E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Siz Aya Biz Yaya

Hava şartlarının bozacağını, hatta 1987 ye benzer bir kış yaşanacağını duyunca evin ihtiyaçlarını almak için hanım ile markete gittik. Çıkarken marketin önüne yeni bakliyatlar gelmiş, görevliler içeri taşıyorlardı. Hanım kırmızı mercimeğin nereden geldiğini sordu. Kanada cevabını aldık.

Eve gelince bu konu ile ilgili düşüncelerimi yazmak istedim ama yazamadım. Çünkü haberlerde Gara şehitlerimiz vardı. Aşağıdaki cümleleri yazıp, daha fazla devam edemedim.

Kar yağıyor tipi var, üşüyorum. / Şehitlerimiz var içime kor düştü yanıyorum. / Donduğumu da yandığımı da gören yok, üzülüyorum. / Ya şehit anne babaları ne yapıyorlar?

Kaldığımız yerden devam edelim. Gara’da şehit olan 16 vatandaşımızın şehit olması nedeniyle başta siyasiler olmak üzere konuşan çok kişi var. Bu konudaki duygu ve düşüncelerimi içime atarak başta ekonomik sorunlar olmak üzere, izninizle başka konulara değineceğim.

O kadar çok konu var ki. Siyasiler her gün, hatta her saat yeni bir konu ortaya atıyorlar, hangisinin doğru olduğunu karar vermekte güçlük çekiyoruz.

Kovid-19 ile cebelleşmeye devam ediyoruz. Çevremizde yaşananlara baktığımız zaman birçok konuda olduğu gibi bu konuda da neyin doğru, neyin yanlış olduğunu karar vermekte güçlük çekiyoruz.

Eğitim genelde internet üzerinden yapılıyor. Yüz yüze eğitime geçelim mi geçmeyelim mi diye düşünülüyor. Fakat bir kuran kursuna mensup, ortalama 10-12 yaşlarındaki çocuklar Cuma namazına cübbe ve sarıkları ile toplu gidiyorlar. Bu virüs okullarda bulaşıyor da başka yerde bulaşmıyor mu?

Birçok derneğin 2020 yılı sonuna kadar yapması gereken kongreleri salgın nedeniyle 2021 Mart sonuna ertelenirken AKP kongreleri nasıl yapılabiliyor? Hem de salonlar lebalep doldurularak.

Gelecek ayın maaşını harcayarak aldığımız kırmızı mercimeğin Kanada menşeili olduğunu öğrenince aklıma gelen bir hikâyeyi anlatacaktım. Bu siyasiler insanda akıl bırakmıyorlar ki. Yok yeni anayasa, yok aya gidiyoruz. Olmayacak şeyleri olacakmış gibi gösterince, buna da inananlar çıkınca insanın ister istemez aklı karışıyor. Açlıktan yaya gidemeyen halkımız var. Aç kaldıkları için bir buçuk yaşındaki çocuklarını komşuya bırakıp intihar den çiftlerimiz var. Aya gidecekmişiz, hangi para ile?

Eğer aya gidecek kadar paramız var ise önce halkın karnını doyuracak aşını, geldi, geliyor dediğiniz Kovit-19 aşısını karşılayın.

Gelelim atlatmak istediğim hikâyeye. Güzel ilimizin güzel ilçelerinden biri gibi olan bir ilçeye bir turistik tesis yapılmış. Tesisi yapan kişiyi de birileri yönlendirmiş. Bak bu yörede sen ilk olacaksın, şöyle para kazanırsın, böyle para kazanırsın demişler adam da ikna olmuş.

Sezon zamanı başladı başlayacak o da çevresinde ki esnafa gitmiş. Bakın bu yıl buraya tatil için çok kişi gelecek hazırlıklı olun demiş. Bakkalı, kasabı, manavı hazırlıklı olacaklara ama mal alacak paraları yok. Aralarında konuşmuşlar, tesisin sahibine gitmişler. Borç istemişler. O da nasıl olsa kazanacağız diye elinde olan parasını esnafa vermiş.

Fakat aradan zaman geçmeye başlamış. Ne gelen var ne giden. Tesisin sahibi çalışanlarına maaş veremez duruma gelmiş. Esnaf tesis sahibine, çalışanlar esnafa, tesis sahibi çalışanlarına borçlu duruma gelmiş. Tam bu esnada tesise altı kişilik bir aile gelmiş. Bir hafta kalacaklarını söyleyip ödemelerini toptan yapmışlar.

Bu para ile patron çalışanlarına, çalışanlar esnafa, esnaf da tesis sahibine borçlarını ödemiş. Herkesin yüzü gülüyor.

Bir gün sonra bu ailenin babası patronun yanına gelmiş. Tesisten ayrılmak istediğini, fazladan yaptığı ödemeyi geri istemiş. Yanlış anlamayın, her türlü hizmetten, çalışanlarınızdan, sizden memnunum. Fakat iş yerimden beni geri çağırıyorlar demiş. Alması gereken ödemeyi olarak oradan ayrılmış. Kimsenin kimseye de borcu kalmamış.

Bu esnaflardan biri Kanadalı, ya da başka bir ülkeden olsaydı ne olurdu? Paramız yurt dışına gitmeden kendi çiftçimize yardımcı olsak iyi olmaz mı? Net cevap iyi olur. Önce üreten Türkiye olmamız gerekir.

Size bir hikâye daha anlatmak istiyorum. Bir baba oğluna sürekli olarak sen adam olmazsın diyormuş. Çocuk babasının bu şekilde davranmasına üzülüyormuş ama babasına bir şey demiyormuş. İçinden de baba göreceksin okuyup büyük adam olacağım diyormuş.

Çocuk okumuş ve kaymakam olmuş. İki jandarma gönderip babasını köyünden aldırarak ilçeye makamına getirtmiş. Bak baba sen bana adam olmazsın diyordun ama ben kaymakam oldum demiş.

Baba oğlunun yüzüne bakmış, bakmış. Oğlum ben sana okuyamazsın, kaymakam olamazsın demedim, adam olamazsın dedim.

Bu hikâye birkaç gün önce Elazığ da yaşan bir olayı hatırlattı. Bir gün önce Cumhurbaşkanına açım diye bağıran bir hanım efendi, bir gün sonra valinin odasında benim her şeyim var demesini anlamıyorum.

Sayın valim sizi de anlamıyorum. Babasını ayağına çağıran kaymakam gibi değil de vatandaşın ayağına giden vatandaşın ayağına giden vali olsaydınız. Şimdi iktidarın valisi diyorlar da…

Mustafa Gürleyen (18.02.2021)

Tarih:19 02 2021 13:45(5553) Facebook'ta Paylaş

2. Yorum: gökbörü 23 02 2021 10:27
virüs işi bi şekılde bıtecek ama üretim yapmayan ülkerın sonu çok hazin olacak gıda sorunu çıkacak su sorunu zaten olacak bu iki konu ile ilgili acil eylem planı oluşturulmaz ise yıllar önce yazdığım gibi bu ülke ekmek dahı bulamaz çünkü herşey ithalata dayalı ayrıca ıktıdarın aymaz uygulamaları artık çığrından çıktı cenazede bınler kongrelerde bınler onbınler bu ne arkadaş devlet babalarının çiftliği sanki bu devran döner o zaman ne olacak ?

1. Yorum: gökbörü 19 02 2021 13:57
fazla söze gerek yok şeyh uçmaz müritler uçurur iktıdar aynen boyle 15 yılda nasıl olsa halk uçurdu oni aya da gider marsa da sincara da gara yada kandıle de masa yada oturur operasyon da yapar nasıl olsa herşey yanına kar kalıyo bu ülkede yapanın aya çıkmış çokmu yani!!!!!!!erhenekon balyoz oldi pardon dedi -fetö oldi pardon dedi -aya çıkar ya da çıkabılemez pardon der uzay mekığı yolda patladı der olur bıter inanması bedave nasıl olsa ağaya beleş !!!!!!!


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Hayatın kıyısında


Dörtyol Demsa Market, Adrese Servis Hizmeti


Yüzyılın Siyaseti


Boyabat Belediyesi'ne yeni TEAM!!!


2021 - 1442 Ramazan İmsakiyesi


17 Şubat Dünya Kediler Günü


Boyabat'tan Kar Manzaraları 16 Şubat 2021


Boyabat'ın 2020 yılı nüfusu belli oldu


Yılmaz Özdil şehit dedelerimizin dünyanın nerelerinde yattığını


Rıza Mor'u Aramızdan Ayrılışının 5. Yılında Rahmetle Anıyoruz


Sarıkamış Faciası


Ahmed Cevad'ın yazdğı Çırpınırdı Karadeniz şiirinin aslı


On Bin Ekmek Faturası


Boyabat Ticaret ve Sanayi Odası Tanıtım Videosu


Tatil anılarınız çöp olmasın


2019 Yılı Sinop İlçeleri Belediye Başkanlığı Seçim Sonuçları


Korona Virüs Salgını İçin Korunma Yöntemleri


8-9 Şubat Boyabatta Kar Yağışından Görüntüler


5 bin - 30 bin TL'yi aşan faturaların GİB Portalından e-Arşiv olarak Düzenlenmesi


Osmanlıca


Cumhuriyet’e Yazdım


Müjde…. Hadi Hayırlı Olsun


Kıta sahanlığının da Yunanistan’a bırakılması da mı yalan iftira?


Boğazda Can Pazarı


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz





Nisan ayı ziyaretci sayısı:686805 DtGaNi
* ANASAYFA *