E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Ege Üniversitesi

Türk Edebiyatı Dergisi… Ahmet Kabaklı bu konularda çok duyarlıdır… Milliyet Sanat dergisi Genel Yayın Yönetmeni Zeynep Oral, yardımını esirgemez… Gösteri’den Doğan Hızlan, Dergâh’tan Mustafa Kutlu, Adam Sanat’tan Memet Fuat, ilgisiz kalmazlar…

Yeni tayin olduğu köy ilkokulunun kitap ihtiyacını, diğer kırtasiye ihtiyaçlarını; kılık-kıyafet ve spor malzemeleri gibi ihtiyaçlarını karşılamak için yukarıdaki dergilere ve daha başka kuruluşlara mektup yazarak yardım isteyen sınıf öğretmeni Resul Kolaz, okulun diğer öğretmeni Ali Yanık’ın tayinin başka bir okula çıkmasıyla zor durumda kalmıştı. Açılan kampanyanın Türkiye çapında etkili olması nedeniyle okuluna –resmen- yardım yağıyordu. Gelen yardım kolilerini ilçe postanesinden alıp köye getirmesi; roman, hikâye, şiir vb. kitapları tek tek tasnif etmesi; spor malzemelerini, diğer kılık-kıyafetleri, her türlü ayakkabıları ayrı ayrı yerleştirmesi; gerekli malzemeleri öğrencilere ve köy halkından ihtiyacı olanlara dağıtması hem çok zamanını alıyor, hem de yorulmasına neden oluyordu.

Okula yeni tayin olan Mahmut Taşkın isimli öğretmen arkadaşının gelmesiyle rahat bir nefes aldı. Kendisinden üç beş yaş büyük; bir o kadar da kıdemli olan Mahmut Bey, meslektaşının bu kampanya işini çok takdir etti. Hemen kolları sıvayarak, arkadaşına dört elle yardım etmeye başladı. Aynı türdeki fazla kitapları ayırarak çevre köy ilkokullarına yardım ettiler. Fazla ansiklopedileri ilçenin çeşitli ilköğretim okullarına hediye ettiler. Mahmut Bey, kan ter içinde meslektaşına yardım ederken, bir yandan da arkadaşına övgüler yağdırıyor; meraklı sorularını da bir bir sıralıyordu:

-Vallahi pes doğrusu!.. Tebrik ediyorum!.. Nereden aklına geldi? Daha önce yaptın mıydı?

Fazla diye bir kenara ayırdıkları roman, öykü, şiir vb. kitaplardan bir kısmını seçip,

- Resul Bey, bu kitapları geldiğim köy ilkokulundaki öğrencilerime gönderebilir miyim? derken gözleri sevinçle parlıyordu.

Hele hele Resul öğretmenin,

-Ne demek Mahmut abi, onlar da bizim öğrencimiz… Şu spor ayakkabılarını, eşofman takımlarını da gönder istersen, demesi mutluluktan uçurmuştu Mahmut öğretmeni.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı coşkulu bir şekilde kutladılar.

10 Kasım Atatürk’ü Anma Haftası yoğun bir şekilde- amaca uygun- geçti.

Her ne kadar marketlerde Fransız peyniri, İtalyan pizzası, Çikita muzu satılsa da… Çarşı- Pazar yabancı mallarla taşsa da… İşin en kötü tarafı: Bu durum kimsenin umurunda bile olmasa da… İki öğretmen arkadaşın Yerli Malları Haftası kutlamalarında coşku doruğa çıkmıştı… İşte bu coşku ortamında Mahmut Bey, uzun bir süredir söylemek isteyip de bir türlü fırsat bulamadığı fikrini, öğretmen arkadaşına açtı:

- Resul Bey, yaptığın bu çalışmaları İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bildirdin mi?

-Hayır.

-Ama, bildirsen iyi olmaz mı?

-Aslında iyi olurdu… Daha önce bu tür çalışmaları yazılı veya sözlü olarak, özellikle yazılı olarak bildirmediğim için, başıma nahoş şeyler de geldi… Ama, işin bu tarafı bana gösteriş gibi geliyor doğrusu…

Mahmut Bey, biraz kızar gibi oldu:

-Ne gösterişi be arkadaşım!.. Ne gösterişi!.. Millet, çok basit etkinliklerle küpünü dolduruyor!.. Üç beş yıllık öğretmenlerin üçer beşer Takdirname ve Teşekkür Belgeleri var!..Yok okulun sobasına dirsek almış da, yok ecza dolabına- Sağlık Ocağından- oksijen suyu temin etmiş de; ders bitiminde, öğrencilerine ek ders veriyormuş da!..Adam, kendi öğrencisine ders bitiminde yarım saat ders verdiğini müdüre, müfettişe- yaltaklana yaltaklana- anlatır mı be?!..Ben, bırak yarım saati, saatlerce öğrencilerimle ekstradan çalıştığım halde; hatta cumartesi ve pazar günleri bile lojmanıma gelen öğrencilerime yardımcı olduğum halde; bu durumu velilerimle paylaşmak aklımın ucundan bile geçmedi…

Mahmut Bey de pek dertliymiş… Sıkıntılı bir yüz ifadesiyle devam etti:

-Kaç yıllık öğretmensin?

-On dört.

-Hiç takdirname aldın mı?

-Hayır.

Mahmut öğretmen arkadaşının gözlerine öyle bir baktı ki: “ Ben de almadım… Üstelik on sekiz yıllık öğretmenim… Tam sırası değil mi be kardeşim? ” der gibiydi. Devam etti:

-Resul Bey, bu çalışmaları İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bildirelim.

Resul öğretmen, isteksiz isteksiz konuşmaya başladı:

-Hocam, ben çalışan öğretmenin ödüllendirildiğine hiç şahit olmadım… Senin o basit nedenlerle ödül aldığını söylediğin öğretmenleri ben de tanıyorum… O ödüller, o basit etkinlikler için verilmiyor… Tesadüf hiç değil… O öğretmenler, iktidar partisinin parti binasından çıkmıyorlar… İktidar partisinin ilçe başkanını gördükleri yerde; yerlere kadar eğilip selam veriyorlar… Bu yalakalıklarının karşılığı da mutlaka ödüllendiriliyor… Parti başkanı için cazip bir karakter değilim galiba… Oy verdiğim parti iktidara gelemiyor!.. Hoş, iktidara gelse bile yine bana sıra gelmez!.. Pekmez tavasına konan sinekler yüzünden, bırak pekmeze banmayı; pekmezin adını bile anmayı müsaade etmezler bana!..

Mahmut Bey, arkadaşının görüşlerine katılsa da biraz farklı düşünüyordu:

-Resul Bey, biraz abartmıyor musun? Ağlamayan çocuğa meme vermezler… Hakkını arayacaksın… İllâki iktidar partisinin peşinde koşmamız mı lazım? Bir sürü sivil toplum örgütü var… Artık, yapılan her şey göz önünde… Kamuoyu diye bir şey var… Yerel gazeteler, radyolar gece- gündüz çalışıyorlar…

Mahmut Bey, arkadaşını ikna etme konusunda kararlıydı:

-Hocam, biz bu çalışmaları bir üst yazıyla İlçe Mili Eğitim Müdürlüğü’ne bildirelim.

Resul öğretmen, arkadaşına gülümseyerek baktı. Güzel konuşuyordu… Tertemiz duygularla düşüncelerini paylaşan arkadaşını kırmak istemedi. Müdür yetkili öğretmen olarak çalıştığı için, resmi yazıyı kendisinin yazması gerekiyordu. Fazla zaman kaybetmeden, yapılan çalışmaların listesini tek tek çıkartarak, bir üst yazıyla durumu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bildirdi.

Her şey tahmin edilenden daha hızlı gelişti. Bir hafta içinde bomba patladı: Pazardan dönen köy muhtarı İbrahim Karaca, okulun bahçe kapısından içeriye gök gürültüsü gibi girdi:

-Resul Hoca!.. Resul Hoca!..

Resul Bey, sınıfından aceleyle çıkarak,

-Hayırdır Muhtarım, bu telaşe ne ya!.. diyerek kendisini karşıladı.

Muhtar, hiç beklemeden konuya girdi:

-Bugün pazara gitmiştim… Milli Eğitim Müdürü beni çağırtmış!.. Ulan neyin nesi diyerek koşarak gittim. “ Muhtar, Resul Hoca en kısa zamanda beni görsün tamam mı? “ dedi. Hayırdır müdürüm, dedim. Başka açıklama yapmadı!..

Muhtar, bir çırpıda üzerine almış olduğu görevi yerine getirirken; bir yandan da şüpheli gözlerle Resul öğretmeni inceliyordu. Bu şüpheli bakışlarla sözlerini tamamladı:

-Sen bu akşam biraz erken çık… Son dersi yapma istersen… Kasabaya varır varmaz, doğruca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne git:Öğren bakalım işin aslını.

Resul öğretmen,

-Tamam Muhtarım, sen merak etme, bugün uğrarım, diyerek Muhtarı uğurlayıp sınıfına dönerken; Mahmut Bey de sınıfının penceresinden kendisine gülümseyerek bakıyordu… Tabii ağzı kulaklarında!..

-Mahmut Bey, Muhtarı duydun mu?

-Duydum duydum!.. Ben sana dememiş miydim?

İki öğretmen arkadaşı tatlı bir heyecan sarmıştı. Son dersten sonra telaşlı bir şekilde-arabalarına binerek- yola çıktılar. İlçeye varır varmaz, doğruca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gittiler. Resul öğretmen önde, Mahmut Bey arkada, Müdür Odasına varana kadar aralarında konuşmadılar bile. Kapı aralıktı. Neredeyse içeridekilerin tamamı görünüyordu. İlçe Milli Eğitim Müdürü, masasında oturuyordu. Başköşedeki koltukta Parti Başkanı, onun karşısında ise İl Genel Meclisi Üyesi oturuyordu. Resul öğretmen, kapıyı vurup içeriye girince; iki şube müdürünün de odada olduğunu fark etti. Şube müdürleri – neredeyse hazırol vaziyetinde- bir kenarda, elleri dizlerinin üzerinde çıt çıkarmadan oturuyorlardı.

İlçe Milli Eğitim Müdürü, Resul öğretmeni görünce; bir sağına baktı, bir soluna…( Onay mı aldı ne?! ) Gözlerinden ateş çıkartarak, yanaklarını – belki de bilerek- kızartarak top gibi patladı:

-Yahu Resul Bey, sizin okula Ege Üniversitesi’nden yardım gelmiş!.. Gelmiş de!.. Bu yardım Ege Üniversitesi’nin hangi bölümünden gelmiş? Gönderdiğin yazıda neden belirtmedin?

Resul öğretmen ne olduğunu anlayamadı bile… Başına aldığı sert bir yumrukla nakavt olmak üzere olan boksör gibiydi… Güçlükle kendisini toparladı:

-Müdür Bey, siz beni bunun için mi çağırdınız?

İlçe Milli Eğitim Müdürü, daha da hiddetlendi:

-Tabii bunun için çağırdım!.. Resul Bey, sen kaç yıllık öğretmensin? Madem Ege Üniversitesi’nden yardım aldın… ( Bunu, madem böyle bir halt işledin, der gibi dedi) Hangi bölümünden olduğunu neden belirtmedin be kardeşim? Bu işler oyuncak mı? Hemen yaz!.. Yarın bizzat getir!..

İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün son sözlerini duymadı Resul öğretmen… Terden sırılsıklam olmuştu… Yüzü kireç gibiydi… Gözlerinin önü kararır gibi olmuştu… Güç bela, kendisini Müdür Odası’ndan koridora atabildi… Kendisini kapının arkasında bekleyen Mahmut öğretmen olup- biten her şeyi duymuştu. Ağlamaklı bir halde, sendeleye sendeleye koridorda yürümeye çalışan arkadaşının koluna girerek, arabaya kadar yürümesine eşlik etti.

İki öğretmen arkadaşın da ağzını bıçak açmıyordu. Resul öğretmen, gözleri dolu dolu olmuş bir vaziyette, titreyen bir ses tonuyla arkadaşına sitem etti:

-Ben sana dememiş miydim abi?

Mahmut Bey, arabasını çalıştırmaya çalışırken, arkadaşının yüzüne bakamadı bile… Sadece cılız bir ses tonuyla,

-Özür dilerim Resul Bey, diyebildi.

Tarih:04 05 2017 20:19(791) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu
1. Yorum: kamil söylemez 08 05 2017 06:54
hasan hocam emeğine sağlık nice emek vermiş öğretmenlerimize hak ettikleri verilmediği aşikar umarım adaletli yöneticiler çoğalır ülkemizde.


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Kiralık Daire


Oligarşi, Demokrasi, Hukuk Devleti


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Dün-Bugün-Yarın..!


Türk, Türkler ve Türklük Üzerine


21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü Kutlu Olsun!


“Türkçülük bölücülüktür”diyen AKP lideri suç sende değil


Panayıra Götürmedi


Ne mutlu Türküm diyene...


Hüseyin Cömert Farkı


Tuğla Sektörüne Dokunmayın, Çekin Elinizi!


Sabırlı görevliyi tebrik ediyorum


Demokratik, Laik ve Bilimsel Eğitim


Asılsız Haberleri Tespit Etmek İçin İpuçları


2017 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması Sonuçları (16 Nisan 2017)


29 Eylül Dünya Kalp Günü


Kış Lastiği Takma Artık Otomobiller İçin de Zorunlu


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Boyabat'tan Kış Manzaraları


Boyabat Çemberinin Köyden Kente Göçü


Boyabat'ı Hiç Böyle Gördünüz mü?


Geçim öncelikli eylem planı


Ortaya Karışık


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Ekim ayı ziyaretci sayısı:775395
DtGaNi


* ANASAYFA *