E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu
 

Deli Mustafa G

Mustafa Cemil Dağıstanlı 1999 yılının başlarında ilk cep telefonunu aldığı zaman; sohbet ettiği arkadaşlarıyla büyük bir filozof edasıyla konuşurken; bir yandan da kendi yapacağı hınzırlıkları-en ince ayrıntısına kadar-düşünüp; bıyık altından gülmeyi de ihmal etmiyordu.

-Kardeşiiim… Tamam… Teknoloji insanlığın işine çok yarıyor… İnsanların güncel işlerini kolaylaştırıyor… Ama… Bu cep telefonu; galiba, sadece hınzır insanların işini kolaylaştırmak için icat edilmiş sanki. Çakalların arayıp da bulamadığı bir alet lan bu! Bununla ne yavruluklar yapılır lan ne yavruluklar! Hah hah hah hah haaah!..

Bu ve buna benzer bir sürü ilginç saptamaları yaptıktan bir yıl sonra, yaz mevsiminin en sıcak günlerinden birinde, öğle namazından kısa bir süre sonra; Boyabat Büyük Camiinin hemen yanı başındaki dar sokaktan geçmekte olan Mustafa Cemil Dağıstanlı camiinin içindeki kalabalığı fark edince şöyle bir duraklar. Camiinin içindeki etkinliği merak edip, pencereden içeriye dikkatlice göz atar. Tilki bakışlarıyla camiinin içindeki kalabalığı gözlemleyen Mustafa Cemil’in o saniyede kafasında şimşekler çakar ve kafasındaki kırk tilkinin kırkının da kuyruğunu-sinerji oluştursun diye-birbirine bağlar. Ya… Boyabat’ın tarihi orta çarşısında, esnaf arkadaşlarıyla yaptığı sohbetten, biraz da sıcağın etkisiyle iyice bunalan ve parka giderek serinlemek isteyen Mustafa Cemil’in bu vaziyette bile kafasında şimşekler çakmıştır ve bir saniye içinde kırk tilkinin de kuyruklarını birbirine bağlayıvermiştir.

Camiinin içerisine baktığı zaman ne görmüştü de kafasında şimşekler çakmıştı Mustafa Cemil Dağıstanlı’nın?

Büyük Cami’de mevlit vardı. Mevlit okunuyordu. Mevlidi en ön saflarda dinleyenlerden birisi de Mustafa Cemil’in sohbet arkadaşlarından Durmuş Solmaz idi. Öğretmen olan Dursun Solmaz; mahalle arkadaşlarından birinin, babasının ruhuna hitaben yaptırmış olduğu mevlide severek iştirak etmiş; nitekim, en ön safta bulunarak; yani, mevlit okuyan imamlara çok yakın oturarak, büyük bir huşu içinde mevlidi dinliyordu. İşte, iki dizinin üzerine oturarak, boynu bükük bir vaziyette mevlit dinleyen Dursun öğretmeni fark ettiği zaman kafasında şimşekler çakmıştı Mustafa Cemil Dağıstanlı’nın. Mustafa Cemil gevrek gevrek gülerek parka girip de büyük bir çam ağacının koyu gölgesindeki tahta sandalyeye oturur oturmaz(anında dalına konan muhabbet kuşlarının; “Yahu Mustafa yapma, ayıp olur Durmuş Hocamıza” demelerine aldırmadan) düğmeye bastı. Cep telefonunu belindeki kılıftan tabanca çıkarır gibi çıkaran Mustafa Cemil Dağıstanlı sesini de iyice yükselterek haykırır:

-Durmuş Hoca! Nerede kaldın be kardeşim? Hani hemen geliyorum demiştin ya! Rakıyı bardaklara döktük! Hadi Hocam! Neredeysen çabuk gel! Seni bekli…

Telefonunu kapatmakta geç kalmıştı Durmuş öğretmen. Aslında, Mustafa Cemil Dağıstanlı’nın sesini duyduğu anda(bir halt karıştırmasından korktuğu için)telefonunu kapatacaktı ama(duyduklarından dolayı)biraz panik yapmasından, biraz da telefonunu yeni almış olduğundan; yani, acemiliğinden hemencecik kapatamamıştı işte.

Kısacası… Mevlidi en ön safta mülayim bir şekilde dinleyen Durmuş öğretmen…. Cep telefonu çaldığı zaman telefonunun açmış mıydı? Evet! Mustafa Cemil’in karşı tepedeki sağırla konuşur gibi bağırarak yapmış olduğu konuşmayı-sonuna kadar olmasa da-dinlemiş miydi? Evet! Mustafa Cemil Dağıstanlı’nın hemen hemen bütün sözlerini; camideki mevlidi büyük bir huşu içinde dinleyenler gibi, mevlit okuyan imamlar da duymuşlar mıydı?

Ne yazık ki evet!

Tarih:09 03 2017 21:00(595) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Boyabat'tan Kış Manzaraları


Bozkurt ve Rahmetli Elçibey


Doğup Büyüdüğüm Evimi Satıyorum


Lozan Antlaşması


Sapkın İslamcı Arapçıların Çığırtkanlığı


Sinop'u Marka Şehir Yaparsa Vekil Maviş Yapar


Darbeler ve 15 Temmuz


ALLAH Siz ve Sizin Gibileri Islah Etsin....


Kılıçdaroğlu, adaların işgaline daha ne kadar sessiz kalacaksın?


Kıbrıs, İskenderun ve Hatay Gezisi Fotoğrafları-4


15 Temmuz gecesi (II)


Boyabat Çemberinin Köyden Kente Göçü


‘Yerim sizin ‘Milli Mücadele’nizi’ demek serbest mi?


Boyabat Gazetesi 12. Yaşında


Öküze Gâh Dedim


Canım babam benim... Çok özledim çook.


Boyabat'ı Hiç Böyle Gördünüz mü?


Ramazan ayı, sigaradan kurtulup özgürlüğe kavuşmak için fırsat


Geçim öncelikli eylem planı


Bazı Hurafeler


2010 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması Sonuçları (12 Eylül 2010)


Ortaya Karışık


Eyvah ! Stres mi ?


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Temmuz ayı ziyaretci sayısı:906944
DtGaNi


* ANASAYFA *