz.

Hastalanırız, ateşleniriz. Sabahlara kadar uyumazlar, hem de gözyaşı dökerek. Bir gece değil, kim bilir kaç gece tekrarlanır bu sahne. Siz hiç anneniz hasta olunca gözyaşlarına boğulup sabahlara kadar bıkmadan usanmadan başında beklediniz mi? Eğer beklediyseniz, sorarım kaç gece?

Anneler hep kol kanat germişlerdir bizlere.

Hayatı tanımaya başlarsınız, ama daha konuşamazsınız. Ancak onun odaya giriş çıkışlarını gözlerinizle takip edersiniz.

Biraz büyüdüğünüz zaman boynuna sarılıp ayrılamazsınız kucağından. Beş dakika bile ayrı duramazsınız annenizden.

Bir süre sonra kardeş ya da kardeşler gelir. Paylaşamazsınız o kucağı, dayanamazsınız annenizin kucağında kardeşlerinizi görmeye.

Derken ilkokul çağı gelir. Ağlaya sızlaya annenizden ayrılıp başlarsınız ilkokula.Okul çıkışını zor edersiniz,ana kucağına kavuşmak için.

Zaman su gibi akıp gitmiş, siz ilköğretim çağlarını gerilerde bırakmışsınızdır. Artık anneye bağımlılık azalmaya başlar. Ama annenizin bağımlılığı size hiç azalmamıştır. Hala ilk günkü gibi gözünüzün içine bakmaktadır.

Lise yılları başlar. Zaman zaman bir takım şeyler paylaşılsa da eski bağ zayıflamaya başlar. Her derdinize deva olan anneniz işinize fazla karışmaya başlamıştır. Anne azarlanmaya da başlanmıştır. "Her şeye de karışılmaz ki canım".

Siz isyankâr davranırken sabırla dinler, sımsıcak yüreği burkulur, ama yine de o sizi kırmak istemez.

Üniversiteye girince bambaşka biri olmuşunuzdur. Her şeyi siz bilirsiniz. Anneniz sizin kadar ileri görüşlü olmadığı için, çağın gerisinde kalmıştır(.Yemeklerini özledim anneciğim diye gönlünü almaya çalışırsınız. Bu söz bile onlar için dünyaya bedeldir.)

Bir de gönül arkadaşınız varsa tamamdır. Okul bitince evlenme zamanı da gelmiştir. Kadıncağız hevesle evlendirir sizi. Artık" hoşça kal anne " deme zamanı gelmiştir. Öyle, ya yuvanızı kurmuş çoluk çocuğa kavuşmuşunuzdur. Anneye ihtiyaç azalmıştır. Arada sırada belki" Artık üzüldüğünüz zaman başınızı göğsüne yaslayıp ağlayacağınız kucak değildir. Kocaman insan olmuşunuzdur. Bilmezsiniz ki o kucak sana her zaman açıktır.

Hala;

Elinize diken batsa, annenin yüreğine hançer saplanır.

Sizin ufacık şeylerden yüzünüz asılsa, anne kahrolur.

Siz serin havada ürperseniz, anneniz iliklerine kadar donar.

Sizi severken ciğer parem diye sever. Siz hiç annenizi ciğer parem diye sarılıp kokladınız mı?


*** *** ***


Tabii annenizin görevi daha bitmemiştir. Daha çocuklarınıza bakacaktır. Torunlarını da büyütür, hem de gözü gibi bakarak.

Veeee... Gün gelir anne elden ayaktan düşmeye başlar. Artık anneniz sizin kucağınıza düşmüştür. Bir süre bakarsınız. Ama yaşlıya bakmak zor diye sızlanmaya başlarsınız. Daha sonra" bir çocuğu ben miyim? Diğerleri de baksın" demeye başlarsınız.

Öyle ya, kendi hayatınız vardır, yaşamak durumundasınız. Çocuklar, eş-dost, tatiller. Kısaca bir sürü iş güç. Anneniz yük olmaya başlamıştır.Eh bu kadar yoğun tempoda bir de anneniz.Kucağından inmediğiniz anneniz huysuz bir ihtiyardık artık.Kimseyle paylaşamadığınız ,bir dakika bile ayrılmaya dayanamadığınız annenizi kardeşlerinizle paylaşmaya başlarsınız.

Sırayla bakma başlamıştır. Anne elinde çantası ayda bir çocukları gezmeye başlar. Tam bir eve ,yatağa alışırken diğer çocuğa sıra gelmiştir.Zavallı alır çantasını başka eve alışmaya gider.Giderken göz yaşlarını akıtır,ama siz göremezsiniz.Sizi yine de üzmek istemez.Göz yaşlarını içine akıtır.Zaman zaman torunların da azarını işitir,ama ne yapsın düşmüştür artık.

Bir sabah huysuz ihtiyar hala uyanmamıştır. Uyandırmaya gidersiniz, ama uyandıramazsınız. Artık size yük olmayacaktır. Çantasını bile almadan son yolculuğuna çıkmıştır. Bir daha asla dönmeyecektir. Merak etmeyin kefeni ve cenaze parası da hazırdır.

Arkasından gözyaşı dökersiniz. Dostlarınıza, annenize ne kadar güzel baktığınızı, doktora götürdüğünüzü, ilaçlarını düzgün verdiğinizi, üstünü başını temizlediğinizi anlatırsınız."rahmetli melek gibi kadındı" dersiniz. Sakın o gözyaşları pişmanlık gözyaşı olmasın. Vicdanınızı temizleme sözleri olmasın. Ama o kadın melek gibi kadındır gerçekten. Size her şeye rağmen hakkını helal etmiştir.

"Siz annelerinizi başkalarının kucağına atmayın ki, çocuklarınız da sizi başka kucaklara atmasın"

Ben tam 34 yıldır annemin ellerinden öpüp, boynuna sarılamıyorum.

Siz annelerinizin ellerinden öpün. Ama her gün.Bir daha öpülesi elleri bulamayabilirsiniz.


BÜTÜN ANNELERE SAYGILAR.

Tarih:09 05 2012 18:42(7786) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Ali Çakar Ticaret PETLAS Bayii


Cehaletin de bir sınırı var! İdam fetvalarını Dürrizâde vermiştir!


AKP’nin yerli otomobil, uçak üretiyoruz söylemleri kabak tadı verdi


TEOG Öldü, Yeni sistem mi? Her an Değişebilir


Boyabat Büyüyor (vintır iz kaming)


Sinoplular’ın gelecek vizyonu ve tanıtım etkinlikleri


Sırıtarak Kimlik Değiştiren Fırıldaklar


DİYABET / Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)


Boyabat Müftülüğüne Bugün Güzel Bir Ders Verdim


Banka kapısı önüne çamurlu meslerini bırakan teyze...


Kim Ne Kadar Gavur?


Haykırış -II


Panayıra Götürmedi


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Tuğla Sektörüne Dokunmayın, Çekin Elinizi!


Asılsız Haberleri Tespit Etmek İçin İpuçları


2017 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması Sonuçları (16 Nisan 2017)


Kış Lastiği Takma Artık Otomobiller İçin de Zorunlu


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Boyabat'tan Kış Manzaraları


Boyabat'ı Hiç Böyle Gördünüz mü?


Geçim öncelikli eylem planı


Ortaya Karışık


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Kasım ayı ziyaretci sayısı:615706 DtGaNi

* ANASAYFA *