E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu
 

Höst

Sinop-Boyabat-Dodurga Köyü İlkokulunda çalışan sınıf öğretmeni Uğur Çağlar’a-folklor çalışmalarına da önem vermesi nedeniyle-tüm köy halkının olduğu gibi özellikle öğrenci velilerinin ilgisi de sevgisi ve saygısı da çok iyi bir düzeyde idi.

Uğur öğretmenin folklor çalışmalarını ilgiyle takip eden, öğretmenimize bu çalışmalarında desteklerini esirgemeyen bir grup veli aralık ayının ilk haftasında, Çarşamba günü, öğle arasında okula gelirler. Okulun lojmanında diğer öğretmen arkadaşı ile çay içmekte olan Uğur öğretmen bu ziyaretten dolayı oldukça memnundur. Küçük bir koyun sürüsü olan; köyünde ve yörede Çoban Sadık namıyla tanınan Sadık Özcan ve üç arkadaşını lojmanın kapısında karşılayarak içeriye buyur eden Uğur öğretmenle misafirleri arasında kısa sürede başlayan sohbet bir anda koyulaşır. Sohbetin ana konusu tabii ki folklor üzerinedir. Çaylar içilirken müzik üzerine yapılan sohbet de iyice derinleşir. Çoban Sadık bir ara Uğur öğretmene duvardaki sazını eline alarak birazcık çalmasını rica eder. Bu kırklı yaşlarındaki sempatik misafirini kırmak istemeyen Uğur öğretmen bağlamasını eline alarak çalmaya başlar. Uğur öğretmenin bir yandan da söylemiş olduğu türküye eşlik eden köylülere diğer öğretmen Ali Yavaş da katılınca lojmandaki ortamın coşkusu bir anda doruğa çıkmıştır. Bir türkü iki türkü derken bir ara azcık mola verilince, sazını tekrar duvardaki çiviye asmak üzere ayağa kalkan Uğur öğretmene Çoban Sadık’ın bir teklifi daha olur:

-Şey!.. Hocam!.. Uğur Bey!.. Eğer müsaade edersen… Şu sazı birazcık da ben çalayım mı?

Çoban Sadık’ın saz çaldığını bilmeyen Uğur öğretmen bu teklife şaşırsa da büyük bir memnuniyetle sazını Çoban Sadık’a uzatır:

-Abi ne demek!.. Saz çaldığını bilmiyordum!.. Ne güzel!.. Buyur abi!..

Çoban Sadık’ın sazı eline alışı… Sazı kucağına koyuşu… Hele mızrabını tutuşu Uğur öğretmenin dikkatinden kaçmamıştı. Yani, Çoban Sadık’ın her hareketi de usta işiydi. Çoban Sadık sazını çalmaya başlayınca Uğur öğretmenin şaşkınlığı daha da artmıştı. Çoban Sadık’ın mızrabını sallaması da mükemmeldi. Çoban Sadık “Fidayda” türküsünü öyle bir çalmaya başlamıştı ki… Gerçekten de birinci sınıftı!.. Hele sazının döşüne döşüne vuruşu on numaraydı Çoban Sadık’ın!.. Türkü biter bitmez Uğur öğretmen merakını gidermek istedi:

-Ya Sadık abi!.. Ne yaptın sen ya?! Abi mükemmel çalıyorsun be!.. Abi sen Fidayda türküsünü böyle çalmayı nerede öğrendin? Abi bu dağın başında kim öğretti sana bu türküyü böyle çalmayı? Abi bu türküyü bu kadar güzel çalan adamı ben çok az gördüm be!..

Çoban Sadık öğretmenimizin övgüleriyle bir anda kıpkırmızı olurken yine de mahcup bir vaziyette ama bütün samimiyetiyle konuşmaya çalıştı:

-Uğur Bey!.. Hocam!.. Ben… Fidaydayı bu şekilde çalmayı… rüyamda öğrendim.

Çoban Sadık’ın bu şekilde konuşmaya başlaması başta Uğur öğretmen olmak üzere Ali Bey’i de diğer üç misafiri de kahkahalarla güldürmeye yetmişti. Ali Bey, mendiliyle gözyaşlarını silmeye çalışırken bir yandan da gülmesine ara vererek Çoban Sadık’a takılmadan edemedi:

-Yahu Çoban Sadık… Ne adamsın be!.. Bizi güldürdün!.. Yalnız… Ufak at da civcivler de yesin olur mu?

Çoban Sadık, Ali Bey’in bu sözlerine biraz içerlemişti. Üzgün bir yüz ifadesiyle ve ses tonuyla karşılık vermeye çalıştı:

-Yok Hocam be. Vallahi yalan söylemiyorum. Şaka da yapmıyorum. Ben bu türküyü böyle çalmayı vallahi de billahi de rüyamda öğrendim. Daha doğrusu ilk defa rüyamda böyle çaldım.

Uğur öğretmen araya girdi:

-Tamam Sadık abi tamam. Olabilir. İyi de… Nasıl oldu bu iş abi be? Şu rüyanı bize de anlatabilir misin?

-Hocam…. Ben askerliğimi bitirdikten sonra İstanbul’a çalışmaya gitmiştim. Biraz para kazanır kazanmaz ilk işim kendime bir saz almak oldu. İnşaatlarda çalışan arkadaşlarımın arasında çat pat saz çalabilenler vardı. Onlardan az çok bir şeyler öğrendim. Ama… Fidayda türküsünü çalmayı bir türlü beceremedim. Bir iki yıl çalıştım yok… Çalamıyorum!.. Sonra, epeyce para biriktirebilince köye döndüm. Anam, babam köydelerdi. Bakıma muhtaçlardı. Tarlaları sürüp ekecek, hayvanlarla ilgilenecek benden başka biri yoktu. Mecburen köye dönmüştüm Hocam. Otuz, kırk tane koyun alarak kendime küçük de bir sürü yaptım. Tabii ki öküzlerimle tarlalarımı sürerken de koyunlarımı otlatırken de sazım devamlı elimdeydi. Verdiğim her molada saz çalıyordum türkü söylüyordum. Ama… Bir türlü Fidaydayı çalamıyordum!.. Kan ter içinde kalana kadar uğraşıyordum… Yok!.. Fidaydayı çalamıyordum!.. Yorgun argın eve dönünce de gece yarılarına kadar çalışıyordum fakat… ııh!.. Sabah yataktan kalkar kalkmaz da ilk işim sazımı elime almak oluyordu ama yok arkadaş… Bir türlü Fidaydayı çalamıyordum!.. Bu arada evlendik. Çoluk çocuğa karıştım. Aradan beş altı yıl geçti. Yok Hocam!.. Ne kadar çalışsam da çabalasam da… Fidaydayı çalamıyorum!.. İşte bir yaz mevsimi… Yaylada ekinleri biçiyoruz. Bir yandan da sürümü otlatıyorum. Yani, işten canımız çıkıyor. Yorgunluktan yemeğimizi bile doğru dürüst yiyemiyoruz be Hocam. Herkes olduğu yerde kıvrılıp yatıveriyor. Ama bu vaziyette bile benim gözüm duvardaki çivide asılı duran sazda. Güçlükle sazımı elime alıyorum… Ama… Azıcık tıngırdattıktan sonra kucağımdaki sazla olduğum yerde uyuya kalıveriyorum!.. İşte böyle bir vaziyette olduğum yerde uyurken bir rüya görmeye başladım. Yahu Hocam!.. Uğur Bey!.. Rüyamda saz çalıyordum!.. Hem ne çalma!.. Öttürüyorum sazımı öttürüyorum!.. Tıpkı Neşet Ertaş gibi çalıyorum!.. Aynı Murat Çobanoğlu gibi çalıyorum!.. Allah’ına kadar güzel çalıyorum!.. Hocam!.. Uğur Bey!.. Ben rüyamda hangi türküyü çalıyordum biliyor musun?

Uğur öğretmen gülümseyerek cevap verdi Çoban Sadık’a:

-Fidaydayı!

Çoban Sadık gözleri nemlenmiş bir vaziyette, büyük bir heyecanla devam etti:

-Evet!.. Vallahi de evet!.. Billahi de evet!.. Fidaydayı çalıyordum Hocam!.. Hem nasıl çalıyordum… Fıstık gibi!..

Ali Bey gülerek araya girdi:

-Canım rüyanda çalabilirsin. Rüya bu. Olabilir.

Çoban Sadık, Ali Bey’den tarafa döndü:

-Hocam!.. Bir saniye!.. Sonuna kadar anlatayım da!..

Çoban Sadık, Ali Bey’e birazcık sabırlı olmasını ima ettikten sonra bütün ciddiyetiyle Uğur öğretmenden tarafa dönerek coşkulu bir şekilde kaldığı yerden konuşmaya devam etti:

-Uğur Bey!.. Ben Fidaydayı rüyamda çok güzel bir şekilde çalarken aniden uyanıvermeyeyim mi? Uyandım!.. Uyanır uyanmaz da hemen yanı başımdaki sazımı elime alarak… Tıpkı rüyamdaki gibi Fidayda türküsünü çalmaya başladım!.. Fidayda türküsünü çalmaya başladım!.. Hani rüyamda çok güzel çalabiliyordum ya… Dünyamda da çalabiliyordum Hocam!.. Dünyamda da çalabiliyordum!.. Ali Bey!.. Ali Hocam!.. Ben Fidaydayı aynı rüyamdaki gibi çalabiliyordum!.. Allah belamı versin ki yalan söylemiyorum!.. Kur-an çarpsın doğru söylüyorum!.. Ben Fidaydayı rüyamda nasıl çaldıysam dünyamda da öyle çalmaya başladım!.. Hem nasıl çalıyorum!.. Öttürüyorum sazımı öttürüyorum!.. Hem çalıyorum hem de söylüyorum!.. Sevinçten havalara uçuyorum!.. Keyfimin en güzel yerinde bizim hanım uyanarak; gözlerini döndüre döndüre “Höst!.. Höst!..” diye bana bağırmasın mı? Saz çalmaya ara vererek sinirli bir şekilde bizim hanıma baktım. “Başlarım lan hösüğe!.. Zıbar yat!” diye karşılık vererek tekrar sazımı çalmaya başladım. Bizim hanım yatağında doğrularak; “Ne yapıyorsun Sadık? Çocukları yenice uyutabildim zaten!.. Bütün köyü de ayağa kaldıracaksın!.. Daha sabah ezanı bile okunmadı!.. Herkes yorgun argın yatıyor!.. Sapıttın mı?” diye beni fırçalamaya devam edince iyice tepem attı: “Yedi senedir uğraşıyorum kız!.. Ancak şimdi çıkarabildim türküyü!.. Başlarım köylüye de sana da!.. Dön arkanı da zıbar!” diye azarladım bizim hanımı. Sonra… Sabah ezanı okunana kadar Fidayda türküsünü çalmaya devam ettim Hocam. Aynen böyle oldu Uğur Bey!.. İster inanın istersem inanmayın!.. Aynen böyle oldu.

Çoban Sadık sözlerini kısa bir süre ara verip de çayının şekerini karıştırırken Uğur Öğretmen de Ali Bey de büyük bir şaşkınlıkla birbirlerine bakıyorlardı. Çoban Sadık, keyifli bir şekilde çayını karıştırdıktan sonra bir yudum içmek için bardağını ağzına götürürken, hayret dolu gözlerle kendisini seyreden öğretmenlerimize sempatik bir şekilde bakarak, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

-İşte Hocam!.. O gün bu gündür… Ben… Fidaydayı böyle çalıyorum.

Tarih:14 09 2016 20:45(1446) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yahudilerin Üstün Cesaret Nişanı, İsrail’in kaderini değiştirdi …!


Her İnsan Bir Engelli Adayıdır


Övülenler, Eleştirenler, Suçlananlar Kim ne?


İYİ Parti İlçe Başkanı Mithat Mor, Mevlid Kandili Mesajı Yayımladı


Osman Çakır’dan kandil mesajı


Olmasa iyi ama, olmuş işte...


Ümit Ettiklerimiz Gelecek


17-25 Aralık da Sen Ne Yaptın?


Kazanmak Risk Almakla Mümkündür


Hisar İşçi


Cehaletin de bir sınırı var! İdam fetvalarını Dürrizâde vermiştir!


DİYABET / Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)


Boyabat Müftülüğüne Bugün Güzel Bir Ders Verdim


Panayıra Götürmedi


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Tuğla Sektörüne Dokunmayın, Çekin Elinizi!


Asılsız Haberleri Tespit Etmek İçin İpuçları


2017 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması Sonuçları (16 Nisan 2017)


Kış Lastiği Takma Artık Otomobiller İçin de Zorunlu


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Boyabat'tan Kış Manzaraları


Boyabat'ı Hiç Böyle Gördünüz mü?


Geçim öncelikli eylem planı


Ortaya Karışık


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Aralık ayı ziyaretci sayısı:354039 DtGaNi

* ANASAYFA *