E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Bu Kelime

Köyünün en gariban adamlarından biri olan ve “Cemo” namıyla anılan Cemal Dündar’ın en yakın komşusu Abdullah Yavuz ile başı fena halde dertteydi.

Artık altmış yaşını da aşmış olan ufak- tefek yapılı Cemal Dündar’ın hem fiziki yönden bir sürü sağlık sorunları vardı hem de komşusu Abdullah Yavuz’a bakarak ekonomik yönden de bir hayli kötü durumdaydı. Küçük ve verimsiz bir araziye sahip olan; hayvancılıkta da bir türlü istediği seviyeye gelemeyen Cemal Dündar’ın her şeye rağmen zengin komşusunun acımasız baskılarına karşı uzun yıllardır sürdürdüğü mücadele de takdire şayandı doğrusu. Ama; artık, dayanacak gücü kalmamış gibiydi Cemal Dündar’ın… Nam-ı diğer Cemo’nun…

Cemal Dündar ile Abdullah Yavuz’un evleri birbirine çok yakındı. Avluları bitişikti. Tamam. Olsun. Olsun da… Abdullah Yavuz’un tavukları da hindileri de, kedileri de köpekleri de Cemal Dündar’ın avlusundan hiç çıkmıyorlardı ki!.. Abdullah Yavuz, avlusunun diğer bölümlerini her sene onarıyor; ama, her nedense avlusunun, Cemal Dündar’ın avlusuyla sınır olan bölümüne-sorun olmasına rağmen-hiç dokunmuyor!.. Yani, sınır ortadan kalkmış da iki avlu birleşmiş gibi!.. Gariban Cemal Dündar-öküzleri olmadığı için-yaşlı eşeğiyle taşıdığı taşlarla-alçak da olsa-duvar örüyor; ormandan getirdiği kazıklarla çit yapıyor…Ama, nasıl oluyorsa oluyor; Cemal Dündar’ın bin bir güçlükle yaptığı çitler, birkaç ay içerisinde ortadan kayboluveriyor!.. Cemal Dündar ile Abdullah Yavuz’un birbirine sınır olan tarlalarının sınırları da her geçen gün Abdullah Yavuz’un lehine değişiyordu! Yani, Abdullah Yavuz sürekli olarak tarla sınırlarıyla da oynuyordu! Hâlbuki Cemal Dündar’ın tarlası da teveği de çok azdı! Azdı ama o küçük tarlalar bile komşusu Abdullah Yavuz’un gözüne çok büyük gözüküyordu! Ne yazık ki… Arazisi çok olan Abdullah Yavuz’un gözü; gariban Cemal Dündar’ın küçük tarlalarındaydı! Artık dayanacak gücü kalmayan Cemal Dündar’ın; kural dinlemeyen, kanun dinlemeyen; kuldan utanmayan, Allah’tan korkmayan bu azgın komşusunu Muhtar’a da köyün kanaat önderlerine de şikâyet etmesi bir işe yaramamıştı!

Gariban Cemal Dündar, ne yapacağını şaşırmış bir vaziyetteyken… Kara kara düşünürken… Köyün askerden yeni gelen fakir gençlerinden bir tanesi bu duruma daha fazla dayanamaz:

-Cemal dayı!.. Ben sana bir şey söyleyeyim mi? Sen şuradan Boyabat’a kadar git. Hakkını yasal yollardan ara. Cemal dayı!.. Kanun senden yana. Nizam senden yana. Mutlaka seni haklı görürler. Boyabat’ta Tahsin Yıldırım isimli bir arzuhalci var. Adam zehir gibi! Öyle bir dilekçe yazıyor ki adamı ipten alıyor ipten!.. Onun yazdığı dilekçeyi değme avukat yazamazmış!.. Öyle diyorlar!.. Hakimler ve savcılar bile şaşırıyorlarmış; Arzuhalci Tahsin Yıldırım'ın yazdığı dilekçelere!.. Bir dilekçeyi de yüz liraya yazıyormuş!.. Cemal dayı!.. Seni kurtarırsa kurtarırsa bu Arzuhalci Tahsin Yıldırım kurtarır! Benden söylemesi! Hadi eyvallah!..

Pazartesi günleri Boyabat’ın pazarı kuruluyor. Boyabat’ın hemen hemen bütün köylüleri de alış veriş yapmak için, çeşitli ihtiyaçlarını gidermek üzere pazartesi günleri Boyabat’a gelirler. Cemal Dündar da öyle yaptı. Elindeki küçük yumurta sepetiyle Arzuhalci Tahsin Yıldırım'ın yazıhanesine geldiği zaman heyecandan zangır zangır titriyordu Cemal Dündar!

Arzuhalci Tahsin Yıldırım; oldukça iri yarı ve heybetli görünümüyle, her zaman kıpkırmızı olan kocaman gözleriyle, kalın dudaklarıyla; kanlı-canlı bir adamdı! Yetmiş yaşına merdiven dayamasına rağmen yaşını asla göstermeyen, giyimine kuşamına titizlikle önem veren Arzuhalci Tahsin Yıldırım; Cemal Dündar süklüm püklüm bir vaziyette on metre kare bile olmayan küçük yazıhaneye girdiği zaman, masasında aşırı ciddi bir yüz ifadesiyle gazetesini okuyordu. Tahsin Yıldırım, kalın çerçeveli gözlüklerinin üzerinden o iri ve kıpkırmızı gözleriyle, sert bir ifadeyle kendisine doğru şöyle bir bakış fırlattığı zaman Cemal Dündar resmen irkilmişti!.. Arzuhalci Tahsin Yıldırım bu ürkek müşterisini daha fazla korkutmak istemediği için; zoraki bir gülümsemeyle hoş geldin derken, oturması için de kapının hemen girişinde ve sağ tarafında bulunan tahta sandalyeyi işaret etti.

Cemal Dündar, hiç vakit kaybetmeden, bütün gücünü toplayarak, olup biten her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatırken, Arzuhalci Tahsin Yıldırım da kendisini olağanüstü motive olmuş bir şekilde dinliyordu. Fakat, Arzuhalci Tahsin Yıldırım, Cemal Dündar’ı dinlerken bir ara sinirlenir gibi oldu! Arzuhalci Tahsin Yıldırım'ın sinirlenmesine neden olan şey şuydu: Bir kere, uzun yıllardır komşusuyla yaşamış olduğu olumsuz olayları büyük bir heyecanla anlatırken bir anda ter içinde kalıvermişti Cemal Dündar! Yaşamı boyunca ilk defa bir arzuhalci yazıhanesine gelen ve en yakın komşusu Abdullah Yavuz ile mahkeme kapılarına düşmek üzere olan Cemal Dündar’ın heyecanı büyüktü!.. Tamam da bu çok normal bir durum değil miydi? Bunda kızacak ne vardı ki! İyi de!.. Arzuhalci Tahsin Yıldırım, Cemal Dündar’ın bu durumuna kızmamıştı ki!.. Cemal Dündar, bir yandan olup bitenleri büyük bir heyecanla paldır küldür anlatırken, bir yandan da köyden getirmiş olduğu küçük yumurta sepetiyle oynuyordu! Yani, Cemal Dündar, yumurta sepetini bir sağ tarafına koyuyordu bir sol tarafına!.. Bazen de heyecandan ne yaptığını bilmiyor kapının önüne koyuyordu! Bunu kesinlikle bilinçli olarak yapmıyordu Cemal Dündar! Hatta, durmadan yumurta sepetiyle oynamasının farkında bile değildi Cemal Dündar! Fakat, ulan bu hıyar şimdi yumurta sepetinin başına bir çorap örecek, diye kaygılanan Arzuhalci Tahsin Yıldırım daha fazla dayanamadı:

-Cemal Efendi! Hele şu yumurta sepetini bana uzat bakalım! Şimdi bir halt işleyeceksin! Zaten yumurta sepetinin samanı da az gibi! Canım köy yumurtaları kırılırlar falan da!..

Arzuhalci Tahsin Yıldırım, Cemal Dündar’ın titreyen kollarıyla uzatmış olduğu yumurta sepetini bir timsah hızıyla alıp da masasının sağ tarafına, duvar dibine; daha doğrusu güvenli bir yere koyduğu zaman birazcık rahatlar gibi oldu!

Arzuhalci Tahsin Yıldırım, Cemal Dündar’ı birkaç defa daha dinleyip, konuyla ilgili bir iki de soru sorduktan sonra; bir daha hiç konuşmadı. Alelacele daktilosunun başına geçen Arzuhalci Tahsin Yıldırım; patır kütür bir şeyler yazmaya başladı. Tahsin Yıldırım arada bir durarak yazdıklarını şöyle bir kontrol ediyor ve her kontrolden sonra bir kere de yazdıklarını hafif bir sesle okuyordu!.. Ama davudi sesli Tahsin Yıldırım'ın bu hafif sesle okumaları bile küçük yazıhanenin içini doldurmaya yetiyordu! Tahsin Yıldırım'ın bu hafif okumalarını sandalyesinde öne doğru eğilerek can kulağıyla dinleyen Cemal Dündar da-hatim ederek teravi namazı kıldıran imamı takip eder gibi- büyük bir heyecanla kendisini takip ediyordu! Bu iş yirmi dakika kadar böyle devam ederken, sayfanın tam da orta yerlerine falan gelmişken Cemal Dündar’ın kafası bir şeye takıldı! Cemal Dündar, Tahsin Yıldırım'ın okumuş olduğu bir kelimeyi anlayamamıştı! Kelimenin anlamını anlayamayınca, konuyu da karıştıran Cemal Dündar bütün cesaretini toplayarak; titreyerek, kireç gibi bir yüzle güçlükle konuşabildi:

-Şey!.. Tahsin Efendi!.. Ben!.. O!.. Az önce okuduğun bir kelime var ya!.. Aha onu anlayamadım da!.. Ne demek o kelime Tahsin Efendi?

Cemal Dündar, bütün cesaretini toplayarak sorusunu sormuştu ama Arzuhalci Tahsin Yıldırım hızının kesilmesine kızmış gibiydi! Temposunun düşmesine bozulmuş gibiydi Arzuhalci Tahsin Yıldırım!.. Arzuhalci Tahsin Yıldırım; kalın parmakları hâlâ daktilosunun tuşları üzerindeyken, kalın çerçeveli gözlüklerinin üzerinden, o ateş saçan iri ve kanlı gözleriyle şöyle bir baktı baktı ve aniden o tomruk gibi kalın sesiyle yanardağ gibi patladı:

-İşte!.. Onun a…na koyacak kelime bu kelime Cemo bu kelime!.. Darmadağın olacak hergele bu kelimeyi duyduğu zaman!.. Paramparça olacak haydut!.. Çayın taşında güzel güzel güneşlenirken aniden yılan görmüş kurbağa gibi olacak deyyus!.. Tilkinin kuyruğuna kazara basan tavuk gibi cıyak cıyak bağıracak it!.. Kurtuluşu yok Cemo!.. Bunu böyle bil!.. Kurtuluşu yok o berduşun!.. Hakim bu kelimeyi okuduktan sonra uçurumdan atacak angutu!.. Basacak cezayı yaban kazına!.. Sen rahat ol Cemo sen rahat ol!..

Arzuhalci Tahsin Yıldırım'ın bu etkili ve coşkulu konuşması Cemal Dündar’ı olağanüstü bir şekilde mutlu etmeye yetmişti!.. Daha şimdiden zafer sarhoşu olmuştu Cemal Dündar!.. Arzuhalci Tahsin Yıldırım konuştukça hain komşusunun yüzünü gözlerinin önüne getiren Cemal Dündar zevkten dört köşeydi!.. Cemal Dündar, ceketinin sağ yan cebinden çıkarmış olduğu kocaman sarı mendiliyle, ter içinde kalmış olan yüzünü, gözünü silerken neredeyse sevinçten ayağa kalkarak göbek atacaktı!.. Uzun yıllardan sonra belki de ilk defa kendisini güvende hisseden ve ilk defa kendisini bu kadar zafere yakın hisseden Cemal Dündar; belki de hayatı boyunca ilk defa gülüyor ve ilk defa derin bir nefes alarak rahatlıyordu!



Tarih:01 03 2016 16:54(2000) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu
4. Yorum: boyabatlı 09 03 2016 10:55
evet soyadı yıldırım

3. Yorum: boyabatlı 08 03 2016 10:03
rahmetli tahsin amca on numara adamdı o sinirli sandığımız tahsin amcamız çocukları çok severdi insanlara güzel davranır selam vermeden hiç bir dükkanın önünden geçmezdi allah rahmet eylesin güzel bir insan adam gibi adam dı biz o gününün çocukları şimdinin büyükleri severdik rahmetli tahsin amcamızı mekanın cennet olsun.

2. Yorum: foto 07 03 2016 07:54
arzuhalci yazdığı dilekçeyi baştan sona kadar köylüye okurken köylünün kafası karışır binebzede olsa sinirlenir arzuhalciye ....
derken sorusunu sorar emmi şu a madesi b maddesine c maddesinin d fıkrasına diye okuduğun neydi anlayamadım der arzuhalciye arzuhalcinin de köylüye sinirlenip o d fıkrası o.... a..... diye küfrü basar arzuhalci....
yüreğine sağlık hacam.

1. Yorum: hüseyin orhanoğlu 07 03 2016 07:47
eline koluna sağlık hasan hocam güzel bi yazı olmuş yalnız kafam karıştı. tahsin amcanın soyadı yıldırım deyilmi yoksa.kusuruma bakmayın hocam


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Dün-Bugün-Yarın..!


Türk, Türkler ve Türklük Üzerine


21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü Kutlu Olsun!


Kiralık Daire


“Türkçülük bölücülüktür”diyen AKP lideri suç sende değil


Panayıra Götürmedi


Ne mutlu Türküm diyene...


Hüseyin Cömert Farkı


Tuğla Sektörüne Dokunmayın, Çekin Elinizi!


Sabırlı görevliyi tebrik ediyorum


Maskeli Fırıldaklar


Demokratik, Laik ve Bilimsel Eğitim


Asılsız Haberleri Tespit Etmek İçin İpuçları


2017 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması Sonuçları (16 Nisan 2017)


29 Eylül Dünya Kalp Günü


Kış Lastiği Takma Artık Otomobiller İçin de Zorunlu


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Boyabat'tan Kış Manzaraları


Boyabat Çemberinin Köyden Kente Göçü


Boyabat'ı Hiç Böyle Gördünüz mü?


Geçim öncelikli eylem planı


Ortaya Karışık


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Ekim ayı ziyaretci sayısı:730793
DtGaNi


* ANASAYFA *