E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Bir Diktatörde Olmazsa Olmaz Bazı Özellikler

Ülkeleri yıllarca diktatörler yönetmiştir. Hitler, Mussolini, Stalin ve Franco bunlardan bazılarıdır. Neyseki günümüzde bunlardan sadece birkaç geri kalmış ülkede var.

Bir Diktatörde Olmazsa Olmaz Bazı Özellikler

1) Çok konuşurlar, her konuda, çok konuşurlar.

Sözü aldılar mı bırakmak bilmezler. Karşılarındaki kişi veya grubun ne düşündüğünün, ne söylediğinin bir önemi yoktur, bu nedenle dinlemeyi pek sevmez, dinlemezler.

En çok da, kendilerine sadık kalabalık halk kitleleri önünde konuşmayı severler.

Kullandıkları dil ve yaptıkları  vurgulamalar ile kitleleri coşturmayı iyi bilirler.

Konuşmanın içeriğinin ise pek bir önemi yoktur, söz konusu olan, gaz ve toz bulutundan ibarettir zaten.

2) Yüksek sesle konuşurlar.

Onları öfkelendiren bir şeyler mutlaka vardır ve her fırsatta öfkelerini kusar, avazları çıktığı kadar bağırırlar.

Söyledikleri şeylerin doğruluğuna, bağırdıkları oranda kendileri de daha çok inanır, inandırırlar.

3) Yalan söylerler.

En akla aykırı yalanları büyük bir rahatlıkla, utanmazlıkla söylerler, yalanları büyüdükçe söyleme rahatlıkları daha da artar.

Herkese, her konuda vaatlerde bulunurlar.

Bütün sorunların çözüm anahtarları onlardadır.

4) Her zaman en doğruyu bilir ve söylerler.

Asla hata yapmaz, hatalarını kabul etmez, özür dilemezler.

Kendilerini insanlığın başına gönderilmiş seçilmiş kişi olarak görürler.

Yerleri asla doldurulamazdır.  Alternatifleri yoktur.

Kendilerinden sonra olsa olsa kıyamet olur.

Caddelere, üniversitelere, okullara, her yere adlarının verilmesi, resimlerinin asılmasi normal bir durumdur onlar için ve zevk verir.

5) Yalnızdırlar.

Bulundukları zirveye yaklaşmaya cesaret eden kişileri, yakınlıklarına aldırmadan acımasızca ezerler.

Kendilerine en yakın olan insanlar, iktidarları için olası bir tehdit olarak görüldüklerinden, büyük risk altındadirlar, sık sık şamar oğlanı muamelesi görürler ve sık sık gőrev yerlerini degistirir ve hatta gőrev verdigi kisiler ustlendikleri gorevlere acemidir.

6) Neyin ahlaklı neyin ahlaka aykırı olduğunu birtek onlar bilir.

Toplumun, özellikle de gençlerin ahlakını korumayı kendilerine görev sayarlar.

Sevgilinizle yapıp etmelerinizden tutun da kaç çocuk doğuracağınıza kadar bütün özel alanlarınız onların ilgi alanlarına girer.

Toplumun ahlakını korumak için “geregini yapmayı” her zaman görev bilirler.

7) Etraflarında her zaman onu çok seven, onun için her şeyi göze alabilecek insanlar vardır.

Kimi korkudan, Kimi cahillikten, Kimide menfeat dogrultusunda  Bu sevgi seline toplumun her kesiminden insanlar katılabilir.

Hatta bazıları onları, kendilerinden daha çok sever; onlar için her şeylerini feda edebilecek olan bu insanların gözleri tutkularının büyüklüğünden dolayı adeta kör olmuştur, kıl olurlar, kul olurlar, gerekirse ölürler.

8) Eleştirilmeyi hiç sevmezler.

Her türlü eleştiriyi kendilerine karşı bir saldırı olarak görürler ve  paniğe kapılıp, hırçınlaşırlar ve çeşitli őnlemler alır.

9) Her yer onlar için adeta bir stüdyodur.

Hayatları her daim bir fotoğraf, bir filmdir sanki.

Her türlü bahaneyle medyada görünmek isterler.

Gazetelerin, televizyonların varlık nedeni, adeta onların fotoğrafları ve görüntüleriyle dolup taşmaktır.

10) Gülmeyi, mizahı pek sevmezler.

Mizah duygusu zeka ve alçak gönüllülükle birlikte filizlenir, birincisi için bir şey diyemem ama ikincisi diktatörlerde pek bulunmaz.

11) Özgürlükleri sevmezler.

Yaşamın her alanı kontrol altında olmalıdır.

Medyayı ya ele geçirmek ya da denetim altında tutmak isterler.

İnternet dünyası kontrolün en zor olduğu bir alan olduğundan, diktatörler için büyük korku kaynağıdır.

Sosyal medya bir kötülük yuvası olarak görülür.

Denetim ve sansür uygulamalarını “toplumsal düzeni ve ahlakı korumak” adına yaptıklarını söylerler.

12) Efendilikleriyle kabadayılıkları arasındaki çizgi çok incedir.

Konuşmaları, özellikle karşılarındaki kişiden beklediklerinin dışında sözler duyduklarında, çok hızlı bir şekilde kabalaşabilir.

Uygun ortam olduğunda, arka planda kalmış, bastırılmış duygu, düşünce ve davranışlar kolayca ortaya saçılırlar.

13) Hukuk sistemini bir ayak bağı olarak görürler.

İçten içe istenen ülkeyi kendisi ve kendisine bağlı küçük bir çıkar çevresinin hukukuyla yönetmektir.

Bu çevrede işler ahbaplık ilişkileri çerçevesinde, adam kayırmaya, hile ve yolsuzluklara dayalı olarak yürütülür.

Yasalar gerekli dokunulmazlığı ve güvenli ortamı yaratmak için yeniden ve yeniden düzenlenir.

14) Özel hayat dahil olmak üzere yaşamın her alanını gözetler, izlerler, kolay kolay gözlerinden bir şey kaçmaz.

Bütün yaşam alanlarını belirlemek kontrol altında tutmak isterler.

Kendilerine yönelik olası bir eleştiri veya karşı çıkma durumunu, aradan uzun zaman geçse de asla affetmez, ilk fırsatta cezalandırırlar. Kindardırlar, asla unutmazlar.

15) Değerleri, sanatı, kültürü hor görür aşağılarlar.

Aydınları ve sanatçıları küçümser “despot” olarak görürler fakat onları göz altında tutmaktan da geri durmazlar, çünkü bunlar, iktidarları için tehlike kaynağıdırlar aynı zamanda.

16) Kitlelerin milliyetçi ve dini duyguları diktatörlerin en çok dokunup okşadıkları alanlardır.

Bütün yapıp ettiklerini mutlaka bu güçlü duyguları referans göstererek yaparlar.

Çeşitlilikten hoşlanmazlar. “Tek”çidirler.

Gönüllerinde yatan, tek tek hizaya sokulmuş bir toplumdur.

17) İnsan hakları, hayvan hakları savunucularıyla, çevrecilerle dalga geçerler.

Onların sayısal olarak az olmalarını küçümser, buna rağmen var olmalarını ise bir türlü anlayamazlar.

18) Güce adeta taparlar.

Ordu ve militarizm bazen gizli bazen açık bir aşk nesnesidir onlar için.

Polisin vahşice yaptığı işleri destan olarak görüp, meşrulaştırmaya çalışırlar.

Kurdukları düzenin güvende olmadığını hissettiklerinde ise polise aşırı yetkiler vermekten geri durmazlar.

19) Düşmansız yapamazlar.

Hem kendileri için hem de toplum için türlü türlü düşmanlar yaratırlar.

Bu düşmanlar bazen bir devlet, örgüt olurken bazen de paralel devlet, lobiler gibi belirsiz şeyler olabilmektedir.

20) Her zaman kalabalıklardan güç alır, onlara güvenirler, dolayısıyla da daha çok onlara yönelik söylemler üretirler.

Doğru veya yanlıştan çok, sayısal çoğunluktur belirleyici olan.

Kitleler bu anlamda, onlar için, düşmanlarının üzerine salınabilecekken zor zapt ettikleri bir güçtür.

21) Asla diktatör olmadıklarını söylerler.

“Eğer diktatör olsaydım...” diye başlayan cümleler kurarak, içlerinden geçirdikleri ve fakat şimdilik yapamadıklarına gönderme yaparlar.

Tarih:20 09 2018 21:25(1361) Facebook'ta Paylaş

3. Yorum: börü 08 10 2018 09:28
kim olaki?:))

2. Yorum: 11 köy 07 10 2018 13:34
banada çok tanıdık geldi günümüzde kalmadı artık brnzetmişizdir kriz yokki diktatör olsun yok diyince yok olur.

1. Yorum: datcalı 07 10 2018 09:31
cok tanıdık gelıyor, bir de adını verseydiniz bari ama lafın tamamı aptala soylenirmis!!!!


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Vatandaşı, ucuz gıda kuyruklarında...


Siyasi Etik Sözleşmesi


Sevgi elmastan da öte…


94 Ruhu çağırmakla gelmez!


Sıladan Mektup Var -20


Seçim Yalanlarına İnananlara Afiyet Olsun


Boyabat'ın 2018 yılı nüfusu belli oldu


AKP’nin takımı Başakşehir nereye koşuyor?


Türk’ün Yaşamında Keçinin Önemi


Mor Tuhafiye Eleman İlanı


Sinop Yolundan Kar Görüntüleri 13 Ocak 2019


Rıza Mor'u Aramızdan Ayrılışının 3. Yılında Rahmetle Anıyoruz


Verem (Tüberküloz) Haftası


Ceren Damar'ı Öldüren Adamı Tanıyorum..


Sinop Bugün En Uzun Gecesini Yaşıyor


Yalnız Kendi Başın mı Dertli Sanırsın


Yazarımız Avukat Prof. Dr. Nurullah Aydın'ı Kaybettik


2014 Yılı Sinop İlçeleri Belediye Başkanlığı Seçim Sonuçları


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Döndü Hanım


Boğazda Can Pazarı


Zamanım!


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Şubat ayı ziyaretci sayısı:690320 DtGaNi

* ANASAYFA *