E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yarbay Tarık

Öğretmen Mete Vardar, 2003 yılının mart ayında, iki katlı bir ev yaptırabilmek için kolları sıvadığı zaman, sigorta işlemleri için de tanıdık bir muhasebecinin kapısını çalar.

Bu tanıdık muhasebeci; hem aynı sokakta doğup büyüdüğü arkadaşı, hem de ta dedelerinden tarla komşusudur Mete öğretmenin. Belki de hayatında ilk defa bir muhasebecinin çalışma ofisine giren Mete öğretmen kendisini gayet güvende hisseder. Ne de olsa tanıdığıdır ya, aynı mahallede doğup büyüdüğü bir arkadaşıdır ya. Sonra… Her kasabada olduğu gibi Boyabat’ta da bütün işler ahbap-çavuş ilişkisi içinde yürümez mi? Kendi kötümüz, elin iyisinden iyi değil midir? Her şey yolundaydı yani. Mete öğretmenin kafasında zerre kadar bir kuşku yoktu.

Gerçekten de ilk yıl her şey yolundaydı. Daha doğrusu yolunda gibiydi. İkinci yıl, okulların açıldığı ilk günlerde, Mete öğretmen okul bahçesinde öğretmen arkadaşlarıyla dolaşırken, aniden ortaya çıkan tanıdık bir postacı, eline tutuşturuverdi ihbarname kâğıdını. Postacı, ihbarnameyi öğretmenimizin eline tutuştururken kendisine imza attırmayı da unutmamıştı tabii ki. Ne olduğunu anlayamamıştı bile Mete öğretmen. Kıpkırmızıydı. Postacının gösterdiği yeri imzalarken resmen titriyordu. Yine de bütün gücünü toplayarak, postacıyı bir kenara çeken Mete öğretmen usulca sordu:

-Yaşar Bey bu da neyin nesi ya?

Allah’tan sırıtmadan cevap verdi postacı:

-Hocam, vergi ödemede bir aksaklık olmuş galiba. Böyle ihbarnameler hemen gelir. Sen en iyisi mi muhasebecinle bir konuş. O halleder.

-Ben mi vergimi ödememişim? Hata benden mi kaynaklanıyor?

-Hocam orasını ben bilemem. Ama bir problem var. Sorumlu da sen gözüküyorsun. Sen muhasebecinle konuş. Hadi bana eyvallah.

Mete öğretmen elindeki ihbarname evrakı ile sınıfına girdiğinde yüzü bu sefer de bembeyazdı. Birinci sınıfı okutan, öğrencileri henüz okuma-yazma bilmeyen Mete öğretmen yine de ihbarname kâğıdını masanın üzerine koymadı. İhbarname pusulasını katlayarak ceketinin sağ iç cebine yerleştiren Mete öğretmen gerçekten de beyninden vurulmuş gibiydi. Bir türlü kendisini derse veremeyen Mete öğretmen sık sık cebinden çıkardığı ihbarname pusulasını okuyup durdu ders boyu.

Son dersten sonra koşarak muhasebecisinin ofisine giden Mete öğretmeni rahatlatmak, konuyla ilgili güzelce aydınlatmak çocuk oyuncağıydı Muhasebeci Cevdet Kerim Yüce için:

-Hocam bunlar hiç önemli şeyler değil. Böyle konular sık sık yaşanır. Korkma. Bunlardan bir şey çıkmaz. Bizim evrak henüz ellerine geçmemiş demek ki. Onlar da hemencecik ihbarname göndermişler. Ben hemen Sinop Sosyal Güvenlik Kurumunu arayarak durumu düzeltirim. Sen rahat ol. Yaslan geriye şöyle hah. Çay mı içersin kahve mi?

Mete öğretmenin titreyerek uzattığı ihbarname pusulasını Muhasebeci Cevdet Kerim Bey-doğru dürüst okumadan, şöyle bir göz attıktan sonra-yırtarak çöp sepetine atarken o kadar kendinden emin o kadar rahattı ki!.. Bu ortam-her ne kadar tedirginliği devam etse de-Mete öğretmenin az da olsa rahatlamasına neden olmuş gibiydi. E ne de olsa tanıdık, aynı sokakta top oynayarak büyüdüğü bir arkadaşı. Hayatı boyunca kanunsuz bir iş yapmamış olan Mete öğretmenin kafasında en ufak bir şüphe kalmamış gibiydi sanki.

İki ay sonra bir ihbarname pusulası daha geldi Mete öğretmene. Tam teneffüsü çıkmaya hazırlanırken, sınıf kapısını açıp da koridora ayak basan Mete öğretmene on saniye içinde ihbarname pusulasını imzalatıvermişti Postacı Yaşar Karagöz.

Üçüncü ihbarname pusulasını, teneffüse çıkmayıp da öğretmen masasında canı sıkın bir vaziyette otururken imzaladı Mete öğretmen. İlk ikisi değil de üçüncü ihbarname pusulasındaki borcu bir hayli yükselmişti Mete öğretmenin.

Her seferinde muhasebecisine koşan Mete öğretmen ölüp ölüp dirilirken, Muhasebeci Cevdet Kerim Yüce gayet sakin, gayet vurdumduymaz ve gayet pişkindi.

Beşinci ihbarname pusulasını sırıtarak okurken, alaylı bir üslupla konuşmasını da saklayamaya gerek görmeyen Muhasebeci Cevdet Kerim, akıl vermeye de devam etti:

-Hocam sen hiç merak etme. Bu borcu taksit yaptırırız. Ben hemen Sinop Sosyal Güvenlik Kurumunu ararım. Arzu Hanım benim hatırımı kırmaz. Nasıl ödeyebilirsen o şekilde taksit yaptırırım.

Muhasebeci Cevdet Kerim Yüce’nin son sözleri bardağın taşmasına neden olmuştu. Mete öğretmenin geç de olsa uyanmasına neden olmuştu Muhasebeci Cevdet Kerim Yüce’nin aşırı pervasızlığı.

İşe bakın ya… Mete öğretmen muhasebecisine aylık ödemesi gereken parayı günü gününe ödediği halde… İnşaatında çalışan işçisinin sigorta paralarını hiç aksatmadan muhasebecisine verdiği halde… Muhasebeci Cevdet Kerim Bey bu paraları cebine atıyor… İşçilerin sigortalarını yatırması gereken yerlere yatırmıyor. Tabii ki bu durumda Mete öğretmen borçlu olmuş oluyor. Mete öğretmene durmadan ihbarname üstüne ihbarname geliyor. Borç gittikçe çoğalıyor. Paraların üzerine yatan Muhasebeci Cevdet Kerim Bey bu borçları Mete öğretmene ödetmek istiyor. Üstelik, uyanık geçinen Muhasebeci Cevdet Bey, ben sana istediğin kadar taksit yaptırırım, diye de dalga geçmeye çalışıyor öğretmenimizle.

Sabaha kadar uyuyamayan Mete öğretmen, sabahleyin okula gidip de sınıfına girdiği zaman ders yapacak hali yoktu. Öğretmen masasına en yakın kümede oturan Halenur Dalgıç isimli kız öğrencisi daha fazla dayanamadı:

-Öğretmenim!.. Hasta mısınız? İyi görünmüyorsunuz da!

Bu çalışkan ve zeki öğrencisine sadece gülümsemekle yetindi Mete öğretmen. Halenur devam etti:

-Öğretmenim, siz bu günlerde çok dalgın ve üzgün duruyorsunuz! Bir şey mi var?

Öğrencisine yine cevap vermedi Mete öğretmen. Ayağa kalkarak derse başlamak için son hazırlıklarını yaparken de sınıf kapısı paldır küldür vurulmasın mı? Mete öğretmeninin giriniz demesine gerek kalmadan da Postacı Yaşar Karagöz, idam fermanını tam zamanında ilgili yere ulaştıran atlı gibi sınıfa daldı. Öğrencilerinin şaşkın bakışları altında, titreyen parmaklarıyla ihbarnameyi alan ve imzalayan Mete öğretmen büyük bir paniğe kapılmıştı.

Donmuş gibiydi Mete öğretmen. Halenur Dalgıç, başını uzatarak, masanın üzerindeki ihbarname pusulasını okumaya çalıştı. Birinci sınıfta olmasına rağmen, mart ayının ortalarına gelindiği için Halenur gayet güzel okuyordu. Okuduğunu da gayet güzel anlıyordu Halenur Dalgıç:

-Öğretmenim bu evrak Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan geliyor. Ben babamın masasının üzerinde de bu evraklardan çok görüyorum. Bazen okumak için elime alıyorum ama babam izin vermi…

Halenur sözlerini tamamlayamadı. Mete öğretmenin kafasında şimşekler çakmıştı:

-Kızım senin baban nerede çalışıyordu?

-Sosyal Güvenlik Kurumunda! Sosyal Güvenlik Kurumu bizim Cengiz Topel İlköğretim Okulu’nun yakınına taşındı ya öğretmenim! Artık her sabah ben babamla birlikte okula geliyorum! Babam arabasını Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bahçesine bırakıyor. Ben de orada arabadan inip iki dakikada buraya geliveriyorum.

-Kızım baban bugün işe geldi mi?

-Tabii ki geldi öğretmenim! Babam şu anda odasındadır mutlaka!

Mete öğretmen saat 15.30’da son dersten çıkar çıkmaz, hemen okulunun yanı başındaki Sosyal Güvenlik Kurumuna gitti. Sosyal Güvenlik Kurumu’nda memur olarak çalışan Fethi Dalgıç’ın odasına girdiği zaman büyük bir heyecan içindeydi Mete öğretmen. Gerçekten de Fethi Dalgıç, tam da Mete öğretmenin aradığı adamdı. Mete öğretmene bu konuda yardımcı olabilecek, gerekli uyarıları yapabilecek, yön gösterebilecek donanımlı bir kişiydi.. Bu zamana kadar burnunun dibindeki ışığı göremediği için hayıflansa da sohbet biraz daha derinleşince keyiflenmeye ve rahatlamaya başlamıştı Mete öğretmen. Sık sık çocuğunun ders durumlarını öğrenmek için sınıfa gelen Fethi Bey de iki yıldır Mete öğretmenin böyle bir sorunla boğuştuğuna şaşırmıştı. Fethi Bey, kısa sürede Mete öğretmenin sorununu net bir şekilde anlamıştı. Sorunun nereden kaynaklandığını en ince ayrıntısına kadar anlattı. Bundan sonra nelerin yapılması gerektiğini, hangi yolların izlenilmesinin doğru olacağını sezdirmeye çalıştı. Aynı zamanda dindar bir yapıya sahip olan, siyasetle pek yakından ilgilenmese de AK Partiye sempati duyan ve oyunu AK Partiye veren Fethi Bey; bütün samimiyetiyle ve dürüstlüğüyle bir konuda daha Mete öğretmeni aydınlatmak istedi:

-Hocam… Yirmi yıldır Sosyal Güvenlik Kurumunda çalışıyorum. İşimizin önemli bir kısmı hep muhasebecilik… Muhasebeciler… Bak Mete Bey… Biliyorsun ben AKP’liyim. Muhasebeci Tarık Ümit Boz ise CHP’li. Hani Yarbay Tarık da diyorlar ya… Hah o işte. Yarbay Tarık CHP’li… Solcu… Belki de komünist. Üstelikte akşamcı da diyorlar. Ben ise namazında niyazında bir adamım. Ama Allah hakkı için doğru konuşmak gerekirse… Muhasebeci Tarık Ümit Boz çok dürüst bir adam… Daha bir hatasını yakalayamadım! Daha bir yanlışını görmedim ve duymadım! Adam kanunlara harfiyen uyuyor! Kanunsuz bir iş yapmıyor! Yönetmelikleri çiğnemiyor! Hukuk kurallarının dışına çıkmıyor! Neymiş… Cumhuriyet Halk Partiliymiş!.. Solcuymuş!.. Akşamcıymış!.. Tamam da!.. Adam doğru!.. Adam dürüst!.. Ne kendisi kanunsuz bir iş yapıyor, ne de defterlerini tuttuğu iş adamlarının yanlış bir iş yapmalarına fırsat veriyor!.. Yani; kendisi de haksız kazanç sağlamıyor, beraber çalıştığı tüccarların da haksız kazanç sağlamalarına izin vermiyor!.. O koskoca tüccarlar, Tarık Ümit Boz’a kanunsuz bir iş yapmayı, hukuk dışına çıkmayı teklif bile edemezler teklif!.. Adam bu kadar dürüst! CHP’li diye, solcu diye böyle bir adamı kötüleyemem ki! İçki içiyor diye adam hakkında hor görülü düşünemem ki!.. İşini doğru yapıyor!.. Dediğim gibi; yirmi yıldır en ufak bir hatasını görmedim de duymadım da!.. Hocam… Sen öz be öz Boyabatlısın… Tarık Ümit Boz da Boyabatlı… Bu adamın ne kadar değerli bir adam olduğunu duyman lazımdı, bilmen lazımdı!.. Keşke birazcık araştırsaydın da Tarık Ümit Boz’a gitseydin be Hocam! Hiç mi uyaran olmadı seni? Ama sen de MHP’lisin ya… Belki de bu yüzden gitmedin! Yanlış yapıyoruz Hocam! Hem de çok yanlış yapıyoruz! Böyle konularda akrabalığa, tanıdığa, partililiğe önem vermememiz lazım. Dürüst kimse, işini kim daha doğru yapıyorsa; hele hele kim hukuk kurallarına tam manasıyla uyuyorsa ona hakkını vermemiz lazım. Kendi kötümüz elin iyisinden iyidir demek doğru bir iş değil Hocam. Valla ben böyle düşünüyorum… Böyle konularda duygusallığa asla yer vermemek lazım.

Evet. Boyabat Sosyal Güvenlik Kurumunda memur olarak çalışan AK Partili Fethi Dalgıç; bütün samimiyetiyle; CHP’li Muhasebeci Tarık Ümit Boz’un dürüstlüğünü, ahlakını, hukuk kurallarına olan saygısını överken; MHP’li olan Mete öğretmen ise büyük bir sempatiyle, büyük bir memnuniyetle kendisini-bütün sözlerini canı gönülden onaylayarak-dinliyordu. Muhasebeci ve muhasebecilik konularından iyice bunalmış olan Mete öğretmen, son iki yıl içinde belki de ilk defa mutlu ve huzurluydu. Boyabat’ta hukuk kurallarına bu denli saygılı dürüst bir kişinin bulunması Mete öğretmeni gerçekten de rahatlatmıştı.

Tamam da… Mete öğretmenin kendi muhasebecisiyle olan sorunları ne oldu? Mete Öğretmene ihbarname gelmeye devam etti mi? Hayır. Mete öğretmenin muhasebecisi yaptığı bütün yanlışları tek tek düzeltmek için yoğun çaba harcadı. Kırdıklarını, döktüklerini onarmak için epeyce uğraştı. Başarabildi mi? Evet. Galiba. Çünkü… Mete öğretmene bir daha ihbarname gelmedi. Ama bu olaylar nedeniyle çok üzülen ve sıkıntı çeken Mete öğretmeni; bir daha ihbarnamelerin gelmemesi, bu konuda maddi bir kayba uğramaması pek o kadar da sevindirmemişti. Dediğimiz gibi MHP’li olan Mete öğretmeni bu süreçte en mutlu eden olay: Boyabat Sosyal Güvenlik Kurumu’nda memur olarak çalışan; AKP’li Fethi Dalgıç’ın-sırf dürüstlüğünden ve kanunlara olan saygısından dolayı-CHP’li Tarık Ümit Boz’u… Nam-ı diğer Yarbay Tarık’ı bütün samimiyetiyle övmesi ve takdir etmesiydi.

Tarih:13 04 2017 21:29(499) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu
1. Yorum: hüseyin orhanoğlu 17 04 2017 08:25
teşekkür ederim hocam. büyük bir zevkle okudum. akıl akıldan üstündür sorup danışmak lazım öğrenmek değil öğrenmemek ayıpdır.


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Ramazan ayının manevi iklimi


Dilek Güzellik Salonu Yeni Yerine Taşındı


Ülke gıda ve tarım da yüzde 65 dışa bağımlı hale geldiyse…


Çığırtkanlar, Güven ve Umut


Canım babam benim... Çok özledim çook.


Evet Fetö Bir Terör Örgütüdür


Kan Davası


Boyabat'ı Hiç Böyle Gördünüz mü?


Adalet Damatların Temelidir


Sultan Aziz Nasıl Katledildi?


Ramazan ayı, sigaradan kurtulup özgürlüğe kavuşmak için fırsat


Bugün de Maziden Gidelim Dedik...


Tükenmeyen su kaynağı ZEMZEM


78 Yıllık 23 Nisan Fotoğrafı


Mutlu Şehir Sinop'un Mutsuz Günü


Geçim öncelikli eylem planı


Bazı Hurafeler


2010 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması Sonuçları (12 Eylül 2010)


Ortaya Karışık


Sinop İli 2015 Yılı Vergi Rekortmenleri


Eyvah ! Stres mi ?


2016 Raporu


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Neden Tuğla Kullanmalıyız


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Haziran ayı ziyaretci sayısı:689148
DtGaNi


* ANASAYFA *