E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Kabadayı Masası

Öğretmen Zeynel Kökçü, boş vakitlerinde genellikle çay bahçelerinde oturmayı çok seviyor. Gazetesini okuyor. Çayını içiyor. Hele bir iki de sohbet arkadaşı gelirse; değmeyin keyfine Zeynel öğretmenin.

Zeynel öğretmenin parkta buluşup da sohbet ettiği arkadaşları genellikle kitap okuyanlar, kitap okumaya başlamak isteyenler ve kitap okuyanların sohbetlerini dinlemekten büyük bir zevk alanlar. Ama son günlerde Zeynel öğretmen ve arkadaşlarının masasına; Boyabat Şehir Parkının yeni patronları da katılmaya başladılar. Parkın yeni işletmecileri olan bu patronların en büyük özellikleri: kabadayı oluşları… Seğmen Naci namıyla anılan Naci Akdoğan ile ortağı Arabistanlı Hüseyin namıyla tanınan Hüseyin Bozdemir de Zeynel öğretmen ve arkadaşlarının sohbetlerine katılmaktan büyük keyif alıyorlar. Parkı çalıştıran bu iki namlı kabadayı; Zeynel öğretmen ve arkadaşları parka geldikleri zaman, hemen masalarına gelerek kendilerine saygı ve sevgi göstermeyi ihmal etmiyorlar ve başlayan sohbeti de uslu bir öğrenci gibi büyük bir sessizlik içinde sonuna kadar takip ediyorlar.

Yine günlerden bir gün… Yaz mevsiminin en sıcak olduğu günlerinin başladığı bir gün… Öğleden sonra… Zeynel öğretmen elinde gazetesiyle parka gelir. Ocak başına yakın, duvar dibindeki masaya elindeki gazeteleri bırakan Zeynel öğretmen sıcaktan iyice bunalmıştır. Önce bir bardak su ister garsondan. Parkın demirbaş garsonlarından olan Barış Çepni, öğretmenimizin suyunu getirene kadar da masaya iki misafir gelir. Bu misafirlerden biri Salih Kuyucak diğeri ise Ercan Yazıcı’dır. Öğretmenimizle sohbet etmeye gelen bu iki genç de kabadayı takımındandır. Derken, masaya yine Boyabat’ın önemli kabadayılarından Deli Mustafa namıyla anılan Mustafa Cemil Dağıstanlı gelir. Parkın en uzak başka bir köşesinde tek başına oturmakta olan Necmi Bahçıvan, Zeynel öğretmen ve arkadaşlarını fark edince, hemen o da çayını eline alarak koşar adımlarla gelir ve Zeynel öğretmenin sağ tarafındaki boş sandalyeye oturur. Kulak Necmi namıyla anılan Necmi Bahçıvan de kabadayılığa özenen, kabadayılarla oturmaktan, kabadayılarla gezmekten ve onların hikâyelerini dinlemekten büyük bir zevk alan genç bir kabadayı adayıdır. Aslında-kabadayı olması için- fiziki özellikleri, masada oturan kabadayıların hepsinden de daha müsait Kulak Necmi’nin. Bir kere uzun boylu, uzun burunlu ve oldukça iri gözlü… Üstelik, henüz yirmi üç yaşında olmasına karşın-tıpkı Kasımpaşalı ünlü kabadayı Ustura Kemal gibi- birazcık kambur yürüyebiliyor. Ama bütün bunlardan da ötesi… Kulak Necmi’nin en büyük fiziki özelliği; aşırı derecede tırtıllı ve kalın bir sese sahip oluşu. Hele zaman zaman, birazcık gizemli konuları anlatırken sesini-belki de bilerek-öyle bir kalınlaştırıyor ki… İster istemez insanın aklına “Baba” filmleri geliyor. Neyse. Parkın patronları olan iki kabadayı da masaya teşrif edince koyu bir sohbetin başlama vuruşu yapılmış oldu. Fakat, sohbetin başlamasıyla zong diye durması da bir oldu. Çünkü; masadaki kabadayıların hepsi de aniden gözlerini parkın girişindeki merdivenlere dikmişlerdi. Parkın merdivenlerini ağır adımlarla inen üç kişiye bakan masadaki kabadayıların yüzleri de gözleri de çok ciddiydi. Merdivenleri inen üç kişi yine ağır ve havalı adımlarla ve aşırı sıcağa rağmen ellerindeki taş tespihlerini racona uygun bir şekilde sallayarak Zeynel öğretmenin masasına yaklaştılar. Parkın patronları olan iki kabadayı da öğretmenimizin masasında oturuyorlardı ya… Yani bu gelen misafirler aslında Seğmen Naci ile Arabistanlı Hüseyin’in misafirleriydiler. Uzatmayalım Masadaki kabadayılar bu üç kişiyi ayağa kalkarak karşıladılar. Seğmen Naci şimşek gibi bir hareketle garsonlara soğuk su getirmelerini emretti. Hüseyin Bozdemir’in emriyle de-zaten bir masa eklenmiş olan masaya-iki masa daha eklendi. Sarılmalar, tokalaşmalar, hal-hatır sormalar sürerken Kulak Necmi da sol tarafında oturan ve şaşkın bakışlarla yeni gelen misafirleri gözlemleyen Zeynel öğretmenin sağ kulağına o ürkütücü davudi sesiyle şunları fısıldıyordu:

-Kabadayı Kemal!.. Kemal Dağdeviren!.. Gerçek bir kabadayıdır!.. Allah’ına kadar delikanlıdır!..

-Dağdeviren?!.. Kemal Dağdeviren!.. Şu meşhur Kolazlı Salim Dağdeviren’in oğlu mu?

-Evet Hocam!

-Yahu Necmi!.. Bunu babasından bile daha büyük bir kabadayı diyorlar!.. Hem yardımsevermiş de!.. Gariban dostu diyorlar!.. Çok mert ve gözü karaymış öyle mi?

Kulak Necmi, senfoni orkestrasındaki bariton sesli sanatçı ciddiyetiyle aydınlatmaya çalıştı Zeynel öğretmeni:

-Ne diyorsun Hocam?! Kemal Dağdeviren kasırga gibidir!.. Allah’tan başka kimseden korkmaz!.. Hani Boyabat’ta bir tane balici kaldı mı? Hani o bonzai satanlar neredeler? Nereye kayboldular? Kemal Reis hepsini temizledi!.. Emniyet temizleyemedi ama Kemal Reis hepsini temizledi Hocam!.. Kabadayı Kemal yanlış bir iş yapmaz Hocam!.. Boyabat’ımızı pisliklerden korur!..

Kulak Necmi iyi ki kısık bir sesle konuşuyordu. Yoksa o kalın ve tırtıllı sesiyle Zeynel öğretmenin sağ kulağının zarını patlatması işten bile değildi. Kulak Necmi’nin anlatımlarıyla iyice heyecanlanan Zeynel öğretmen bir yandan da masanın diğer ucunda Seğmen Naci ve Deli Mustafa’yla koyu bir sohbete başlayan Kabadayı Kemal’i yan gözlerle takip ediyordu. Derken Kabadayı Kemal’in telefonu çaldı. Kabadayı Kemal, aşırı ciddi bir yüz ifadesiyle ve ses tonuyla konuşurken Kulak Necmi’nin değerli açıklamaları da kaldığı yerden devam ediyordu:

-Soner Reis’le konuşuyor!.. Arası iyidir abimizle!..

-Soner Reis?!

Kulak Necmi, aşırı cahil birisine bakar gibi baktı o iri gözleriyle Zeynel öğretmene. Dişlerini sıktığını belli etmemeye çalışarak açıklamalarına devam etti Kulak Necmi:

-Soner Reis!.. Soner Reis be Hocam!..

Bu sefer de Zeynel öğretmen; manyak mısın oğlum sen, der gibi Kulak Necmi’ye yan gözlerle bakarken, az da olsa titreyerek konuşabildi:

-Ne diyorsun lan sen? Soner Reis dediğin adam şu bildiğimiz Çarşambalı Soner Kaya değil mi?

Sorusunu sorduktan sonra, tekrar sol tarafındaki Kabadayı Kemal’i incelemeye başlayan Zeynel öğretmen, Kulak Necmi’nin acı bir şekilde sırıtarak konuşmasını görmedi:

-Tabii ya!.. Ne sandın ya Hocam?

-Oğlum!.. Soner Kaya denilen kabadayı Türkiye çapında meşhur bir adam!.. Belki de dünya çapında!..

-Olsun!.. Sen bizim Kemal Reis’i ne zannediyorsun be Hocam? O da büyük kabadayı!.. İstanbul’a gittiği zaman Soner Kaya’nın masasında baş köşeye oturur Kemal Reis!..

-Ne diyorsun?!

-Allah belamı versin!..

Zeynel öğretmen büyük bir şaşkınlık ve heyecan yaşarken, masada oturan kabadayıların büyük bir kısmının gözleri yeniden parkın merdivenlerine döndü. Yeni gelenler vardı. Dört kişiydiler. Hemen iki masa daha eklendi. Hoş geldin, beş gittin derken çaylar da tazelendi. Sohbet kaldığı yerden devam ederken Kulak Necmi da Zeynel öğretmenin yırtılmak üzere olan sağ kulak zarına yüklenmeye devam ediyordu:

-Şu yeni gelenlerden en başta oturan sarışın delikanlının adı Zafer…

-Hangi Zafer?

-Kılıç Zafer!

-Kılıç Zafer de kim?

Kulak Necmi, sol tarafında oturan Zeynel öğretmene yine namlı entellerin cahillere bakması gibi bir bakış fırlattıktan sonra konuşmasına devam etti:

-Kılıç Zafer!.. Barut Teoman’ın kardeşi be Hocam!

Barut Teoman’ın adını duyunca Zeynel öğretmen ağzına aldığı kaynar çayını bir süre yutamadı. Heyecandan kıpkırmızı olan Zeynel öğretmen güçlükle konuşabildi.

-Şu bizim Boyabatlı meşhur kabadayı Barut Teoman mı?

-Evet Hocam!.. Bu Zafer Reis de ağabeysinden aşağı değildir haaa!.. Yaman kabadayıdır Kılıç Zafer yaman!..

Zeynel öğretmen büyük bir heyecanla, ürkek gözlerle Kılıç Zafer’i incelese de aklı fikri başka bir konudaydı sanki. Ama artık Zeynel öğretmen eliyle ağzını kapatarak konuşmaya çalışıyordu:

-Necmi!.. Barut Teoman nerede şimdi?

Zeynel öğretmen keşke bu soruyu sormasaydı. Kulak Necmi çok sevdiği bu gollük pası anında değerlendirdi:

-Barut Teoman!.. Geçen hafta!.. Oflu Abidin Ocaklı’nın yanındaymış!..

Abidin Ocaklı’nın ismini duyunca ağzına almış bulunduğu bir yudum sıcak çay genzine kaçtı Zeynel öğretmenin. Aksırmalar, tıksırmalar devam ederken, yağmur gibi yaşlar gözlerinden akarken Zeynel öğretmenin; sol tarafında oturan Seğmen Naci, öğretmenimizin sırtına vurarak rahatlatmak istedi:

-Helal Hocam helal!.. Su getirin lan Hocama!..

İki bardak buz gibi suyu içtikten sonra ancak kendine gelebilen Zeynel öğretmen, yeniden sağ tarafında sabırlı bir akbaba gibi oturan Kulak Necmi’ye döndü:

-Necmi!.. Ağabeysinin!.. Bu Abidin Ocaklı dediğin kişi şu meşhur Abidin Ocaklı mı?

Kulak Necmi, Zeynel öğretmenin bu cahilce sorularına birazcık bozuluyor gibi oluyordu ama yine de büyük bir zevkle yardımcı olmaya çalıştı öğretmenimize:

-Hocaaam!.. Ah Hocam!.. Tabii ki o meşhur Abidin Ocaklı!.. Zaten Türkiye’de de dünyada da bir tane Abidin Ocaklı var Hocam!.. Başka yok ki!.. Olamaz da!.. Türkiye’nin medarı iftiharıdır Abidin Ocaklı!.. Kabadayının hasıdır hası!.. İşte bizim Barut Teoman abimiz geçen hafta Abidin Ocaklı’nın ziyaretindeymiş!.. Çay içmişler, sohbet etmişler!..

Duyduklarına inanamıyordu Zeynel öğretmen. Olağanüstü bir heyecan yaşıyordu. Sandalyesinden düşmemek için gayret gösteren Zeynel öğretmen, bir eliyle sandalyesinden sıkı sıkıya tutarken de Kulak Necmi’yle konuşmaya çalıştı:

-Boyabatlı Barut Teoman!.. Oflu Abidin Ocaklı ile!.. Çay içmişler!..

Kulak Necmi bu sefer gerçekten de sinirlenir gibi olmuştu:

-Tabii ki!.. Hocam!.. Sen Barut Teoman’ı tanımıyorsun galiba?! Barut Teoman abimiz de Türkiye çapında bir kabadayıdır be Hocam!..

Zeynel öğretmenin kafası allak bullak olmuştu. Heyecandan ter içinde kalan Zeynel öğretmen; şaşkın ve ürkek bakışlarla bir yandan Kulak Necmi’nin açıklamalarını dinlerken bir yandan da korku dolu gözlerle masadaki kabadayıları inceliyordu. Bu arada masadaki kabadayılar silah çıkarır gibi hızlı hareketlerle cep telefonlarını çıkararak; şak şuk diye yıldırım hızıyla telefonlarının hatlarını değiştirerek bir sürü yurt içi ve yurt dışı konuşmalar yapmaya başladılar. Zeynel öğretmen, yurt içi ve yurt dışından görüşülen meşhur isimleri duydukça heyecandan ölüp ölüp diriliyordu. Hele Kulak Necmi’nin Kızılderili büyücüsü gibi yaptığı açıklamalar… Zeynel öğretmenin yarasına basılan kaya tuzu gibiydi:

-Kabadayı Kemal’in konuştuğu bu kişi Resul Balta’nın yeğeni…

-…!

-Aha bu konuştuğu da Hayati Yamaç’ın bir numaralı adamı…

-…!

-Bu konuştuğu kişi de Kürt Hamido’nun sağ kolu.

-…!

-Kılıç Zafer’in konuştuğu kişi Bafralı İsmail’in yeğeni…

-…!

-Kılıç Zafer’in aha bu konuştuğu kişi de Bıçak Sinan’ın sağ kolu.

-…!

-Kemal Reis’in konuştuğu bu kişi de Kasımpaşalı Gürol Yılmaz’ın Karadeniz’deki en önemli adamı.

-…!

Heyecandan küçük dilini yutmak üzere olan Zeynel öğretmen yine de güçlükle şu soruyu sorabildi sağ tarafındaki Buda heykeline:

-Necmi!.. Kılıç Zafer’in anlattığı bu Namık Reis kim?

Yahu Hocam sen de ne kadar cahilmişsin, der gibi bir müddet Zeynel öğretmenin suratına bakan Kulak Necmi, öfkeli bir şekilde ama tabii ki kısık bir ses tonuyla konuştu:

-Ya Hocam!.. Sen şu Bayrampaşalı ünlü kabadayı Namık Tandoğan’ı tanımıyor musun?

Zeynel öğretmen evet heyecanlıydı ama daha tamamen kendisini kaybetmemişti:

-Ne bileyim lan ben Namık Tandoğan’ı?

Kulak Necmi altta kalmadı:

-Bileceksin Hocam bileceksin!.. Madem bu ülkede yaşıyorsun; Bayrampaşalı Namık Tandoğan’ı bileceksin!.. İnsan Namık Tandoğan’ı tanımaz mı be? Adam Bayrampaşalı Namık Tandoğan’ı tanımaz mı?

Zeynel öğretmen heyecandan kan ter içinde kalmıştı. Tamam. Hava çok sıcaktı ama Zeynel öğretmenin bu kadar terlemesi sıcaktan falan değildi. Duyduklarıyla büyük bir şaşkınlık yaşayan, neredeyse bayılmak üzere olan Zeynel öğretmene yine sol tarafında oturan Seğmen Naci yardımcı olmak istedi:

-Hocam!.. Bu ter ne ya?! Söğüt gölgesinde oturuyoruz be Hocam!.. Hasta mısın yoksa?

Heyecandan bazen kıpkırmızı bazen de bembeyaz olan Zeynel öğretmen; iyiyim bile diyemedi Seğmen Naci’ye. Etrafına ürkek gözlerle bakarak susmayı tercih eden Zeynel öğretmenin hâli gerçekten de içler acısıydı. Bu arada o kadar çay içilmişti ki… Neredeyse on bardak çay içmiş olan Zeynel öğretmenin içi dışı çay olmuştu. Zeynel öğretmen bu vaziyetteyken Kemal Reis masaya şöyle bir baktıktan sonra garsona dönerek, işaret parmağıyla bir daire çizdi. Tabii ki garson Barış Çepni bu işareti doğru okumuştu. Yani, masadaki herkes için çay söylemişti Kemal Reis. Ama Zeynel öğretmen haddinden fazla çay içmişti. İçi dışı çay olmuştu. Ağzının içi zehir gibiydi. Biraz da midesi bulanıyordu. Ama… Yine de ben çay içmiyorum diyemedi Zeynel öğretmen. Sıkı mı? Çayları az önce Kasımpaşalı Gürol Yılmaz’ın bir numaralı adamıyla konuşan Kemal Reis söylemişti. Gelen çayı bitirene kadar ölüp ölüp dirildi Zeynel öğretmen.

Kabadayıların sohbeti birkaç kişinin daha katılımıyla neşeli, coşkulu ve olağanüstü gizemli bir şekilde devam ediyordu. Fakat akşam da olmak üzereydi. Güneş batmış hava da yavaş yavaş kararmaya başlamıştı. Bir süre daha büyük bir heyecanla sandalyesinde oturan Zeynel öğretmen; Kulak Necmi’nin-Hasan Mutlucan’ın cephede kahramanlık türküleri söylemesi gibi- yaptığı derin açıklamalarla da patlamaya hazır bomba gibi olmuştu. Nihayet artık kalkmak isteyen Zeynel öğretmen masada oturan bütün kabadayılardan müsaade istedi. Kabadayılar, sağ ellerini kalplerinin üzerine koyarak, başlarını da azcık sağ taraf eğerek, ciddi bakışlarla ve aşırı ciddi bir ses tonlarıyla öyle bir; “Müsaade sizin Hocam!.. Hürmetler!..” dediler ki… Zeynel öğretmen masadan ayrılırken Peribacalarının üzerinde uçan kırmızı balon gibiydi!..

Hava kararmak üzereydi ama eve gitmekten vazgeçen Zeynel öğretmen, Boyabat’ın birkaç kilometre dışında bulunan bahçesine gitmek üzere hızlı adımlarla yürümeye başladı. Aslında Zeynel öğretmenin bahçesinde acil işi vardı. Sebzelerini sulayacaktı. Parkta biraz sohbet edip, ikindi sonuna doğru bahçesine gitmesi gerekiyordu. Ama masadan kalkamamıştı ki. Biraz da geç kalmış olmanın verdiği telaşe ile hızlı adımlarla yürüyerek kısa sürede bahçesine varan Zeynel öğretmen hâlâ bulut gibi, hâlâ gergin ve hâlâ olağanüstü heyecanlıydı. Öfkeli ve sinirli bir şekilde bahçesine giren Zeynel öğretmen önce en yakın komşusuna çattı:

-Kim açtı lan bu suyu? Benim tarlama suyu kim taşırdı lan? Dikkat etsene eşek herif!

Hava çok sıcak ve bir o kadar da kurak!.. Azcık su taşsa ne olacak!.. Sonra… Böyle bir su taşması ilk defa olmuyordu ki!.. Bu durum sık sık rastlanan bir olaydı!..

Zeynel öğretmenin komşusu duyduklarına inanamıyordu. Belli ki ilk defa görüyordu Zeynel öğretmeni bu vaziyette. Kafasını kaşıyarak sustu!..

Ayakkabılarını çıkararak, paçalarını sıvayarak bir süre ağır adımlarla çayırlı yollarda yürüyen Zeynel öğretmen hâlâ öfkeli ve hâlâ tam olarak yatışmamıştı. Burnundan soluyarak bahçesinin içinde gezinen Zeynel öğretmen daha fazla dayanamayarak; komşusunun işini bitirmesini falan beklemeden küreğini eline aldığı gibi arkın başına giderek suyu kendi tarlasına tuttu. Homurdanarak suyu kendi tarlasına tutan Zeynel öğretmen bir yandan da komşularını yüksek bir sesle uyarırken de gözlerinden ateş çıkıyordu:

-Ulan bu suyu kapatanın bacaklarını kırarım!.. Sakın ola suyuma dokunmayın lan!.. Dökerim lan boyalarınızı!.. Hergeleler!..

Zeynel öğretmen o meşhur kabadayılarla bir daha aynı masaya oturdu mu? Bir daha onlarla sohbet etti mi? Bir daha onlarla çay içti mi?

Hayır!..

Eğer o meşhur kabadayılarla bir daha oturup da sohbet etseydi… Bir komşusunu dövmesi veya komşularından temiz bir meydan dayağı yemesi işten bile değildi Zeynel öğretmenin…

Kabadayı olmak öyle herkesin harcı mı?

Tarih:20 10 2016 22:45(1436) Facebook'ta Paylaş

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Boytek Boyabat Kız Öğrenci Yurdu

Yahudilerin Üstün Cesaret Nişanı, İsrail’in kaderini değiştirdi …!


Her İnsan Bir Engelli Adayıdır


Övülenler, Eleştirenler, Suçlananlar Kim ne?


İYİ Parti İlçe Başkanı Mithat Mor, Mevlid Kandili Mesajı Yayımladı


Osman Çakır’dan kandil mesajı


Olmasa iyi ama, olmuş işte...


Ümit Ettiklerimiz Gelecek


17-25 Aralık da Sen Ne Yaptın?


Kazanmak Risk Almakla Mümkündür


Hisar İşçi


Cehaletin de bir sınırı var! İdam fetvalarını Dürrizâde vermiştir!


DİYABET / Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)


Boyabat Müftülüğüne Bugün Güzel Bir Ders Verdim


Panayıra Götürmedi


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Tuğla Sektörüne Dokunmayın, Çekin Elinizi!


Asılsız Haberleri Tespit Etmek İçin İpuçları


2017 Anayasa Değişikliği Halk Oylaması Sonuçları (16 Nisan 2017)


Kış Lastiği Takma Artık Otomobiller İçin de Zorunlu


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Boyabat'tan Kış Manzaraları


Boyabat'ı Hiç Böyle Gördünüz mü?


Geçim öncelikli eylem planı


Ortaya Karışık


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Aralık ayı ziyaretci sayısı:361489 DtGaNi

* ANASAYFA *