E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Osmanlı Çocuğu Osman

Osman dedem olur. Dedemle ilgili konulara geçmeden önce bir pazarlama hikayesi anlatmak istiyorum.

Bir pazarlama elemanı inek sağma makinası pazarlıyormuş. Bir köye gitmiş. Bir tek ineği olan köylü amcanın elinden süt sağma makinasına karşılık ineğini alarak makinayı satmış.

İnek olmayınca süt sağma makinası ne işe yarayacak? Amca da uyanmış ama, pazarlamacı çoktan o bölgeden uzaklaşmış. İneği kasaba satmış bile. Amcanın yapableceği bir şey kalmamış.

Dedemle ilgili yazmak istediklerime gelince. Dedem bir osmanlı çocuğu, adı da Osman. Okuma yazma bilmiyordu. Ne yazabiliyor, ne de başkasının yazdığını okuyabiliyordu. Kur'anı Kerim'i okumayı da bilmezdi. Beş vakit namaz kılacak kadar sureleri bilirdi.

Dede yaş kaç diye sorduğum da, tevvelüt 1317 derdi. Sizin anlayacağınız 1901 doğumlu. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda 22 yaşındaymış. Askere gittiğinde savaş bittği günlermiş. Osmanlı dönemiyle ilgili anlattıklarının çoğu yoksulluktu.

Dedemin arkadaşı, eşimin de dedesi, bize ilkokulda savaş yıllarını anlatan bir de Hüseyin dede vardı. Dedemden beş altı yaş büyük. Dokuz yıl askerlik yapmış. Bir çok cephede savaşmış.

Osman dedemle, Hüseyin dedenin ortak noktaları; ikisininde okur yazar olmaması, Kur'anı Kerim'i bilmemeleri, beş vakit namazını kılacak kadar sureleri bilmeleri. Aynı köylü olmaları ve aynı sorunları ortak yaşamaları.

Sizin anlayacağınız, dedelerin cahil olduğu gibi halkın % 94 kadarı cahildi. Cumhuriyet ile birlikte gerçekleştirilen harf devrimiyle bir gecede cahil bırakılmadı bu halk. Üstelik harf devrimine geçiyoruz demekle pat diye geçilmemiş.

26 Eylül 1932'de düzenlenen ilk Türk Dil Kurultayı "Dil Bayramı" olarak kabul edilmiştir. Fakat bunun öncesi de var. 13 Mayıs'da dil bayramı olarak kabul edilmektedir. 13 Mayıs tarihinin dil bayramı olarak kabul edilmesi ta 1277 yılına dayanmaktadır. Bu tarih Karamanoğlu Mehmet Bey'in, Türkçe'yi resmi dil olarak kabul etmesidir.

Bir başka tarih 1876. Bu tarihde de "Osmanlı uyruğunda bulunanların devlet dairelerinde çalışabilmeleri için devletin dili Türkçe'yi bilmeleri gerekir." diye yasaya madde eklenmiştir.

Osmanlı aydınları ile halk arasında kopukluğu gidermek için devlet adamları kafa yormaya başlamışlar. Arapça ve Farsça kelimeleri ayıklayarak Türkçe kelimelere yönelmişlerdir.

19. yüzyılda ise en tutucu Osmanlı aydınları bile Arap harfleri ile Türkçeyi yazmanın zor olduğunu kabul etmişlerdir.

Cumhuriyet döneminde de latin harflerine uzun bir çalışmadan sora geçilmiştir. Daha önce karşı çıkan İsmet İnönü, daha sonra yeni harflerle ilgili şu kararı yazdırmıştır. "Ulusu bilgisizlikten kurtarmak için kendi diline uymayan Arap harflerini bırakıp Latin esasından Türk harflerini kabul etmekten başka çare yoktur."

1932 yılından itibaren de ezan Türkçe okutulmaya başlanmışdır. Burada ki amaç dil meselesidir. Türkçe ezan sayesinde Türkçe minarelere, yükseğe çıkarılmıştır.

4 Haziran 1950'de bir gazeteye demeç veren Adnan Menderes; "... Büyük Atatürk inkilaplarına başladığı zaman taassup zihniyeti ile mücadele etmek zarureti duymuştur. Türkçe ezanın da böyle bir zaruretten doğduğunu kabul etmeliyiz" demiştir. (S.M. EL-CEVAP S.380)

Yani bazılarının söylediği gibi latin harflerinin kabul edilmesi, Atatürk'ün yazı-harf devrimi halkı dininden ve geçmişinden koparmak için yapılan bir plan ve proje değildir.

Okuduğum kaynaklardan sizlere aktardığım bu bilgilerden sonra şu soruları sormak istiyorum. Yukarı da anlattığım iki dede gibi sizin dedeleriniz cahil değilmiydi?

Cumhuriyet döneminde, Türkçe okuyup yazmaya başlandığında, halk hangi dilden konuşuyordu? Daha sonra Türkçe'yi kim öğretti? Türkçe konuştukları halde neden başka bir dilde okuyup yazsınlar?

Eyyy bir gecede cahil bırakıldık diyenler, TC'den vazgeçip Osmanlı dönemini isteyenler. Osmanlı dönemini hangi yönüyle istiyorsunuz? Osmanlı döneminin son zamanlarında her şey güllük gülistanlıktı da ben mi duymadım?

Dedemi rahmetle anıyorum. Özlüyorum. Geçmişimi asla inkar etmiyorum. Fakat dedelerimin yaşadığı gibi yaşamak istemiyorum. Geri dönmek istemiyorum. Benim yönüm daima ileri. Benim çocuklarımın benden de daha ileri olmalarını arzuluyorum.

Tekrar ediyorum. Tarihimizi hiç bir zaman inkar etmiyorum. Fakat o dönemde ki gibi de yönetilmek istemiyorum. Osmanlı dönemini şimdiki yönetim şeklinden daha iyi olduğunu söyleyenler, bu söylenenlere alkış tutanlar, hiç işinize yaramayan süt sağma makinasıyla kalabilirsiniz. Tabi makinayı koyacak ve rahatça yaşayabileceğiniz bir vatan kalırsa?

Osmanlı dönemine geri dönmenin iyi olcağını söyleyenler, pazarlamacı gibi kazançlı çıkabilir. Alıkış tutanlar. İyi düşünün yanmayın. Kendinizle birlikte çevrenizdekileri de yakmayın. Saygı ve sevgilerimle.

Mustafa Gürleyen
08.12.2016

Tarih:09 12 2016 13:15(1099) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu
2. Yorum: muammer ergan 22 12 2016 16:29
-yüreğine eline sağlık kardeşim. yurdumuzda oynanan oyunları hayretle izliyorum. kandıran kandırana. bu millet bir gün uyanacak ama korkarım iş işten geçmiş olacak.bu vatan için bir kişi kaldığımız güne kadar mücadeleye devam.

1. Yorum: nazmi şimşek 22 12 2016 16:24
değerli büyüğüm mustafa abiciğim biz bu halka anlatamadığımız şeyi birazda mizahi şekilde güzel izahat yaptığın için teşekkürler.ağzına sağlık...


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Yozlaşan Türkçemiz ve Yabancı Kelimeler


Kış Lastiği Takma Artık Otomobiller İçin de Zorunlu


Eğitim Bir ülkenin Geleceğinin Güvencesidir


Diplomalı Cahiller, Diplomasız Muktedirler


Boyabat Nasıl Soyuluyor


Boyabat İlave Revize İmar Değişikliği Rezaleti


“Selam” üzerine bir derleme


İlber Ortaylı:Türkiyeli diye bir ırk yoktur, Türk vardır


Sonbaharın Sesi…


Yaylaoğlu Tuğla Eleman


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Boyabat İlave Revize İmar Değişikliği ile İlgili İddialarım Soyutmuş


CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay ve CHP Sinop İl Başkanı…


Boyabat'tan Kış Manzaraları


Boyabat Çemberinin Köyden Kente Göçü


Boyabat Gazetesi 12. Yaşında


Öküze Gâh Dedim


Canım babam benim... Çok özledim çook.


Boyabat'ı Hiç Böyle Gördünüz mü?


Ramazan ayı, sigaradan kurtulup özgürlüğe kavuşmak için fırsat


Geçim öncelikli eylem planı


2010 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması Sonuçları (12 Eylül 2010)


Ortaya Karışık


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Eylül ayı ziyaretci sayısı:699588
DtGaNi


* ANASAYFA *