E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Aile de mi, Okul da mı?

Bir profesörün Kanada havaalanında yaşadığı bir anısı ile yazıma başlamak istedim. Uçağının kalkmasını bekleyen profesörün kendisi gibi yolcu olan iki çocuklu bir annenin çocukları ile yaptığı konuşma dikkatini çeker.

Uçağının kalmasını bekleyen anne kitap okumaktadır. On yaşlarındaki oğlu annesinin yanına gelir. Hemen yanlarında ki oyuncakçıdan bir oyuncak almak ister. Anne fiyatını sorar. Bir dolar olduğunu öğrenince, iki doların var, istersen bir dolarınla oyuncağı alabilirsin der. Çocuk oyuncağı alır.

Daha sonra annenin yanına beş yaşlarında ki kızı gelir, aynı oyuncaktan o da almak ister. Anne, bak kızım senin bir doların var. Ağabeyin dondurma yerken sen dondurma yemeyeceksen al der. Üstelik anne bu durumu kızına birkaç kez gülümseyerek anlatır. Oğluna sorduğu gibi kızına da bu oyuncağı almak istediğinden emin misin diye sorar. Kız da aynı oyuncağı alır.

Bir müddet sonra kalan parası ile ağabeyinin dondurma aldığını gören kız da dondurma almak ister. Anne yine kızına sevecen bir tavırla “ama senin paran yok, olan paranı oyuncak için harcadın” dese de kız anlamaz.

Annesini dondurma alması için zorlar ama anne dondurmayı almaz ve sen paranı oyuncak için harcadın, senin paran yok der. Ağabeyi kendi dondurmasından bir parça vermese kız dondurma yiyemeyecektir.

Bu olanları gözlemleyen profesör şöyle düşünür. Benim eşim olsa bir dolardan ne çıkar? Bir dolar için çocuk üzülür mü diye düşünür. Bu annenin yaptığı ise şimdiden “ayağını yorganına göre uzat” bilincini vermektedir.

Ayağını yorganına göre uzat bilincine sahip olan bireyler, aileler, şirketler, milletler zamanla güçlenirler, olmayanlar ise gittikçe güçlerini kaybederler ve başkalarına el açacak hale gelirler.

Sevgili okurlarım, buraya kadar yazdıklarımı Doğan Cüceloğlu’nun İletişim Donanımları adlı kitaptan okudum ve aklımda kalanları sizlerde paylaşmaya çalıştım. Günümüze gelirsek.

Üç ay kadar önce yaşamış olduğumuz yerel seçimde bazı belediyeler başka partilere geçti. Aynı partiden olup da yeni seçilen belediye başkanları da var. Çoğunluğu bir önceki başkandan büyük borç ile devraldıklarını söylüyorlar. Demek ki ayaklarını yorganlarına göre uzatmamışlar.

Ankara ve İstanbul belediyeleri başta gelenler. Hatta Ankara belediye başkanı kısa zaman da yüz milyonun üzerinde tasarruf yaptığını söyledi.

Temennim tüm belediye başkanlarının bulunduğu şehrin halkı için gereğini yapıp ödenen vergileri har vurup harman savurmaması. Ödenen vergileri çok iyi değerlendirerek hem halkına faydalı olması hem de bir daha ki seçimde rahatça oy isteyebilmesidir.

Boyabat belediye başkanımız ikinci kez seçildi ama bir önceki kendi döneminden belediyeyi borçlu almış herhalde. Çünkü belediyeye ait bazı gayrimenkulleri satışa çıkarmış.

Kültür etkinlikleri kapsamında düzenlenen Gazanfer Okçuluk Toyu, ok atışları programları gibi programlara fazla masraf yapılmış olabilir. Elde avuçta bir şey kalmamışsa bazı varlıklar satılarak bu masrafların karşılanması gerekir.

Bir de hükümetin yap, işlet, devret sistemiyle yaptırdığı yollar, köprüler, hastaneler var. Bu işlere yapan firmalara verilen müşteri garantileri var. Verilen garantiler tutmadığı için halkın ödediği vergilerden ödenen kısım var. İşte buralarda da ayağımızı yorganımıza göre uzatmadığımız için ağabeyinin dondurmasına göz diken kız çocuğu gibi halkın ödediği vergilere göz diken yöneticilerimiz var.

Bu durum ayağımızı yorganımızı göre uzatmamaktan mı, yoksa hesap bilmemekten mi kaynaklanıyor? Bence ikisi de.

Sizce hem hesabını bilen hem de ayağını yorganına göre uzatmasını bilen bireyler yalnız aile eğitimi ile mi olur? Tabi ki anneler çocukların yetişmesinde büyük etkendir ama anneleri yetiştiren eğitim sistemi de önemlidir.

Maalesef şu an ki eğitim sistemi ile olacak şey değil bunlar. Abbas Güçlü Beyin de dediği gibi aynı bakanlıkta çeşit çeşit öğretmen olmaz. Olursa da iyi bir eğitim verilmez. Öğretmenler eğitim sistemimizin temel taşlarıdır. Bu temel taşların bir kısmı kadrolu, bir kısmı sözleşmeli, bir kısmı da ücretli olursa öğretmenlik onuru zedelenmiş olur. Zedelenmiş onurla verilen eğitim de başarılı olmaz.

Eğer bir öğretmen atanmak için on beş yıl beklerse, üniversiteyi birincilikle bitirip fizik öğretmeni olduktan sonra atanamadığı için kâğıt toplamak zorunda kalırsa iyi bir eğitim verilmez çocuklarımıza. Çocuklarımızın geleceği için öncelikle çocuklarımızı yetiştirecek kadroyu yetiştirmeliyiz ve onlara önem vermeliyiz.

Bilinci gelişmemiş sıradan bir öğretmenin yetiştirdiği öğrencinin velisi olmak istemezsiniz. Yukarıda saydığımız öğretmenlerin de aldıkları eğitimle ilgili olarak aynı bilinçte ve geleceğimize yön verecek bilinçte olmaları imkânsız.

Konuyu fazla uzatmadan ve dağıtmadan şu sorular ile bitirmek istiyorum. Bu eğitim sistemi ile yetişen bir toplumdan da ayağını yorganına göre uzatmasını istemek ne kadar doğru olur? Ayağını yorganına göze uzatmak daha iyi ailede mi, okul da mı öğrenilir?

Saygı ve Sevgilerimle.

Mustafa Gürleyen (19.08.20199)

Tarih:20 08 2019 13:28(692) Facebook'ta Paylaş

3. Yorum: aslan 28 08 2019 15:14
* ogretim: insanlarim hafizalarina bilgi depolamak.
* egitim: ogretim süresince depoladigimiz bilgilerin davranislarimizi degistirmesi...
* ailede, sokakta, okulda,,, aldigimiz bilgiler davranislarimizi etkilememisse heyhaaaaatttt!!!

2. Yorum: foçalı 22 08 2019 03:23
insanın eğitimi ailede doğum dan itibaren başlar okulda devam eder bu ömür boyu süren bir süreçtir malisef bizim ülkede ki sistem doğurdum saldım çayıra mevlam kayıra olduğu için bir şey değişmiyor. her yer çöp içinde daha yere atmamayı bile bilmiyoruz .

1. Yorum: 11 köy 20 08 2019 17:16
öncelikle çok güzel bir yazı malisef gelire göre bir gider bütçesi yapılmıyor gider gelirden fazla olunca borçlanmada kaçınılmaz oluyor adam asgari ücret li onyedi liralık sigaradan günde bir paket içiyor yani gelirin dörtte biri sigara ya veriyor sonrası mslüm bankalara borç.


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Gölge Adam Yazdı: YA BİZLER?


Gülüm Züccaciye’de “Eskiyi Getir, Yeniyi Götür” Kampanyası


Osmanlıca


Komşusu Aç İken Tok Yatan Bizden Değildir


Suriye ve uzlaşma


Ölümünün 81. Yılında Atatürk


Osmanlı'da Harf Devrimi Yapma Çalışmaları


Cumhuriyet’e Yazdım


Karbonmonoksit Zehirlenmeleri ve Alınması Gereken Tedbirler


Kılavuzu Karga Olanın...


2019 Boyabat Yerel Seçimleri Mahalle Bazında Sonuçları


Müjde…. Hadi Hayırlı Olsun


Boyabat İlçe Emniyet'i vatandaşları uyardı 2014


Kıbrıs, İskenderun ve Antakya Gezisi Fotoğrafları-1


Dua


Boyabat Gazetesi 14. Yaşında


Kıta sahanlığının da Yunanistan’a bırakılması da mı yalan iftira?


Edep


Boyabat'tan, Yiğren'e Fotoğraflar-1


Sıladan Mektup Var -34


94 Ruhu çağırmakla gelmez!


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Boğazda Can Pazarı


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz





Kasım ayı ziyaretci sayısı:303570 DtGaNi

* ANASAYFA *