E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Tabut Taşıyan Avukat ve Vatan Aşkı

Değeri dostlar bir avukatın aşk hikayesini anlatmaya çalışacağım. Öncelikle aşk nedir onu bundan 45 yıl kadar önce aldığım Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğünden aynen aktarıyorum. Aşk: İs. Ar. Güçlü sevgi ve bağlılık duygusu. Yurt aşkı. Bilim aşkı.….

Avukatın aşkı ne zaman yaşadığına gelince. Anadolu’nun birçok yerinin düşman işgali altında, İstanbul’un İngiliz askerleri kontrolünde olduğu yıllarda yaşamış.

Osmanlıya hasta adam gözüyle bakıldığı, İstanbul hükümetinin nazırı Ziya Paşanın “Beyler İngilizlere kafa tutmayınız adamların hiç şakası yok” dediği yıllarda yaşanmış.

İstanbul’dan kaçırılan silahların İnebolu yolu ile Anadolu’ya ulaştırılmaya çalışıldığı, bu silahları kağnı arabası ile Anadolu’ya ulaştırırken sekiz gün yolda olan ve bu yolculuk esnasında Küreli bir gelinin yolda doğum yaptığı, Azdavaylı bir kadının yolda doğum yaparken öldüğü yıllarda yaşanmış.

Bin bir zorlukla Anadolu’yu işgalden kurtarıp İzmir de komutanların bir araya geldiği zaman Yakup Şevki Paşa’nın Mustafa Kemal’e “Paşam sen haklı çıktın, sen eli öpülece kadamsın, ver elini öpeyim” dediği yıllarda yaşanmıştır.

Avukatın aşkı kurtuluş yıllarında yaşanmış, vatan aşkı ile sevgili aşkı birbirine karışmış ve vatan aşkının üstün geldiği bir aşktır.

İşte o kurtuluş savaşı esnasında, kışlalarımızın İngiliz askerleri kontrolündeyken bir teğmen kışlanın doktoruna gider durumu anlatır, birkaç askerin hastaneye kolera hastasıymış gibi sevk edilmesin ister. Doktor da yapar. Kışla da kolera salgını başladığını zanneden İngilizler kışlayı terk ederler.

Teğmen de bu kışladaki silahları tabut içinde önce camiye, oradan da Anadolu’ya sevk eder. İşte İnebolu’dan Anadolu’ya giden silahlar tabut içinde gelmiştir. Silahları tabut içine yerleştiren, tabutları taşıyanlardan biri de genç bir avukattır.

Mahallesinde bir kızı sever. Annesini ve babasını gönderip istetir ve nişanlanırlar. Genç kızımız Ayşe’ye nişanlısını avukat olarak tanıtırlar. Bundan sonrasını genç kızımızdan dinleyelim.

İstiklal Savaşı yılları, yıl 1919. İstanbul baştan aşağı İngilizlerin işgali altındaydı. Liseyi yeni bitirmiştim. Güzel bir kızdım. Dünür gelmeye başladılar. Uzaktan birini gösterdiler.

Boylu poslu yakışıklı bir delikanlıydı, avukatmış beğendim. Nişanlandık. Nişanlımı seviyordum.

Mutlu bir yuva kurmak hevesi ile lamba ışığının altında sabahlara kadar oyalar örüyor, çeyiz hazırlıyordum. Ama çok geçmedi ki mahallede bir dedikodu yayıldı.

‘Ayşe’nin nişanlısı avukat değilmiş, ipsizin biriymiş, üstelik cami önlerinden tabut taşıyarak karnını doyuruyormuş’ dediler. Alt üst oldum.

Ayşe babasıyla gider uzaktan nişanlısını izlerler, gerçekten de tabut taşıyordur. Nişanı atıp, ayrılırlar. Aradan 5 yıl geçer. Eski nişanlısı ile karşılaşır. Yaşananları kızımız Ayşe’den dinleyelim.

Evlenmiştim. Bir de çocuğum olmuştu. 1924 yılıydı. Artık ülkemiz özgürdü. Bir gün Beyoğlu’nda rastladım ona. Oğlum yanımdaydı. Beni görünce titredi, ceketini düğmeledi. Saygı göstererek durdu önümde.

‘Vaktiniz varsa size bir çay ikram etmek isterim’ dedi. ‘Olur’ dedim. Bir büroya girdik.

Burası bir avukatlık bürosuydu ve kapıda eski nişanlımın adı yazıyordu. ‘Siz gerçekten avukat mısınız?’ dedim. ‘Evet’ dedi.

‘Peki, avukatsınız da neden cami önlerinden tabut taşıyordunuz?’ diye sordum. Durdu, başı öne eğildi. ‘Beni affedin’ dedi.

‘İstanbul işgal altındaydı. Her taraf İngiliz askeri kaynıyordu. Her şeyi didik didik arıyorlardı. Biz de Anadolu’ya, Millî Kuvvetlere ancak cenaze süsü vererek tabutlarla silah kaçırıyorduk. Bu ülke için hayati bir işti. Bunu size bile söyleyemezdim.’

Bu vatanı canlarını ve aşklarını feda edebilenlere borçluyuz.

Yunan Anadolu’dan kaçarken bir köyde bir kızımıza musallat olur. Kızımız kaçıp eve girer. Yunan askeri evi ateşe verir ama yine de kızımız dışarı çıkmaz. Yanarak şehit olur. Bu vatan uğruna canı feda edenlere borçluyuz. Keşke Yunan kazansa diyenlere değil.

******

NOT: Yazılarıma olumlu veya olumsuz hakaret içermeden yorum yapan arkadaşlara teşekkür ediyorum. Bir önceki yazıma yorum yapan yorumcu bana sen taraflı birisin diyor. Evet taraflı biriyim ama;

Habur sınır kapısına seyyar mahkeme kurup dağdan gelen teröristleri suçsuz bulanların tarafında değilim.

Dolmabahçe de terörist dediği kişilerle görüşen, kırmızı bültenle aranan terörist Osman Öcalan’ı TRT ye çıkaranlarla aynı tarafta değilim.

Beşiktaş da bir bacımıza saldırdılar. 31 Mart yerel seçimlerinde oylar çalındı. Elimizde görüntüler var. Açıklayacağız deyip açıklayamayanlarla aynı tarafta değilim. Bilin istedim.

Mustafa Gürleyen (14.12.2019)

Tarih:16 12 2019 13:33(6752) Facebook'ta Paylaş

3. Yorum: karaçaylı 20 12 2019 10:24
sayın millat sizde bir gün doğruyu göreceksiniz mustafa beyin yazılarını okuduğun kadar benzer yazilarida okuyorsundur sanırım. bu yazılarda sana doğruyu gösterir bir gün

2. Yorum: milat 17 12 2019 09:19
seloya özgürlük,selonun ne suçu var niye cezaevinde diyenlerlede tarafsınız,pkk lı teröristlere hendek kazan arkadaşlar diyenlerlede istiklal caddesinde lbgt lilerle yürüyüş yapan chp lilerlede aynı taraftamısınız sayın yazar.hala dilinize dolamışsınız bir habur bi adım ilerisini göremiyorsunuz.habur bir fetö operasyonu olduğunu,haburdaki hakimin fetö den içeride olduğunu bilmeyecek kadar tarafsınız.cözüm süreci ne gelince bu bir devlet projesiydi ve devlet dediki bakın bırakın bu işleri size bir fırsat veriyoruz gömün silahları gidin onlar sandılarki devlet acziyet içindeydi şımardılarda şımardılar sonra nemi oldu devletin uzattığı kadife eli görmeyenler başlarına demir yumruğu yediler.madem habura şuna buna karşı tarafsınız devlet türkiyede pkk nın suriyede zeytin dalı,fırat kalkanı,barış pınarı harekatı ile ypg nin tepesine binice siz hangi tarafta oldunuz sayın yazar.devletin yanında taraf olduğunuza dair tek kelime yazınızı göremedikte

1. Yorum: muammer ergan 16 12 2019 17:35
ben sizin tarafınıza kurban olurum kardeş... yüreğine sağlık.....


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Dörtyol Demsa Market, Adrese Servis Hizmetine Başladı


İsyan ediyorum


Üst Üste 3 Gün Alkış


Korona Virüs Ev Cami


Gölge Adam Gözüyle Bir Başka Açıdan Koronavirüs


Korona Virüs Salgını İçin Korunma Yöntemleri


Çanakkale Şehitlerine


17 Şubat Dünya Kediler Günü


Boyabat'tan Kar Fotoğrafları - 2020 -2


8-9 Şubat Boyabatta Kar Yağışından Görüntüler


İnsan hakları ve engelliler


Boyabat'ın 2019 yılı nüfusu belli oldu


Rıza Mor'u Aramızdan Ayrılışının 4. Yılında Rahmetle Anıyoruz


5 bin - 30 bin TL'yi aşan faturaların GİB Portalından e-Arşiv olarak Düzenlenmesi


Bugün Kış Başlıyor


Osmanlıca


Cumhuriyet’e Yazdım


2019 Boyabat Yerel Seçimleri Mahalle Bazında Sonuçları


Müjde…. Hadi Hayırlı Olsun


Kıta sahanlığının da Yunanistan’a bırakılması da mı yalan iftira?


Sıladan Mektup Var -34


94 Ruhu çağırmakla gelmez!


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Boğazda Can Pazarı


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz





Mart ayı ziyaretci sayısı:1718517 DtGaNi

* ANASAYFA *