E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Canım babam benim... Çok özledim çook.

Açmayacaktım bugün  feysimi ama duramadım. Hani anılarımızla ilgili bildirim geliyor, geçmişteki paylaşımlarımızı hatırlatıyor ya belki  babamla birlikte geçirdiğimiz o güzel günlerden bir anı paylaşmışımdır diye açtım. Eğer açmazsam sanki babam gelecekmiş de beni evde bulamayacak gibi hissettim...

Hani bir de bugün babalar günü ya... buraya bişeyler yazmazsam sanki babamın babalar gününü kutlamamış olacaktım... işte böyle bir garip hal...

Öyle çok özledim ki babamı... Yaşadığım güzel zamanlar için  "keşke biraz daha yaşasaydı da babam da görseydi, duysaydı." diyorum. Ama ne çare... Takdir-i ilahi...

Çocuktum,  ilkokulda okuduğum dönemlerdi.  Minik bir bakkalımız vardı.  Kardeşimle okuldan sonra babamızın yanına giderdik. O günlerden bir günü  anlatayım sizlere.

...

Sokağımızda hep müstakil evler vardı. Bahçe içinde, en çok iki katlı... kapılar tek anahtarla kilitlenir, bir yere gidilirse hatta birkaç gün kalınacaksa bile  anahtar kapı üzerindeki 5-10cm'lik çıkmaya bırakılırdı. Nasıl bir zamandısa?..

Sonra  kocaman bahçe içindeki küçücük evimizin karşısındaki boş arsayı kazmaya başladılar... Sonra demir getirdiler, sonra tuğla,  kum, çimento...   Ve en güzel hayatlarımız,  alışkanlıklarımız üzerine beton döktüler...

Sokağın bütün çocukları, hepimiz inşaata getirilen bu kum yığınları üzerinde oynardık. Bazen kumu elekten eler bazen de inşaattan kumun üzerine atlardık. İnşaat alanı bize oldu oyun alanı...  Naylon ayakkabılarımız içi kum dolar, minik  ayaklarımızla bastığımız her yer sıyır sıyır kum olurdu. Annemizden işittiğimiz azarın hattı hesabı yoktu.. Çok zaman  evimizin önünden akan peçede ayaklarımızı, ayakkabılarımızı yıkar yine aynı muzurluğu yapardık.  Ayakkabımız naylon değil de başka olsaydı  kum yığını üzerine çıkmazdık belki ... belki de ayakkabısız çıkardık...

...

İnşaat yalan olmasın da iki yıla yakın zamanda tamamlanmış, sokağımız ilk apartmanına kavuşmuştu, biz de apartman hayatına...  İşte ondan sonra evimizin anahtar adedi arttı annemin, babamın ayrı anahtarı oldu.

Birinci kat, ikinci kat, ... sıvası boyası derken inşaatın çoğu bitti. Pencereler de takıldı, ince işlerine geçildi.  Pencereler takılırken cam kenarlarına çekilen macun artıklarını oyun oynayacağız diye aldık.  Evcilik oyunu için tencere, masa, sandalye.. yapardık.  Nerde bulursun o zamanlar oyun hamurunu...

Annem evde oynamamıza, eve saklamamıza izin vermedi, her yere yapışıyormuş, bulaşıyormuş guya... titiz kadın ya...

Biz de dükkana götürdük, babamın dükkan terazisini koyduğu masasının altında bir kolinin kenarına sakladık. Sanki öyle kalacak. Çocukluk ya işte  kuruyacağını düşünemiyoruz. Tabii daha sonra oraya koyduğumuzu da unuttuk.

Bir gün babam dükkanı temizlerken  masanın altındaki kolileri çekince  macunlar ortaya çıktı.

Babam baktı, önce ne olduğunu anlayamadı, süpürgenin ucu ile öne doğru çekti, bir kağıt parçası ile eline aldı başladı koklamaya... sağını kokuyor, solunu kokuyor bir yandan da " Allah, Allah... Köpek pisliği ne arıyor burada, nasıl girdi bu dükkana bu hayvan fesuphanallah" diye de söyleniyor... Ben hiç sesimi çıkamıyorum. Demiyorum ki "o macun, oraya biz sakladık."  Sonra anladı macun olduğunu babam,  başladı gülmeye... Döndü bize "Sizin işiniz de mi?" dedi ve  hiç kızmadı...Çocukluk hallerimizi anlatırken  o günümüzü de hep anlattı. Ve hep o günkü gülüşüyle...

Yaramazlıklarımızda bile mutlu olurdu ve o hallerimizle bile severdi bizi....

Canım babam benim...  Çok özledim çook.

Gittiğin yerde de gül babacığım...

Tarih:18 06 2017 23:00(3649) Facebook'ta Paylaş


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Tarih 1919...


Saraya Giden CHP'li Tiyatrosu


Yalan yalnızlığı çağırır


Tokat’ın efsanevi valisi


Gölge Adam Yazdı: YA BİZLER?


Gülüm Züccaciye’de “Eskiyi Getir, Yeniyi Götür” Kampanyası


Osmanlıca


Komşusu Aç İken Tok Yatan Bizden Değildir


Cumhuriyet’e Yazdım


Karbonmonoksit Zehirlenmeleri ve Alınması Gereken Tedbirler


2019 Boyabat Yerel Seçimleri Mahalle Bazında Sonuçları


Müjde…. Hadi Hayırlı Olsun


Boyabat İlçe Emniyet'i vatandaşları uyardı 2014


Kıbrıs, İskenderun ve Antakya Gezisi Fotoğrafları-1


Dua


Boyabat Gazetesi 14. Yaşında


Kıta sahanlığının da Yunanistan’a bırakılması da mı yalan iftira?


Edep


Boyabat'tan, Yiğren'e Fotoğraflar-1


Sıladan Mektup Var -34


94 Ruhu çağırmakla gelmez!


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Boğazda Can Pazarı


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz





Aralık ayı ziyaretci sayısı:314678 DtGaNi

* ANASAYFA *