E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Kime Borçluyuz?

Değerli dostlar, sizleri sıkmadan, üzmeden sizlere bir nebze olsun bir şeyler verebilmek, bir kelimelik bile olsa faydalı olmak için bazı yaşadıklarımı, duyduklarımı sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Okuduklarımdan da bana göre doğru olanları, doğru olduğuna inandıklarımı sizlerle paylaşmaya özen gösteriyorum.

Esasında olanaklarınızı zorlayarak okumanızı tavsiye ediyorum. Bana göre doğru olan, ya da doğru zannettiğim sana göre yanlış olabilir. Yanlış diye kestirip atmayın. Gerçek doğruyu bulabilmek için en iyisi doğru kaynaklardan okumaktır diye düşünüyorum.

Bundan dört yıl kadar önce öğretmen adlı bir skeç yazdım ve kendim de skeç de öğretmen olarak görev aldım. Bu skeç de 10 öğrenci birde öğretmen vardır. Öğretmenin bu sınıfta ilk dersidir. Önceki öğretmenleri başka bir okula sürgün gitmiştir.

Öğretmen yeni gelmiştir. İlk ders tanışma ile başlar. Daha sonra da öğretmen kendini tanıtır. Çocuklar biz öğretmenler için fark etmez. Onuncu köyde bizim der. Derse geçilir.

Giden öğretmeninizden öğrendiğime göre bugün sınav olacakmışsınız. Ben sizinle olan ilk dersime sınav ile başlamak istiyorum.

Her öğrenciye sorulan 1. Sorular farklıdır. Türkiye’nin doğusundan, batısından, kuzeyinden, güneyinden seçilen değişik şehirde ne yetiştirilir diye sorulur. Fakat ikinci sorular hepsinde aynıdır.

2.Soru: Sinop’ta ne yetişir?

Cevap: Öğrencilerin hepsi bir ağızdan adam yetişir diye bağırırlar.

Skeç böylece sona erer. Skeçten sonra 5 ve 7 numaralı öğrencilere birer hediye verdim. 5 Numaralı öğrenciye KUR’ANI KERİM, 7 numaralı öğrenciye de NUTUK.

Orada bulunan kalabalığa ve öğrencilere, bu dünya için ve öteki dünya için okunması ve ders alınması gerekli iki kitap olduğunu söyledim. Her ikisini de anlayarak okumalarını tavsiye ettim.

Bunu derneğimizin şenliğinde yaptığım için 400-450 kadar seyircimiz vardı. Açık havada bir piknik alanı olduğu için herkes izlememiş olabilir. En az 150-200 kişi tarafından izlenildiği düşüncesindeyim.

Bu izleyenlerin hiçbiri, bir kare bile resim çekmemişler. Eğer on, on iki yaşlarında ki bir kız çocuğuna gelinlik, erkek çocuğa da damatlık giydirerek bir skeç oynasaydım resim çeken çok olurdu!

***

Bundan bir yıl kadar önce de bir sohbet ortamında, bir arkadaşa öteki dünya için KUR’AN, bu dünya için, Cumhuriyet tarihini öğrenmek için NUTUK okunması ve okutulması gerekir dedim.

Karşımdaki kişi, Atatürk ismini duyunca benimle kavga ediyormuş gibi yüksek sesle konuşarak, “sen dine küfür et, bende senin savunduğun sisteme bakalım hangimizi linç ediyorlar” dedi. Sanki ben dine karışıymışım gibi bir tavır alarak.

O gün doğru mu yaptım, yanlış mı yaptım bilemiyorum. Oradan uzaklaştım. Bu kişi ile tartışmaya değmez diye düşündüm. Bu kişinin bir tarikat üyesi olabileceğini düşündüm.

Bu yaşadıklarımdan iki-üç ay kadar sonra 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı. Bugün tukaka dedikleri kişileri o zaman savunuyorlardı. Ben ve benim gibi düşünenler dün de tu kaka diyorduk, bugün de diyoruz.

Dün olduğu gibi bugünde tarikatlara karşıyız. Bana göre dinimi tarikatlar değil, Diyanet İşleri Başkanlığı öğretmeli. Dini konularda sorumlu olan bu kurumumuz olmalıdır. Çünkü mahalle aralarında Kur’an öğretmeye çalışanlar yanlış şeylerde söyleyebiliyorlar. Bu kişileri bir şey zannedenler onların söylediği yanlışları doğruymuş gibi kabul ediyorlar.

Tekrar söylüyorum. Dinimi Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, tarihimi de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğretilmesini istiyorum. Çünkü yalan yanlış öğrenmek istemiyorum. Tarihimi, Atatürk’e dil uzatanlardan, bu işi ya para için yapıyorsa satılmışlardan, ya da geçmişinizde soru işaretleri olanlardan öğrenmek istemiyorum.

Rahmetli amcamın anlattığı bir askerlik anısını paylaşmak istiyorum. Neden soru işareti olanlardan dediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Askerde bir çavuş bölüğündeki erleri her gün sıra dayağına çekiyormuş. Bölük komutanının lojmanı bölüğe yakın olduğu için hanımı bu yaşananları görüyormuş. Dayanamamış durumu beyine anlatmış. Ertesi gün bölük komutanı bu çavuşa neden erler isıra dayağı çektiğini sormuş. Cevap alamamış. En son nerelisin diye sormuş. Çavuş memleketini söyleyince, anlaşıldı. Sen doğmadan bir yıl kadar önce sizin orayı düşman işgal etmişti demiş. Soru işaretini de anladınız sanırım.

***

Bu günlere nasıl gelindiğini ve tarihimizi anlatan aşağı ki yazıyı bir yerden kopyaladım. Okunmaya değer buluyorum.

BU VATANI, CANLARINI ve AŞKLARINI FEDA EDEBİLENLERE BORÇLUYUZ

Liseyi yeni bitirmiştim. Güzel bir kızdım. Dünür gelmeye başladılar.

Biri avukatmış, gösterdiler uzaktan, boylu poslu yakışıklı bir delikanlıydı, beğendim. Nişanlandık. Nişanlımı seviyordum. Mutlu bir yuva kurmak hevesi ile lamba ışığının altında sabahlara kadar oyalar örüyor, çeyizler hazırlıyordum. Ama çok geçmedi ki, mahallede bir dedikodu yayıldı. (Ayşe’nin nişanlısı avukat değilmiş, ipsizin biriymiş, üstelik cami önlerinden tabut taşıyarak karnını doyuruyor muş..) dediler.

Alt üst oldum. Babam götürdü, uzaktan izledik, gerçekten de tabut taşıyordu… Yıkıldım. Nişanı atıp, ayrıldık.

Aradan 5 yıl geçti. Evlenmiştim, Bir de çocuğum olmuştu. 1924 yılıydı. Artık ülkemiz özgürdü. Bir gün Beyoğlu’nda rastladım O’na. Oğlum yanımdaydı. Beni görünce titredi, ceketini düğmeledi. Saygı göstererek durdu önümde.

– Vaktiniz varsa size bir çay ikram etmek isterim, dedi.

– Olur, dedim. Bir büroya girdik. Burası bir avukatlık bürosuydu ve kapıda adı yazıyordu. İçeride yardımcıları çalışıyordu.

– Siz gerçekten avukat mısınız? dedim.

– Evet, dedi.

– Peki, avukatsınız da neden cami önlerinden tabut taşıyordunuz? diye sordum.

Durdu, başı öne eğildi.

– Beni affedin, dedi. İstanbul işgal altındaydı, Her taraf İngiliz askeri kaynıyordu. Her şeyi didik didik arıyorlardı. Biz de Anadolu’ya, Milli kuvvetlere ancak, cenaze süsü vererek tabutlarla silah kaçırıyorduk.

Bu ülke için yaşamsal bir işti. Bunu size bile söyleyemezdim!

***

Oradan, buradan derken geldik yazının sonuna. Birilerine borçluyuz. Bu ülkede rahat yaşıyorsak tabut taşıyanlara, askere gidip sekiz-on yıl askerlik yapanlara, daha önemlisi sizlerin ayyaş dediğiniz komutanlara. Sizce bugün rahat yaşayabiliyorsak, istediğimizi yapabiliyorsak kime borçluyuz?

Türk Dil Kurumu Sözlüğünden.

AYYAŞ: İçkiye düşkün demek.

HIRSIZ: Başkasının malını çalan kimse.

Saygı ve sevgilerimle.

Mustafa Gürleyen (15.05.2017)

Tarih:15 05 2017 21:49(458) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Boyabat'tan Kış Manzaraları


Bozkurt ve Rahmetli Elçibey


Doğup Büyüdüğüm Evimi Satıyorum


Lozan Antlaşması


Sapkın İslamcı Arapçıların Çığırtkanlığı


Sinop'u Marka Şehir Yaparsa Vekil Maviş Yapar


Darbeler ve 15 Temmuz


ALLAH Siz ve Sizin Gibileri Islah Etsin....


Kılıçdaroğlu, adaların işgaline daha ne kadar sessiz kalacaksın?


Kıbrıs, İskenderun ve Hatay Gezisi Fotoğrafları-4


15 Temmuz gecesi (II)


Boyabat Çemberinin Köyden Kente Göçü


‘Yerim sizin ‘Milli Mücadele’nizi’ demek serbest mi?


Boyabat Gazetesi 12. Yaşında


Öküze Gâh Dedim


Canım babam benim... Çok özledim çook.


Boyabat'ı Hiç Böyle Gördünüz mü?


Ramazan ayı, sigaradan kurtulup özgürlüğe kavuşmak için fırsat


Geçim öncelikli eylem planı


Bazı Hurafeler


2010 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması Sonuçları (12 Eylül 2010)


Ortaya Karışık


Eyvah ! Stres mi ?


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Temmuz ayı ziyaretci sayısı:906888
DtGaNi


* ANASAYFA *