E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Torunum Beren ile Çanakkale Gezisi (Anıtkabir) -2

Yılda 5 milyon ziyaretcisi olan başka bir lider var mı acaba?

Gezi yazımıza başlamadan evvel birkaç gün önce yaşadığım şu üzücü olayı aktarmadan geçemeyeceğim.

Geziden geldiğimin ertesi günü Şahin Pastanesi'nin önünden geçerken Ezgi FM sahibi ve Gazeteci Davut Koçyiğit'i biri ile otururken gördüm. O esnada o da beni gördü yanına çağırdı. Geziye gittiğimden haberdar olduğu için de

- "Hoşgeldin" dedi. Yanında oturan 60 yaşlarında, uzunboylu, sakallı şahsen tanımadığım kişi bana hitaben

- "Çanakkale Savaşı sence bir zafer mi?" dedi.

Hafif bir şaşkınlıktan sonra bende ona hitaben;

- Hayırdır, şu dilinin altındaki baklayı çıkartır mısın dedim. Sözümün akabinde

- Mesela sen on kişi siperdesin, on tane düşman askeride önünden geçiyor. Bu savaşın galibi kim olur? dedi.

Bu kişinin konuyu nereye getireceğini yani leb demeden leblebiyi anladım cevap olarakta:

- Şartlara bağlı dedim, devamında;

- Peki sizce? sorusunu yönelttim.

- Senin ordun siperde, diğer ordu ise sana saldırıyor, yani açıkta. Hal böyle olduğu halde sen 250.000 şehit veriyorsun, düşman askeride 250.000 zayiat veriyor, yani fifti fifti, peki zafer bunun neresinde? demez mi...

Tam olaya müdahale edecektim ki sözlerine devam ederek;

- O savaşta komutan hatası var, aslında o komutana küfür etmek isterdim ama yasak olduğu için edemiyorum. Bak Suriye'de Cerablus'a doğru ilerliyoruz. Bir tane şehit verdik mi? Zafer budur işte demez mi!?....

Dilinin altındaki baklayı çıkartmak için;

- Hayır yasak değil, bilakis son günlerde Atatürk'e küfretmek moda oldu dedim. Bu sözümün üzerine

- Yok yok dedi?.

Eğer bu kişi Çanakkale'nin başkomutanı Otto Liman Von Sanders'e küfür etmek isteseydi edebilirdi, çünkü yasak söz konusu değil. Durum bariz bir şekilde anlaşılmıştı.

- Bu konudaki fikir ve düşüncelerin bitti mi? dedim..

- Bitti. dedi.

- Ben de son fikrimi söyleyebilir miyim dedim.

- Tabii dedi.

- Ben senin kanından şüphe ederim diyerek, oradan uzaklaştım.

Sayın okuyucularım;

Geçen haftaki yazımda Milli ruhumuzu kaybetmiş bir toplum olduğumuzdan bahsetmiştim. Yukarıda ifade etmeye çalıştığım vadandaş sadece bir örnek, maalesef ülkemizde bu tip ayarında milyonlarca insan var.

Neyse "Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir." diyerek gezi ve ziyaretlerimizi anlatmaya başlayalım.

Ülkemin vahim olaylar yaşadığı şu günlerde depreşen milli duygularıma gem vurmak için böyle bir gezi yapmaya karar verdim. Tabi ki geziden maksat manevi yerleri ziyaret etmekti amacım. İlk olarak Sinop'da ikamet eden torunum Beren'i aradım. Kendisi 19 Şubat 2006 doğumlu, yani 10,5 yaşında.

Belki çok şeyi kavrayamayacak yaşta olabilir ama, atalarmızın "Ağaç yaş, iken eğilir" sözünü pratik uygulamaya geçirmek istedim. Kendisine gezimin içeriğini anlatarak davete icabet edebileceğini söyledim. Dünden razı bir tavırla seve seve diyerek, teklifimi kabul etti.

Peki Kambersiz düğün olur mu hiç?

Kırk yıl aynı yastığa baş koyduğum eşimede 21 Ağustos 2016 günü sabahına kadar hazır olmasını söyledim. Tabi rotada özgür olan bendim, çünkü neyin nerede olduğunu bilen tek kişiydim. Eşim Anıtkabire yıllar önce gitmişti. Torunum Beren ise Anıtkabire gittiğinde tabiri caiz ise kundaktaydı diyebiliriz. Onun için rotayı Ankara istikameti tarafına çizdim. Niçin mi?

Çünkü Atatürk'ü tanımadan Çanakkale'yi anlayamazsınız. Eğer birgün yolunuz Çanakkale'ye düşerse, inanıyorum ki bu sözüme hak vereceksiniz.

21 Ağustos 2016 günü sabahı saat 5'te ayaktaydık. Sabah namazını eda ettikten sonra eşyalarımızı arabaya yerleştirmek 15-20 dakikamızı almıştı. Hareket için aracın kontağını çalıştırdığımızda saat 6'ya çeyrek vardı. Tabi bu arada Besmele çekerek bildiğimiz duaları da okuduk. Sabahın erken saatleri olduğu için yol gayet sakindi. Kahvaltı yapmak ve diğer ihtiyaçlarımızı gidermek için ilk durak yerimiz Baykuş Boğazı olmuştu. Güzel bir kahvaltı ve istirahatın sonucunda tekrar yola koyulduk, ver elini Ankara.

Yaklaşık beş saatlik güzel bir yolculuğun ardından büyük kurtarıcımız, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün ebedi istirahatgahı olan Anıtkabir, karşımızda tüm heybetiyle duruyordu. Günün erken saatleri olsa da bizim gibi diğer il ve ilçelerden gelen ziyaretçilerle dolup taşıyordu. Şöyle göz uçu ile baktığınızda dahi içerisinde mevcut olan heykel ve kabartmaların konuları, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet tarihimizden ve Atatürk'ün hayatından seçilmiş birer kompozisyon niteliğindeydi. Ulu Önder Atatürk'ün, Türk Milleti'nin bağımsız ve milli egemenliğe dayanan demokratik bir devlet anlayışı içinde yaşaması için yürüttüğü mücadelesi adeta gözler önündeydi.

Tandoğan tarafındaki Kontrol (Nizamiye) kapısında kontrollerimiz yapıldıktan sonra hafif rampa olan mevcut yola doğru tırmanıyoruz. Tepe noktada bulunan araç parkına aracımızı park ettikten sonra bizi Aslanlı Yola çıkartacak olan basamaklara doğru ilerliyoruz. Yirmi altı basamak çıktıktan sonra ihtişamlı bir manzara ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Zemin ve mevcut kuleler Selçuklu mimarisiyle bezenmiş, adeta göz kamaştırıyor. Bir müddet bu manzaradan gözünüzü alamıyorsunuz. Bir an önce Ata'ya kavuşmak arzusuyla başlıyorsunuz, bulunduğunuz mekanı incelemeye.

Bulunduğunuz mekanın sağında yüksekçe bir kaide üzerinde Türk Kadınının derin acısı içinde bile gururlu, ağır başlı ve azimli oluşu dile getirilmiş olan üç kadın, solunda ise Atatürk'ün ölümünden duyulan derin acıyı ifade edip ziyaretçileri, O'nun yüce katına saygıyla girmeye hazırlamaları için yapılmış üç erkek heykeli mevcut. Ayrıca yine bu alanda Selçuklu mimarisiyle bezenmiş olan sağ tarafta İstiklal sol tarafta ise Hürriyet Kulesi mevcuttur.

Her iki tarafta oturur durumda (Sağda ve solda 12 toplamda 24 adet) yanyana ikişerli olmak üzere aslanların bulunduğu yola doğru başlıyorsunuz yürümeye. Aslanların oturur olması, Ben aslanım, güçlüyüm ama barış istiyorum, bu yüzden uysal uysal oturuyorum demekmiş. 24 tane oluşu ise Oğuz boyunu gösteriyormuş. Çift çift oturtulmaları ise birlik ve beraberliğimizin, millet bütünlüğünün göstergesiymiş.

Aslanlı yolun uzunluğu 262 metreymiş. Zemin eski Türk halı ve kilim desenleriyle bezenmiş, Selçuklu Çadır mimarisinden esinlenilmiş. Yer döşemesinin aralıklı olmasının sebebi de Atatürk'ün karşısına çıkarken başının yere doğru odaklanması içinmiş.

Tam bu esnada nöbet değişim merasimi başladı. Millet bir anda başını o yöne çevirerek pür dikkat askerlerimizi izlemeye koyuldu. Gerçekten muhteşem bir tabloydu. Onlarla gurur duymamak elde değildi. Nitekim ani bir refleksle herkes bu muhteşem tabloyu alkışlamaya başladı. Bizde bu muhteşem görüntüyü ve günü abideleştirmek için bastık kameramızın deklanşörüne.

Yolun sonuna geldiğimizde Atamız'ın ebedi istirahatgahı olan Anıtkabir tüm heybetiyle karşımızda duruyordu. Bu muhteşem tabloyu bir müddet izlemekle yetiniyorsunuz. Çünkü bir anda büyülü atmosferden çıkamıyorsunuz. Torunum Beren ani bir refleksle Anıtkabir'i arkasına alarak resminin çekilmesini talep ediyor. Sevgi bu olsa gerek diyorum zira mutluluğu yüzünden okunuyordu.

Şehir park ve bahçelerin durumu ortada, çekirdek kabuğundan geçilmezken, Tören alanında binlerce kişi olduğu halde tabiri caizse yalarcasına pırıl pırıl, yerde zerre kadar toz parçası dahi göremezsiniz. Tabi bu arada Müdafai Hukuk Kulesi, Mehmetçik Kulesi, Zafer Kulesi, Barış Kulesi, 23 Nisan Kulesi, Misakı Millî Kulesi, İnkılâp Kulesi, Zafer Kabartmaları, Cumhuriyet Kulesi, Kitaplık (Sanat Galerisi), Şeref Holü, Mozole (Atatürk'ün sembolik olarak kabrinin bulunduğu alan) ziyaretçilerine kucak açmış bekliyor.

Torunum Beren her ne kadar Atatürk hakkında bilgi sahibi olsada, Mozolenin bulunduğu hole girmeden evvel, Atatürk'ü tam anlasın o günleri bire bir yaşasın diyerek ziyaretlerimize müzeden itibaren başladık. İçeri girersiniz de hayran kalmamanız veya etkilenmemeniz mümkün mü efendim? Tabi bu arada torunum Beren'de beni soru yağmuruna tutuyor. Hatta bir ara şaşkınlığını gizliyemiyerek "Bu kadar kitabı Atatürk mü okumuş?" diyerek adeta haykırdı. Torunumun şaşırması tabi ki normaldi. Zira o salonda tam 3997 adet kitap bulunuyordu.

Diğer bir salonda Allah Allah nidaları, top ve kurşun sesleri sanki bir savaşın içerisindesiniz. O anda kendinizden geçiyor, adeta Çanakkale'yi, Dumlupınar'ı yaşıyorsunuz. 215 kglık top mermisini kaldırmaya çalışan Seyit Onbaşı'ya, yaralılara hizmet eden ana ve bacılarımıza yardım etmek geliyor içimizden. Hatta ecdat ile omuz omuza, sırt sırta bizlere bu vahşeti yaşatan düşmana karşı mermi sıkmak geliyor içinizden. Tabi bu arada kahraman şehitlerimize sonradan ahirete intikal etmiş olan gazilerimizede 3 kez İhlas, 1 kez Fatiha surelerini de okumayı ihmal etmiyoruz. Mekanları Cennet olsun. Amin.

Diğer bir kolidorda ise yanlarında biyoğrafileri yazılı kahraman askerlerimizin sıra sıra dizilmiş büstlerini görüyoruz. Diğer bir tarafta ise sanki Atatürk karşınızda duruyor. Sanki birşeyler sezmiş "Emanetlerime sahip çık" dercesine gözlerinizin içerisine bakıyor.

Torunum hediyelik eşya satılan bölümden üzerinde Atamızın imzasının bulunduğu bir bileklik, kalemlik, kolye, anahtarlık ve güzel bir kalem alarak İlk Başbakanımız, II. Cumhurbaşkanımız olan İsmet İnönü'nün kabrine doğru yürüyoruz. Bu alan Anıtkabirin tam karşısında bulunuyor.

Buradaki ziyaretimizi de tamamladıktan sonra Atatürk'ün naaşının bulunduğu, üzerindeki granitin 40 ton olduğu mozoleye doğru yürüyoruz. Bu cümleyi niçin mi kullandım? Efendim Atatürk'ü toprak kabul etmemiş, onun için üzerine beton atmışlar. Bakın bu sözü güya Türk ve Müslüman olan bir vatandaştan duydum. Aslında bu ve bunun gibi düşünenler için sahifeler dolusu yazı yazılabilir ama ben bu şer odaklarını ALLAH(C.C)'a havale etmekle yetiniyorum.

Aslında Atatürk'ün kabrini ziyaret ettiğimiz yer göstermeliktir. Atamızın esas mezarı mevcut binanın alt katındadır. Mezarda dolgu olarak 81 vilayet ve Kıbrıs'tan getirtilen toprak kullanılmıştır. Yine bu toprakların bir kısmı özel bir kap içerisine konularak mezarın etrafına yerleştirilmiştir. Bu alan özel görevliler tarafından canlı olarak her daim gelen ziyaretçilere ekran üzerinden gösterilmektedir.

Mozelenin bulunduğu alanda Atamız için üç kez İhlas, bir kez Fatiha suresini okuduktan sonra günün anısı olarak 3-5 resim karesi alarak yolumuza devam etmek için Atamızdan ayrılmak mecburiyetinde kalıyoruz. Tam merdivenlerden aşağı ineceğimiz esnada nöbet merasim mangasını tekrar görüyoruz. Nöbet değişimi 2 saat aralıkla oluyormuş. İki saat nasıl geçti farkında dahi değiliz.

Son olarak 37 metre uzunlugundaki direğin tepe noktasında dalgalanan bayrağımıza selam çakarak eski adı Rasattepe olan, 907 rakımlı Anıttepe'ye el sallayarak ayrılıyoruz.

NOT: Haftaya Bursa gezimizi anlatacağız.

GÜNÜN SÖZÜ: "BENİM NÂCİZ VÜCÛDUM ELBET BİR GÜN TOPRAK OLACAKTIR;FAKAT, TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAKTIR" MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

SAYGILAR
HÜSEYİN CÖMERT

Tarih:31 08 2016 20:16(1015) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu
1. Yorum: evet 05 09 2016 08:26
hüseyin bey
sizi canı yürekten tebrik ederim ve inanın tüylerim diken diken oldu yazınızı okurken... o davut beyin yanında ki şahsa gelince;
inanın çok şey söylemek istiyorum o zihniyete fakat adam yerine konulurlar diye korkuyorum. o zihniyetin fetö dan ne farkı var..? fetö da atatürkü sevmezdi çünkü milliyetsizlerden milliyetçilik beklemek manukyandan bakire olmasını beklemek gibi birşey diye düşünüyorum. yinede size çok teşekkür edip yüreğinize sağlık diyorum.
saygılarımla
syr


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Ne Hayaller Unutulur Bir Ekmek Uğruna...


Boyabat Şeref Kuru Temizlemeden, 34. Hizmet Yılında Kampanya


Verem (Tüberküloz) Hastalığı


Dönmeler, Dönekler ve Siyaset


Boyabat Barajı'ndan Kış Fotoğrafları


Boyabat Turizme Hazır mı?


Gel Vatandaş Gel !.....


2016 Raporu


Cep Telefonu


2017 Sonbahar’ında ABD Doları 8 lira olacak iddiası


Mustafa Meral Çörtü Hocamız da Hakk’a Yürüdü


Mustafa Meral Çörtü, Cumhurbaşkanını sevmişti


DNA Testi


Biz insanoğlu insanız kısaca


Travel Turkey İzmir Fuarı


Kıbrıs, İskenderun ve Hatay Gezisi Fotoğrafları-3


Yaşar Topçu YBO'nun Öğretmenler gününe özgü hazırlamış olduğu klip


Topal Osman Sinop’ta


AK Parti’de erken seçim sinyali var (mı?)


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Teşrik tekbiri başladı


Neden Tuğla Kullanmalıyız


2015 Yılı Milletvekili Erken Genel Seçim Sonuçları (1 Kasım 2015)


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Ocak ayı ziyaretci sayısı:692781
DtGaNi


* ANASAYFA *