E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Sıladan Mektup Var -20

Yıllarca aldatıldık, halende aldatılıyoruz
Lütfen gözümüzü dört açalım artık
İnanın son günlerdeki tahribatların bedelini gelecekte çok ağır ödeyeceğiz
Sizlere bırak uzaklara gitmeye aldatıldığımıza dair ilçemizden 3 belge göstereceğim.

Vaka 1

Dr. Rıza Nur

Doktor Rıza Nur (doğumu: 30 Ağustos 1879, Sinop – ölümü: 8 Eylül 1942, İstanbul), Türk siyasetçi, devlet adamı, yazar, Türkolog-tarihçi ve hekim. II. Meşrutiyet’in ilanı ile açılan Osmanlı Meclisi Mebusan’ının ilk döneminde ve 1. ve 2. Dönem TBMM’de Sinop milletvekilliği yaptı.

Atatürk'le arası açılan Dr.Rıza Nur, milletvekili olduğu halde 1926 yılında Fransa'ya gider ve Paris'e yerleşir. Bu arada maaşıda tıkır tıkır ödenir. Orada hayatını kaleme dökmeye başlar. (Hayat ve Hatıratım - Paris 1929). Ne enteresan ki kitap 1968 yılında basılıyor, yani ölümünden 26 yıl sonra. Dağıtımı da Nur cemaati tarafından yapılıyor. Kitabın içeriğinde Atatürk’e öyle hakaretler varki sanki kitap değil adeta lağım kuyusu, necaset kokuyor. ‘’Türk Tarihi’’ adlı kitabında Mustafa Kemal’in hakkını teslim ederken, onsuz zaferin olmayacağını belirtirken ‘’Hayat ve Hatıratım’’adlı anılarında ise olmayacak iftiralar atmasının nedeni ne olabilir ki?

1927 yılında Atatürk Nutuk’ta, Rıza Nur’un Balkan Savaşı sırasında vatana ihanet etmiş olduğunu; herkes vatanı kurtarmaya çalışırken, Rıza Nur’un Arnavutları isyan ettirmeye çalıştığını açıklamıştır. Rıza Nur, Nutuk’u okuduktan sonra 1928 yılında ‘’Hayat ve Hatıratım’’ adlı anılarını yazmaya başlamıştır. Amacı, Nutuk’ta anlatılanları yalanlamak, Atatürk’ü lekelemek ve kendisini vatan hainliği ile suçlayan Atatürk’ten acımasız iftiralarla intikam almak olabilir mi? Veya gerçekten bir ruh hastası mı? Hayat ve Hatıratım adlı kitabındaki bazı cümleler.

Karımdan şu mektubu aldım: Ben burada kendime bir hayat arkadaşı buldum. Bunu başkasından duyarak üzülmene imkân bırakmıyorum. Namussuz karı! Sonunda bana boynuz da taktı:(s.l785).Galiba bu işte M.Kemal’in ve İsmet’in (İnönü) de parmağı var.(s. 1786)

(Karımın) ahlakı da bozuldu. Evdeki kızları benden gizli çırılçıplak soyuyor, dans ettiriyor, (s.1346)

Bir Rus doktor, zampara mı zampara; karının sözüne göre de bizim karıya da sataşmış, (s. 1410)

Yataktan fırladım. Adam da derhal kaçtı. Baktım ki donum kesilmiş. Artık uyuyamadım, (s.78)

Yaşlı adam tabancasını çekti ve bana: (Donunu)çöz, yoksa öldürürüm dedi... Boğuşma başladı... Nihayet bayılıp kalmışım... Gözümü açtığım vakit yanımda kimse yoktu, (s.84)

Bu çocuğu (Harbiyeli) herkesten ziyade sevmeye başladım... Görmesem aklımdan hiç çıkmıyor, görsem yüzüme bakmıyor, içimde heyecan duyuyordum... Anladım ki bu çocuğa âşık olmuşum... Böyle bir aşkın sonu livata (sapık cinsel ilişki) demektir. (s.22)

Arnavutları isyana teşvik ettiğimi ben kendi elimle yazdım. Bu kusur değil, iftiharım sebebidir. Bana büyük şereftir (s. 1305)

İşte Atatürk’e ve ailesine özellikle de annesine yönelik akla hayale sığmaz iftiraların sahibi Dr. Rıza Nur... Üzülerek söylemek gerekir ki, ülkemizde pek çok insan, hatta sözüm ona, araştırmacı-yazar sıfatını taşıyan pek çok aydın, Rıza Nur’u kaynak olarak kullanarak Atatürk’ü eleştirmektedir.

Vaka 2

Lozan anlaşması

Yandaki fotoğrafta Boyabat’ta petrol araması yapan Rus mühendis'in hanımı Olga ve makinistlik yapan Belediye memuru Hüseyin Tepeli'nin dedesi görülüyor, yer Cemalettin Köyü yakınları, sene 1947.

Aşağıdaki fotoğrafta Akçakese köyü Aluç mahallesinde 1993 yılında petrol araştırmaları sonucu yapılan sondaj kuyusundan geriye kalanlar.

Lozan anlaşması kimilerine göre başarı kimilerine göre bir hezimet…

Ben bu konuya girmeyeceğim ama günümüzde Lozan hakkında öyle yalanlar anlatılıyor ki.. Vebal almada insanlar adeta yarış içerisinde.

Efendim Lozan anlaşmasına göre 2023 yılına kadar madenlerimiz işletilemeyecekmiş miş miş…

Değerli Boyabatlılar

20 yıl öncesine kadar Saraydüzü/Akbelen köyünde Linyit kömürü çıkartılıyordu. İlçemizdeki Bazalt kayaları birkaç yıl öncesine kadar dış ülkelere gönderiliyordu. Yıllarca ilçemizde topraktan tuğla elde edilmiyor mu? Yukarıda belge olarak sunduğum resimler ilçemizde yıllarca petrol arandığının en belirgin kanıtıdır. Bir zamanlar Boyabat’a bağlı olan Hanönü’nde bakır işletmesinin hizmete girdiğini görmüyormuyuz. 200 km mesafedeki Karabük Demir Çelik Fabrikası yıllarca demir ve çelik üretimi yapmıyor mu? Televizyonda her daim görüyoruz Siyanür ile Altın arayan madencilere karşı yapılan ayaklanmaları.

Vaka 3

5. Ordu Komutanı Liman von Sanders’e (Çanakkale savaşını yöneten Alman komutan) başarılı diyen tarihçilerin yalanı.

Miralay Halil Sami Bey, 1866 yılında İstanbul’da doğmuştur. Aslen Boyabatlıdır. İsmail Hakkı Bey’in oğludur. İlk ve orta öğrenimini müteakip, Kuleli Askerî İdadisinde eğitim görmüştür. 5 Temmuz 1302 / 17 Temmuz 1886 tarihinde girdiği Harbiye Mektebinden 16 Mayıs1305 / 28 Mayıs 1889’da mezun olmuş, 1305-P.18 (1889-Piyade 18) sicil numarası ve Mülâzım-ı sâni (teğmen) rütbesiyle subay olarak atanmıştır.

Halil Sami, 31 Ocak 1895’te Mülâzım-ı evvel (Üsteğmen), 8 Nisan 1898’de Yüzbaşı, 18 Ocak 1899’da Sağ Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı), 18 Ocak 1901’de Binbaşı, 19 Mayıs 1907’de Kaymakam (yarbay), 1909’da ki tasfiye-i rütbe kanunuyla bütün subaylar da olduğu gibi onun da rütbesi düşürülmüş, 1 Haziran 1914’de Miralay (Albay) rütbesine terfi etmiştir. Halil Sami Bey, Çanakkale cephesi’n de 9. Tümen Komutanlığına atanmazdan önce pek çok askerî görevde bulunmuş, çeşitli birliklerde komutanlık yapmıştır.

Değerli Komutanımızın Liman von Sanders hakkında söyledikleri.

“Çanakkale harbi başladığı zaman, lakaydane hareket eden Liman von Sanders gibi bir serserinin ve zerre kadar vazife-i mukaddesesini deruhte etmeyen Kolordu Kumandanı Yanyalı Esat Paşa’nın ihmalkârlığı görülmüyor da, Allah’tan başka istinatgâhı olmayan bendenize kifayetsizlik isnat olunuyor…

NOT: Liman von Sanders’e ‘’Bu savaş senin yüzünden uzuyor, bu kadar şehit senin yüzünden’’ diyerek karşı gelen komutanımız Miralay Halil Sami Bey, Enver Paşa tarafından görevinden alınıyor. Kaynak: Zekeriya Türkmen….. Mekanın Cennet olsun Komutanım…..

Değerli okuyucular

Arife tarif gerekmediği gibi, Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az gelirmiş. Kısacası yazmak bizden karar sizden.

Bir sonraki makalede buluşmak üzere hoş kalın esen kalın.

SAYGILAR

Hüseyin Cömert

Tarih:14 02 2019 19:24(1770) Facebook'ta Paylaş

2. Yorum: kumluklu veli 14 02 2019 20:39
işte gerçekler işte cömert.cömerte helal olsun dorusu dostlar. yazdığı makalelerle biz boyabatlıları aydınlatmak için cabalıyor. helal olsun.

1. Yorum: doğru söze ne denir ki.. 14 02 2019 20:06
türkiye’nin lehine sonuçlanan kıbrıs savaşı (1974) sonrası abd türkiye’yi kıbrıs’tan çekilmesi için tehdit etmeye başladı. dönemin hükümeti bu tehditleri pas geçti. akabinde abd türkiye’ye ambargo uyguladı. bu nedenle bazı temel maddelerde kısıtlamaya gidildi. halk bu maddeleri temin için kuyruklar oluşturdu. aslında ülkeye sahip çıkılması gerekli iken günümüzde bu durumu siyasileştirerek sapota edenler oluyor. bu kişilere sesleniyorum….. yıl 2019. günümüzde iki kilo domates alabilmek için uzun kuyruklar oluşuyor. hani bizler dünya devleri arasındaydık. hani ekonomimiz süperdi. onun için mi vatandaş iki kilo domatesi iki tl ucuz alabilmek için kuyruklar oluşturuyor. 45 yıl önceki kuyruklar sizleri rahatsız ederken günümüzdeki kuyruklar için niçin sessiz kalıyorsunuz? rahmetli erbakan’nın ‘’ sizi işbirlikçiler sizi’’ diye meşhur bir sözü vardı…


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Emekli maaşı kesintileri nelerdir?


Boyabat Nasıl Bir Şehir Olur


Bandırma Vapuru Samsun ve 100. Yıl


Aras Kargo Eleman İlanı


Milli Mücadelenin 100. yılı


Yazın Kış Lastiği Kullanmak Sürüş Güvenliğini Tehlikeye Atıyor


Anneler baş tacıdır!


Edep


Nereye gideceğimizi unuttuk...


Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA)


İsmail Efe’nin Sinop tarihi


Boyabat'tan, Yiğren'e Fotoğraflar-1


Sıladan Mektup Var -34


2019 Boyabat Yerel Seçim Sonuçları (31 Mart 2019)


Çanakkale’ye sesleniş!


Gazetemizin Yönetim Kadrosu ve Adresi Değişti


94 Ruhu çağırmakla gelmez!


Boyabat'ın 2018 yılı nüfusu belli oldu


Ceren Damar'ı Öldüren Adamı Tanıyorum..


Yazarımız Avukat Prof. Dr. Nurullah Aydın'ı Kaybettik


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Boğazda Can Pazarı


Zamanım!


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Mayıs ayı ziyaretci sayısı:487952 DtGaNi

* ANASAYFA *