E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Kıpırdayıp Durma

Hasan Muslu… Henüz okumayı öğrenmeden, ninesinden dinlemiş olduğu masalları not etmek için yazmaya merak eden ve bu merakını gidermek için de yaşamı boyunca-cebinden hiç eksik etmediği kalem ve defteriyle-bıkmadan usanmadan canla başla uğraş veren bir derviş!..

Boyabat’ın Yörük köyünde doğan Hasan Muslu’nun özellikle uzun kış geceleri hep ninesinin anlatmış olduğu masalları-can kulağıyla-dinlemekle geçmiştir. Ninesinin kucağına başını koyup da bu gizemli masalları dinlerken, Hasan Muslu’nun en çok merak ettiği konulardan biri de şuydu:

“Ya… Ninem bu güzel masalları nerelerden duyup da öğrenmiş acaba? Ninem okuma-yazma bile bilmiyor!.. Nineme bu masalları anlatanlar da okuma-yazma bilmiyorlardır!.. Bu masallar nasıl ortaya çıkmış? Kim yazmış? Kim uydurmuş?”

Ninesinin kucağında uykuya dalarken de sabahleyin yatağından uyanırken de hep masalları düşünen ve bu masalları yazanları merak eden beş altı yaşlarındaki Hasan Muslu’nun en büyük hayali; günün birinde kendisinin de böyle masallar yazmaya başlamasıydı. Acaba günün birinde ben de böyle güzel masallar yazabilir miyim diye hiç bıkmadan usanmadan hayaller kuran, derin hülyalara dalan Hasan Muslu’nun heyecanı büyüktü.

İlkokula başlayıp da okuma-yazmayı öğrenir öğrenmez Hasan Muslu’nun ilk işi, en çok merak ettiği konu; önce okuma değil de hep yazma olmuştur. Zaten köyde ders kitaplarından başka okuyacak kitap da bulamayan; yani, çevresinde doğru dürüst okuyacak kitap da göremeyen Hasan Muslu, bütün enerjisini, bütün gücünü hep yazmaya vermiştir. Önce, ninesinden duymuş olduğu masalları bir deftere yazdı Hasan Muslu. Sonra, kendi uydurduğu masalları yazdı. Köydeki ihtiyarların samanlık arkalarında uzun uzun anlatmış oldukları askerlik anılarını yazdı. Leyleklerin gelişlerini yazdı. Turnaların gidişlerini yazdı. Ormandaki kurt ulumalarını… Dağdaki ayı böğürmelerini… Çiçeklerin açışını… Sararan yaprakların yere düşüşünü… Yazdı… Yazdı… Yazdı… Gördüğü her şeyi yazdı Hasan Muslu.

Hasan Muslu’nun bu yazma serüveni hiç bitmedi. Duyduğu, gördüğü ve incelediği her şeyi ama her şeyi en ince ayrıntısına kadar yazmaya çalışan Hasan Muslu’nun bu yazma eylemi öğrencilik günlerinde de-ama ne yazık ki gizli gizli- devam etti… Askerlik hayatı boyunca da-yine gizli bir şekilde-yazmaya hiç ara vermedi Hasan Muslu… Tabii ki… Evlendiğinde de…

Fakat… Hep iç dünyasında… Öznel dünyasında yazma eylemini gerçekleştirmiş olan Hasan Muslu… Evlendiği zaman bazı ufak tefek sorunlar yaşamaya başlamıştı… Örneğin; Hasan Muslu, kesinlikle yatağın cam kenarında yatmayı seviyordu. Bu durumu tartışma konusu bile yapmak istemiyordu... Pencerenin perdesini mutlaka ama mutlaka birazcık aralık bırakıyordu Hasan Muslu. Hani, gökyüzünü seyrediyor ya… Yıldızlara bakıyor ya… Bulutlara dalıyor ya… Daha doğrusu; gökyüzünü seyrederken Hasan Muslu’ya ilham geliyor ya… Hadi sıkıysa perdeyi tamamen kapatsın bakalım Münevver Hanım.

Ha!.. İlham gelir gelmez… Gecenin hangi vakti olursa olsun… Ne yapıyordu Hasan Muslu? Hemen, yatağının yanı başında bulunan sehpanın üzerindeki-akşamdan koymuş olduğu-kâğıt kaleme uzanıyor ve büyük bir heyecanla, ay ışığında bir şeyler karalamaya çalışıyordu. Yani, bu sehpa ve sehpanın üzerindeki kâğıt ve kalem her zaman hazır vaziyette bulunuyor muydu? Bulunuyordu!.. Sehpanın üzerine kâğıt kalem koymayı unuttuğu zaman olmuyor muydu Hasan Muslu’nun? Oluyordu… Ama… Perdenin aralığından derin hülyalara dalan Hasan Muslu’nun aklına aniden kâğıt-kalem gelince; yatağın içindeki trafik birazcık karışıyordu. Ne oluyordu? Kâğıt-kalem aklına gelince Hasan Muslu, yıldırım hızıyla yataktan fırlıyor… Paldır küldür odanın ışıklarını yakıyor… Can havliyle, yangından mal kaçırır gibi kâğıt-kalem arıyor… Bulduğu kâğıt ve kalemi yatağının kenarındaki sehpanın üzerine-özenle-koyuyor… Tekrar, yatağın cam kenarındaki yerine yatarak ilham perisinin gelmesini bekliyordu.

Fakat dedik ya… Evlenince iş biraz karışır gibi oldu, aksar gibi oldu… Tamam… Hasan Muslu, yine cam kenarında yatıyordu… Ama… Yatağın diğer kenarında da artık bir kişi vardı… Yani, yatağın diğer kenarı da artık Hasan Muslu’nun sevgili eşi Münevver Hanım’a aitti. Olsun. Bu durum Hasan Muslu’nun yazmasına engel mi? Değil de… İlham gelince ne oluyor? Hasan Muslu büyük bir telaşla sehpanın üzerindeki kâğıt-kaleme uzanıyor. Yani, eşini rahatsız ediyor mu? Tabii ki. Bu konuda ne kadar dikkatli olmaya çalışsa da… Eşini rahatsız etmemek için büyük bir titizlik gösterse de… Sehpanın üzerindeki kâğıt-kaleme uzanırken, illaki bir sakarlık yapıyordu Hasan Muslu. Heyecanlı bir şekilde sehpanın üzerindeki kâğıt ve kaleme uzanan Hasan Muslu’nun ya kolu, ya bacağı eşine değiyor ve Münevver Hanım’ın uykudan uyanmasına, rahatsız edilmesine neden oluyordu. Ya sehpanın üzerinde kâğıt-kalem yoksa? İş daha kötüydü. Akşam yatarken yatağın yanın başındaki sehpaya kâğıt-kalem koymayı unutan Hasan Muslu’nun vermiş olduğu rahatsızlık daha da büyük oluyordu. İlham perisini kaçırmamak için deprem oluyormuş gibi yataktan fırlayan Hasan Muslu; eşinin ya bacağına basıyordu ya da koluna… Tamam. İstemeyerek oluyordu ama… Gecenin bir vaktinde yaşanan bu rahatsızlık küçük de değildi hani. Hele çocuk da olunca… İş daha da zorlaştı. Zaten uykusuz olan; hele, bazen de sabahlara kadar beşik sallayan Münevver Hanım; birde eşinin aniden büyük bir heyecanla yataktan fırlayarak, odanın içinde kâğıt-kalem aramasından oldukça mustarip olmaya başlamıştı.

Yine bir akşam… Olağanüstü bir sonbahar gecesi… Gökyüzü pırıl pırıl… Ay dolunay… Kutup yıldızı, büyük ayı, küçük ayı, samanyolu galaksisi… Hepsi sahnede… Göçmen kuşlar, gurbet türkülerini söyleyerek uçuyorlar Yörük köyünün üzerinden… Kurtlar da ulumaya başlayınca… Köpekler de havlamaya başlayınca… Daha fazla dayanamadı Hasan Muslu. Ama… Yatağa girerken sehpanın üzerine kâğıt-kalem koymayı unutan Hasan Muslu; büyük bir heyecanla, paldır küldür doğrularak, karısının üzerinden atlayarak yataktan fırlamaya hazırlanıyordu ki… Henüz çocuğunu yeni uyutmuş; yani, henüz uykuya bile dalmamış olan Münevver Hanım; gözlerini açmadan ama sert bir üslupla eşini uyardı:

-Kıpırdayıp durma Hasan!.. Ben, sehpanın üzerine kağıt-kalem koydum!..

Münevver Hanım’ın sesi netti… ve… biraz da sertti!..

Münevver Hanım’ın sert ve olağanüstü sitemkâr sesi Hasan Muslu’nun hamle yapmasını engellemişti. Hasan Muslu, önce, şöyle bir durakladı. Sonra, uyumaya çalışan eşine uzun uzun baktı. Sık sık yataktan fırlayarak eşini rahatsız ettiğini bilen ama bu duruma bir çare de bulamayan Hasan Muslu, zaten bu konuda kendisini eşine karşı mahcup hissediyordu. Eşinin etkili uyarısıyla duraklayan Hasan Muslu, rahatsız ettiğini düşünerek; bir süre daha uyumaya çalışan karısına mahcup bir şekilde baktı… baktı… Ve!.. Hasan Muslu, ilk defa sehpanın üzerindeki kağıt-kaleme uzanmadı!.. Tekrar sağ tarafına yatarak gökyüzünü bir süre daha inceleyen Hasan Muslu; dolunaya da bir kere daha baktıktan sonra… Yine ilk defa… perdeyi tamamen kapattı!.. Perdeyi tamamen kapatan Hasan Muslu, yanı başında uyumaya çalışan fedakâr eşine büyük bir şefkatle ve sevgiyle sarılarak uyumaya çalıştı.

Evet. Sevgili eşinin huylarına çabuk alışan; galiba, biraz da alışmak zorunda kalan Münevver Hanım; sık sık kâğıt-kalem yüzünden rahatsız edildiği için; çareyi, her akşam yatağın yanı başında bulunan sehpanın üzerine kâğıt-kalem koymakta bulmuştu. Mütemadiyen kâğıt-kalem yüzünden eşi tarafından rahatsız edilmek istemeyen Münevver Hanım’ın bu küçük jesti Hasan Muslu’nun da çok ama çok hoşuna gitmişti.

Tarih:31 05 2016 10:18(1698) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Kiralık Daire


Oligarşi, Demokrasi, Hukuk Devleti


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Dün-Bugün-Yarın..!


Türk, Türkler ve Türklük Üzerine


21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü Kutlu Olsun!


“Türkçülük bölücülüktür”diyen AKP lideri suç sende değil


Panayıra Götürmedi


Ne mutlu Türküm diyene...


Hüseyin Cömert Farkı


Tuğla Sektörüne Dokunmayın, Çekin Elinizi!


Sabırlı görevliyi tebrik ediyorum


Demokratik, Laik ve Bilimsel Eğitim


Asılsız Haberleri Tespit Etmek İçin İpuçları


2017 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması Sonuçları (16 Nisan 2017)


29 Eylül Dünya Kalp Günü


Kış Lastiği Takma Artık Otomobiller İçin de Zorunlu


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Boyabat'tan Kış Manzaraları


Boyabat Çemberinin Köyden Kente Göçü


Boyabat'ı Hiç Böyle Gördünüz mü?


Geçim öncelikli eylem planı


Ortaya Karışık


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Ekim ayı ziyaretci sayısı:792226
DtGaNi


* ANASAYFA *