E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Boyabatlı Siyasetçilerin Güç Gösterisi

Genelde önce doktordan başlar Boyabatlı siyasetçiler defter dürmeye.

Sen misin ilkokulu, ortaokulu ve liseyi pekiyi derece ile bitiren? Sen misin bütün öğretmenlerinin, sınıf arkadaşlarının; hatta sokağındaki bütün komşularının bile hep takdirini kazanan? Sen misin beş yüz tam puan alarak okul kazanan? Herkes dört yıllık fakültelerde okurken sen misin altı sene okuyan?

Sınıfta da hiç kalmadın ha! Bilim adamı ayakları ha!

-Doktor Ahmet beni bulsun!

Bu aslan kükremesini bir kere daha tekrarlayalım:

-Doktor Ahmet beni bulsun!

İktidar partisinin ilçe başkanı; gergin bir suratla, kıpkırmızı gözlerle; çevresindeki hiçbir kimseyle göz teması kurmadan, sadece ufka bakarak bu sözleri nerede haykırdı?

Boyabat’ın tarihi orta çarşısının ortasında… Gazeteci Bekir Elkovan’ın dükkânının tam önünde.

Kime söylüyor?

Çevresindekilere… Ama çevresindekilere bakmadan… Çatık kaşlarla ufka bakarak…

Yani, Doktor Ahmet Bey’e telefon etmiyor veya birilerinden haber göndermiyor da lafı ortaya koyuyor!

Evet.

İktidar partisinin Boyabat İlçe Başkanı Celal Şahbaz, Boyabat’ın tarihi orta çarşısında partilileriyle gezerken, seçmenlerinden birisinin Doktor Ahmet Bey’i şikâyet etmesiyle sinirleniyor ve anında kükrüyor:

-Doktor Ahmet beni bulsun!

Şu hitap şekline bakar mısınız? İktidar partisinin Boyabat İlçe Başkanı Celal Şahbaz sanki babasının oğluna hitap ediyor. Sanki kahvede kâğıt oyunu oynadığı samimi arkadaşından bahsediyor. Sanki okeye dördüncü çağırıyor. Doktor Ahmet diye bağırdığın zat-ı muhterem Boyabat Devlet Hastanesi’nin doktoru. Boyabat Devlet Hastanesi'nin eli-kolu... Boyabat Devlet Hastanesi'nin her şeyi. Ama… Başkan Celal Şahbaz, mühür bende, diyor… Süleyman benim, diyor. Millet yetkiyi bana verdi, diyor. Ben daha başarılı olmasam, ben daha çalışkan olmasam, ben çok daha zeki olmasam bu akıllı millet mührü bana verir miydi diye devam ediyor Başkan Celal Şahbaz.

Bu sözlerde doğruluk payı var mı? Lanet olsun!.. Ne yazık ki var! Celal Şahbaz darbeyle veya silah zoruyla ilçe başkanı olmadı ki… Seçimle oldu. Celal Şahbaz Boyabat halkının yüzlerce oyunu alarak ilçe başkanı oldu. Eğer Boyabat halkı Celal Şahbaz’ı yetenekli, zeki ve çalışkan bulmasaydı başkan yapar mıydı?

Zaten milletin bu sağduyusunu iliklerine kadar hisseden Başkan Celal Şahbaz kendisinden o kadar emin ki haykırırken:

-Doktor Ahmet beni bulsun!

Lafı ortaya atmasının bile etkili olacağını, yeterli olacağını çok iyi biliyordu Başkan Celal Şahbaz. Hastanede de olsa, postanede de olsa; iki eli kanda da olsa Doktor Ahmet Bey’in bu haykırışı mutlaka duyarak en geç yarım saat içinde kendisini bularak, konuyla ilgili hesap vereceğini, rapor vereceğini biliyordu Başkan Celal Şahbaz.

İyi de… Başkan Celal Şahbaz; beni şurada bulsun, burada bulsun diye de bir şey söylemedi ki! Ben yarım saat sonra şurada olurum, diye de bir şey demedi ki! Kısa ve net haykırdı:

-Doktor Ahmet beni bulsun!

Gerçekten de Doktor Ahmet Yücel Gündoğdu Bey, yarım saat içinde Başkan Celal Şahbaz’ı buldu mu?

Maalesef!..

Kanatsız iki ayaklı kuşların on dakika içinde-severek ve ellerini ovuşturarak-haber ulaştırdığı Doktor Ahmet Bey, ameliyattan(Allah’tan son dikişi atmıştı; yoksa bu son dikişi atmak hemşirelere veya diğer hasta bakıcılara kalabilirdi)paldır küldür çıkarak; kasaplar çarşısında mangal keyfi yapan Başkan Celal Şahbaz’ı buldu.

Ama nafile. Doktor Ahmet Bey, Başkan Celal Şahbaz’ın ağzına uzattığı ayak tabanı büyüklüğündeki aşırı acılı dana pirzolayı; göz pınarlarında biriken yaşları içine akıtarak, büyük bir iştahla-yer gibi-yemeye çalışsa da… Şimşek gibi bir hızla ceketinin cebinden çıkardığı kokulu selpak mendiliyle Başkan Celal Şahbaz’ın alnında biriken ter damlalarını-sıra gecesinde çiğ köfte yoğuranın terini siler gibi-özenle silmeye çalışsa da… Sözlü raporunu tam tekmil verse de… Yine de üç ay sonra sürgün edilmekten kurtulamıyor. Ne yazık ki iktidar partisinin başka bir seçmenine bir kere daha-yanılıp da-sıraya geç diyen (Kardeşim lütfen sıraya geçer misin demiş) Doktor Ahmet Bey apar topar Doğu Anadolu’ya sürgün ediliyor. Hâlbuki iktidar partisinin seçmeni; hastaneye giriş şeklinden de, hastane koridorlarında dolaşmasından da, doktorlarla konuşma tarzından da apaçık belli oluyordu. Doktor Ahmet Bey’in bu özel hastaları tanıması gerekiyordu. Bu ayrıcalıklı hastalara özel muamele yapması gerekiyordu. Doktor Ahmet Bey fazla mı demokratmış? Fazla mı dürüstmüş? Fazla mı kişilikliymiş? Yoksa… Fazla mı safmış?

Neyse.

İktidar partisinin yetkilileri aydınların düşmanı olurlar da muhalefet partilerin ağa babaları aydınların dostu mu?

Olur mu?

Boyabat’ta doktorların kötü akıbetlerini bildiği halde; muhalifleri daha hoş görülü, daha çağdaş, daha ilerici, daha özgürlükçü ve çok daha demokrat gören bir öğretmenin başına gelenlere bakar mısınız?

-Başkanım!.. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın önemi gittikçe artıyor! Batı, özellikle Amerika, Ahmet Hamdi Tanpınar’a çok önem vermeye başladı. Avrupa edebiyat çevreleri de öteden beri Tanpınar’ı ciddiye alıyordu zaten. Ama biz hâlâ Tanpınar’ı keşfedemedik! Tanpınar’ın eserleri Amerika’da Türkiye’den daha fazla satıyormuş! Çok güzel değil mi?

Dostoyevski’nin meşhur budalası Prens Mişkin’e kendisini-üzülerek-birazcık benzeten, Prens Mişkin’i okudukça kendi budalalığını bütün benliğinde hisseden; ama, bu durumuna da-yaşamı boyunca-bir türlü çare bulamayan sevgili öğretmenimiz Faruk Gürleyen bu konuşmasını nerede yapıyor? Muhalefet parti başkanının odasında… Odada başka kim var? Muhalefet partisinin belediye başkan adayı…

Ne olmuş yani? Yanlışlık bunun neresinde? İktidar partilerinin hiçbirinde asla olamayacak seviyeli edebi bir sohbet başlatmış Faruk öğretmen. İyi değil mi? Güzel değil mi? Muhalefetin amacı kaliteyi artırmak değil mi? Üstelik muhalefet partisinin başkanı maden mühendisi. Adamdan da anlar herhalde diye düşündü galiba haklı olarak Prens Mişkin.

Tamam da… Tanpınar sohbeti biraz uzayınca… İşte yarım saat falan sürünce… Faruk öğretmeni tıpkı Prens Mişkin’i dinleyen bitirim ve kurnaz insanlar gibi; bazen en ciddi pozlarla, bazen bıyık altından gülerek, bazen de dudak bükerek dinleyen parti başkanı ile belediye başkan adayı azcık sıkılmış gibiydiler. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Amerika’da çok okunması umarlarında bile değil gibiydi muhaliflerin. Ama… Tıpkı Prens Mişkin gibi bu durumu sezemeyen Faruk öğretmen konuyu birde Tanzimat Edebiyatına getirince… Tanzimat Edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan ve Türk Edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarı olan Ahmet Mithat Efendiden bahsetmeye başlayınca… Ortam biraz daha soğur gibi oldu. Güzel bir sohbete büyük bir heyecanla başladığı için cayır cayır yanan Faruk öğretmenin bu soğukluğu da hissetmesi imkânsızdı. Velhasıl Prens Mişkin hiç susmadı. Büyük bir heyecanla devam etti. Ahmet Mithat Efendinin Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü gazetesi olan Tercüman-ı Hakikat gazetesini yayınladığını… Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Ahmet Rasim gibi önemli yazarlarımızın Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazdıktan sonra şöhret olduklarını… Ahmet Mithat Efendinin; aynı zamanda damadı da olan Muallim Naci’yi(Ömer Naci)Tercüman-ı Hakikat gazetesinin edebiyat sayfasını yönetmekle görevlendirdiğini; ama, Muallim Naci’nin gazeteyi eski edebiyat yazılarının sözcüsü durumuna getirdiğine kanaat getirince, hemen kovarak; yerine, daha yenilikçi bulduğu Recaizade Mahmut Ekrem’i getirdiğini anlattı da anlattı… Velhasıl… Prens Mişkin… Bir yarım saat de bu konulardan bahsedince… Faruk öğretmenin çizmeyi iyice aştığına inanan ve artık ona küçük bir ders vermenin zamanının geldiğini düşünen parti başkanı ve belediye başkanı adayı; Prens Mişkin’e çaktırmadan birbirlerine kaş-göz işareti yaptıktan sonra da operasyona başladılar. Düğmeye önce parti başkanı bastı:

-Faruk Bey bize biraz müsaade eder misin?

-…!

-Biz biraz da önemli konulara temas edeceğiz de.

-…!

Faruk öğretmen, parti başkanının bu sözlerinden bir şey anlamadı mı? Anlamadı galiba. Ama anlamış gibi de duruyor. Çünkü… Mevsimin ilk kırağısını yemiş bamya çiçeği gibi soluverdi Faruk öğretmen. Anlamasaydı bu kadar etkilenir miydi? Fakat anlamamış gibi de susuyor. Şoke olmuş gibi. Sanki zerre kadar ihtimal veremiyormuş gibi. Kısacası… Ağzı açık bir vaziyette, altını ıslatmış ergen çocuk gibi sandalyesinde oturmaya devam eden Prens Mişkin; başkanın odasından kibarca kovulduğunu anlayamıyor. Veya anlamak istemiyor. Belki de bu durumu bir türlü kabul edemiyor Faruk öğretmen.

Prens Mişkin çamura yatmış eşek gibi hareketsiz durmaya devam edince bu sefer kırbacı belediye başkanı adayı eline aldı:

-Faruk Hoca! Bu kadar gevezelik yeter! Biz başkanla önemli konuları istişare edeceğiz! Bize müsaade eder misin?

-…!

Belediye başkanı adayının bu sözlerinden de bir şey anlamayan… Daha doğrusu anlamak istemeyen… Başına gelen bu nahoş olayı bir türlü kabullenemeyen Faruk öğretmen… Bir iki saniye daha düşündükten sonra… İster istemez… Acı gerçeği kabul etmek zorunda kaldı.

Muhalefet partisinin ilçe başkanı ve muhalefet partisinin belediye başkanı adayı tarafından kibarca odadan kovulan Faruk Gürleyen… Faruk öğretmen… Prens Mişkin… Kıpkırmızı bir yüzle ve büyük bir sessizlik içinde parti başkanının odasından çıkarken; süt dökmüş kedi gibiydi.

Doktorları bile kolaylıkla ekarte eden Boyabatlı siyasetçiler için, bir öğretmene haddini bildirmek de ne ki?!

Çocuk oyuncağı.

Tarih:22 12 2016 19:55(1717) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu
7. Yorum: faik daldal 29 12 2016 16:31
sayın hasan hocam, ağzınıza yüreğinize sağlık çok güzel bir konuyu ele almışsınız. yüreğinize sağlık. başarılar.

6. Yorum: nahcıvan 28 12 2016 07:25
keşkekciyi unutmayalım.hani mutfaktan tabak düşse oynayan bi vekil vardı ya onu unutmadık unutmayacağız.şu an adada çalışıyo....

5. Yorum: boyabatlı 25 12 2016 22:24
kimse kimseyi aslını araştırmadan yargılamasın herkes önce kendine baksın.

4. Yorum: istanbulda boyabatlı 25 12 2016 12:03
hasan kardeşim hatta sende yaş itibariyle hatırlarsın,handan doyum baş hekimimiz millet vekilliğine aday oldu diye yaşar topcu tarafından sürgün edildi hemde nasıl biliyormusun altı kere bölge idare mahkemesinden görevine iade edildiği halde yedi kere sürgün edildi ve boyabatın bakanı boyabatın sağlığıyla oynadı neoldu,olan boyabata oldu

3. Yorum: hakikat 25 12 2016 10:44
bu durum sadece boyabat değil türkiyenin her yerinde böyle.
ama boyabatta siyasiler çevresindeki bazı üç kuruşluk adamların sözüyle çok mazlumun canını yakabiliyor. hele bir tanesi var gittiği yari karıştıran. girdiği her yerden kovulan. son duyumlarıma göre yine bir çok kişiye bulaşmış. adamın karakteri yok o belli de. bu siyasiler neden hala onu adam yerine koyabiliyor onu anlayabilmiş değilim

2. Yorum: malesef 24 12 2016 17:00
hasan hocam , geçen sefer ki yazınıza gerçekten üzülmüştüm ama bu sefer ki yazınız mutheşem olmuş elinize sağlık , saygılar hocam

1. Yorum: ben boyabat 24 12 2016 09:57
muhteșem bir anekdot maalesef bunları yașadık,orman bölge müdürü sinopda dogruyol il bașkani gelecekse eger arabasını kapı önüne park ettirmezdi ulan dilimin ucuna bir șey geliyor șimdi neyse gitsin o yillar gelmesin geri


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Sabırlı görevliyi tebrik ediyorum


Türkiye insan görünümlü robot milletvekili icat ederek tarihe geçti


Maskeli Fırıldaklar


Devl’et


Haykırış..!


Boyabat Dörtyol Sürücü Kursu Yeni Dönem Kayıtları Başlamıştır


Yanlış, herkes için yanlıştır!


Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Yaşayacak


Demokratik, Laik ve Bilimsel Eğitim


Asılsız Haberleri Tespit Etmek İçin İpuçları


Tuğla Sektörüne Dokunmayın, Çekin Elinizi!


2017 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması Sonuçları (16 Nisan 2017)


29 Eylül Dünya Kalp Günü


Kış Lastiği Takma Artık Otomobiller İçin de Zorunlu


“Selam” üzerine bir derleme


Sonbaharın Sesi…


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Boyabat'tan Kış Manzaraları


Boyabat Çemberinin Köyden Kente Göçü


Öküze Gâh Dedim


Boyabat'ı Hiç Böyle Gördünüz mü?


Geçim öncelikli eylem planı


Ortaya Karışık


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Ekim ayı ziyaretci sayısı:553975
DtGaNi


* ANASAYFA *