E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Buğday da Askıda

Merhaba dostlar, bir önceki yazımı sizlerle paylaşalı bir buçuk ay kadar oldu. Doğup büyüdüğüm, çocukluğumun geçtiği, baba ocağı köyüme gitmiştim.

Amaç İstanbul’un sıkıcı yaşantısından uzaklaşmak, korona virüs nedeniyle eve kapanıp kalmaktan kurtulmak, baba ocağına gidip nefes almaktı. Öylede oldu.

Fakat yine İstanbul’daki mekâna dönmek zorunda kaldık. Şartlar onu gerektiriyordu. Sabah saat 06.00 da evime taksi ile 19 Lira 30 kuruşluk mesafede otobüsten indik. Aynı yerde bizimle birlikte iki yolcu daha indi.

Diğer yolculardan birini bekleyen yakınları varmış, özel araçları ile aldılar. Biz taksi beklemeye başladık. Gelen ilk taksiyi diğer arkadaş durdurdu ve konuşmaya başladılar. Taksi yolcuyu almadan hareket etti. Ben durdurdum. Gideceğim yeri söyledim. Tamam dedi ve eşyalarımı bagaja yükledi.

Benden önce taksiyi durduran arkadaş taksimetreyi açmadan 50 TL önermiş. Gideceği yer uzak olduğu için kabul etmemiş. Anlaşamamışlar. Sizlere soruyorum. O yolcu yalnız olsaydı. Yani ben olmasaydım taksicinin o yolcuyu kabul etme olasılığı var mıydı? İhtiyacı olan biriydiyse kar ve zararı düşünmeden kabul etmek zorunda olabilirdi.

Köyümde yaşadıklarıma gelince, sosyal medyadan uzak kaldım. Çünkü köyümde telefonum, daha doğrusu kullandığım operatör çekmiyordu. Birçok yerde olduğu gibi bende internet yoksunuydum. Korona virüs nedeniyle de eş, dost ve akrabaları ziyaret edemedim.

İhtiyaçlarımızı nasıl karşıladığımızı merak edenler, köyümüze Çarşamba günü manav, Pazar gün ise bakkal, her sabah ise ekmek arabası geliyordu. Gerektiğinde de kazaya gidip ihtiyaçlarımızı karşılıyorduk.

Benim çocukluğumda dedelerimiz, babalarımız kazaya gaz, tuz, çay, şeker gibi ihtiyaçları karşılamak için giderlerdi. Gıda ihtiyaçlarını genelde kendileri üretirlerdi. Şimdiyse her şeyi satın alır duruma gelmişler. Kışlık ihtiyacı pekmez yapmak için bile komşu il Kastamonu’ya gidip pancar alan bile var.

Köyümden bir genç hayvancılık yapmaya başlamış. Sevindim ama hayvancılıktan anlamıyor. Keşke yanılan olsam. Hayvancılıktan anlamadığı gibi ülkemizde olup bitenleri bile iyi gözlemleyemiyor. Köyde bir çok kişinin kuranda büyükbaş kurban kestiği için genelin ekonomik durumunun iyi olduğunu zannediyor.

Köyümüzde üretim yok denecek kadar az. Gittikçe de azalıyor, tarım alanları yok oluyor. Tahminim çevre köylerde üretim konusunda aynı. Halkıda emekli yaşlılar.

Yazımın başında yaşadığım taksi olayını anlatmıştım. Köyümüze gelen satıcılarda, başka gelen olmadığı için ürünleri istediği fiyattan satabilirler. O satıcılara bizde bu ürünü size bu fiyattan aşağı satmayız deme olanağı yok. Çünkü üretim yok. Tekrar ediyorum. Tarımalanları da yok oluyor.

Köy meydanında bir sohbet esnasında, üretimi artırmak, kaliteli üretim yapmak için ziraat mühendisleri ile görüşüyor musunuz, görüşen var mı diye sordum. Ziraat mühendisleri ilçedeki odalarından dışarı çıkmıyorlar diyenler oldu. Ziraat mühendisleri köyleri mi gezmeli,yoksa köylüler mühendislere gidip bilgi mi almalı?

Gözlemlediğime göre üreten değil de tüketen toplum olmuşuz. Bizim köy öyle. Üretmediğimiz sürece kaybetmeye mahkumuz. Üretene boyun eğmek zorundayız.

Bir toplumun refah içinde yaşayabilmesi için “askıda ekmek” öneriyse değil, üretim ile olur. Yöneticilerin üretime destek vermesiyle olur. Cumhur ittifakının yöneticilerinden biri ekonomik durumumuz çok iyi derken, diğeri çıkıyor askıda ekmek önerisinde bulunuyor. Bırakın askıda ekmeği buğday var mı buğday?

Benim gibi birçok kişinin de anlamakta zorluk çektiğini düşündüğüm Suriye’ye yardım konusu. Kendi ürettiğimiz değil, hem de ithal ederek, ithal ederken vergiden de muaf olan ve dolar ile alınan buğdayı un haine getirerek, nakliyesini de karşılayarak yardımda bulunacakmışız. Yardımda bulunabilecek kadar iyi durumdaysak “askıda ekmek” ne demek? Askıda aşı var mı?

Daha önce kendi kendine yeten bir tarım ülkesiyken şimdi buğday ithal eden, hatta birilerine kıyak geçmek için bir süre vergiden muaf tutarak ithal eder duruma geldiysek ürkiye bizim köy gibi demektir.

Bizim köyde tarım alanları her geçen gün azalıyor. Nüfusumuz artarken tarım alanlarımızın azalması fakirleşiyoruz demektir. Köyler ilçeleri, ilçeler illeri, illerde Türkiye’yi oluşturur. Köyler fakirleşirse Türkiye fakirleşir demektir.

Ne durumda olduğumuz görmeyenler, duymayanlar sizde bu gemidesiniz. Bir emeklinin maaşı da, çiftçinin kazanıp kazanmadığı da, dolar da, askıda ekmek de hepimizi ilgilendiriyor.

Mustafa Gürleyen (24.10.2020)

Tarih:24 10 2020 13:47(3531) Facebook'ta Paylaş

1. Yorum: 11 köy 24 10 2020 17:35
askıda olan ekmek değil geldiğimiz yerin özeti tarım suriyeli hayvancılık| afganlar a emanet somali ve diğerleri de var daha.


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Yağmur Tekstil İşçi


Acı Reçete


KKTC’nin 37. Kuruluş Yılı Kutlu olsun


Çocuklar ve hayvanlar


Sinop Basınını Rahatsız Eden Olay


Ahmed Cevad'ın yazdğı Çırpınırdı Karadeniz şiirinin aslı


On Bin Ekmek Faturası


Boyabat Ticaret ve Sanayi Odası Tanıtım Videosu


Hicri Yılbaşı 1 Muharrem 1442


Tatil anılarınız çöp olmasın


TÜRK KİMDİR ?


Kıbrıs, İskenderun ve Hatay Gezisi Fotoğrafları-4


Boyabat Gazetesi 15. Yaşında


Paraşütten çeltik tarlaları


2019 Yılı Sinop İlçeleri Belediye Başkanlığı Seçim Sonuçları


Fiziksel mesafe sosyal yakınlaşma


Korona Virüs Salgını İçin Korunma Yöntemleri


8-9 Şubat Boyabatta Kar Yağışından Görüntüler


5 bin - 30 bin TL'yi aşan faturaların GİB Portalından e-Arşiv olarak Düzenlenmesi


Osmanlıca


Cumhuriyet’e Yazdım


Müjde…. Hadi Hayırlı Olsun


Kıta sahanlığının da Yunanistan’a bırakılması da mı yalan iftira?


Boğazda Can Pazarı


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz






Kasım ayı ziyaretci sayısı:1300165 DtGaNi
* ANASAYFA *