E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Atatürk ile Uğraşan Densizler

Her geçen gün sayıları artan densizler var. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’e hakaret etmekte yarışıyorlar. Bu densizlere kızdığım kadar Atatürk ve ilkelerini halka anlatmayanlara, savunmayanlara da kızıyorum.

Geçenlerde densizin biri çıktı hem hakaret ediyor hem de bu vatanı Atatürk kurtarmadı diyor. Bu densize o kadar kızmadım. Hele de birileri gibi başörtüsüne hiç takılmadım.

Birçok başörtülü bayanın yüreği Atatürk sevgisiyle dolu olduğunu, birçok başı açık bayanında Atatürk gibi milli değerlerimize düşman olduğunu tahmin edebiliyorum.

Esas benim sorunum bu densizlerle değil, tavşana kaç tazıya tut diyenlerle. Buraya çok dikkat edip bizi birbirimize düşürmeye çalışanları iyi tanımalıyız.

Anıtkabire gidip bir de hakaret eden bu bayanı kim veya kimler kınadı, hangi siyasetçi tepki gösterdi? Özellikle iktidar partisinde ki siyasiler tepti gösterdiler mi? Varsa da çok az.

Konunun uzmanı olmadığım için dini konulara fazla girmeyeceğim. Fakat Atatürk’ü dinsiz gibi gösterenlere de şunu söylemeden geçemeyeceğim.

Bazı densizlere, din tüccarlığı yapmamalara karşı, halkın okuduğunu anlayabilmesi için Atatürk, Kur-anı Kerimi Elmalı Hamdi Yazır’a Türkçe mealini yazdırmıştır.

Ayrıca dünyanın o bir ucu Japonya’nın Kamçatka şehrine 1931 yılında cami yaptırmıştır. İlk sabah ezanı Japonya’ın doğusundaki bu camide okunur. Atatürk’e dinsiz gözü ile bakan densizler, dünyanın o bir ucuna kilise değil cami yaptırmış, cami.

Anıtkabir’e gidip hakaret eden densiz gibi bu vatanı Atatürk kurtarmadı diyen densizler. Bu vatanı Atatürk ve arkadaşları kurtarmış. Atatürk “Ne Mutlu Türküm Diyene sözünü boşa söylemedim. Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın öz evladıdır.” demiştir. Öz evlatlar da hakaret etmez.

Hakaret eden zavallılar haklı olabilirler. Anadolu ortalarına kadar gelen düşman askerleri kaçarken birçok yeri yakıp yıktıkları gibi bazı bayanlarımızı da hamile bırakmışlardır. Bu bayanlar istemeyerek bu doğumları yapmışlardır. Hakaret edenler anneleri istemediği halde doğurmak zorunda kaldıkları bu çocukların torunları olabilir mi?

Bu milletin bir kesimi söylenenlerin doğru olup olmadığına bakmadan doğruymuş gibi kabul ettikleri için densizlerin söyledikleri ile doğruları yanlış öğreniyorlar. Bu vatanı Atatürk ve silah arkadaşları kurtardı.

Atatürk’ün ilk 20 yaşını saymazsak, 20 yaşından ölümüne kadar 37 yılını bu vatanın kurtarılmasına, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına, halkının da özgür bireyler olmasına adamıştır.

Yerli yersiz laf eden densizler, Atatürk’ün 4000 e yakın kitap okuduğunu, savaş cephelerinde canını ortaya koyduğunu, Anadolu’yu paylaşmak isteyen düşman devletlerini dize getirerek Cumhuriyeti kurduğunu bilmiyorsanız öğrenin.

Doğru olduğuna inandığım için sosyal medyada okuduğum bir yazıyı aynen paylaşıyorum. “Çin Kültür Adamları uyarıyor; sizin halkınızda bir sorun mu var, biz ülkemizde Atatürk’ünüzü ders kitabı olarak okutuyoruz!”

Çin yetkilileri Atatürk’ün sarı saçlarını, mavi gözlerini sevdiklerinden ders kitabı olarak okutmuyorlardır. Devlet adamlığını öğretip çocuklarının iyi bir devlet adamı olmalarını sağlamak için okutuyorlardır.

Biz ise Atatürk ilkelerini çocuklarımıza, halkımıza iyi öğretmediğimiz gibi hakaret ediyoruz, iki ayyaş diyoruz. Bunu yapan densizlere de gereken cezayı vermiyoruz.

Bu günlere nasıl geldiğimizi şu hikaye bile çok iyi anlatmaktadır.

İstanbul işgal altındadır. 16 Mayıs 1919 da Atatürk İstanbul’dan ayrılarak Anadolu’ya geçer. Halkı yeniden toparlamaya çalışır. Fakat yeterli silahta, parada yoktur. İstanbul’dan Anadolu’ya silah göndermek de kolay değildir.

Tam bu günlerde bir genç bir kızla nişanlanır. Kendisini avukat olarak tanıtan damatadayını kızın komşuları bir caminin önünde tabut taşırken görürler.

-Kızım senin nişanlın avukat mı, tabut taşıyıcısı mı? Biz sürekli caminin önünde tabut taşırken görüyoruz derler.

Kız durumu babasına anlatır. Baba kız damat adayını takip ederler. Hakikaten damat adayı sürekli tabut taşımaktadır. Bu duruma kız çok üzülür ve nişanlısından ayrılır.

Kız başka biri ile evlenir. Aradan yıllar geçer. Çocuğu ile yolda yürürken eski nişanlısı ile karşılaşır. Selamlaştıktan sonra tabut taşıyan damat adayı bir çayımı içer misin der ve hemen yakınlarında bulunan bir avukatlık bürosuna girerler. Kapını üzerinde eski nişanlısının ismi yazılıdır. Kız daha çok şaşırır.

Eski nişanlısının şaşkınlık içinde olduğunu anlayan eski nişanlı yaşananları anlatır.

Biliyorsun o günlerde İstanbul ve Anadolu’nun birçok yeri işgal altındaydı. İstanbul’dan Anadolu’ya cephane göndermek kolay değildi. Bizde özellikle geceleri o camiden tabut içinde Anadolu’ya cephane gönderiyorduk. Bu yaptıklarımızı gizli yapmak zorunda olduğumuz için sana gerçekleri anlatamadım der.

Bu hikâye bile, bu vatanı çok zor şartlarda kurtardıkları için Atatürk ve silah arkadaşlarına hakaret edilemeyeceğini göstermiyor mu?

24 Temmuz 1923 yılında imzalanan, Türkiye’nin tapusu sayılan, Lozan Barış Antlaşmasının 95 ci yılında densizlik yapanlar, gerçekleri tarikat hocalarından değil, tarihçilerden öğrenin.

Atatürk ile uğraşan densizler, Neyzen Tevfik’in yazdığı iki kıta şiiri ile bitireceğim. Umarım bundan sonra Atatürk hakkında bilgi sahibi olmaya çalışırsınız.

BE HEY DÜRZÜ

Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dinin de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma.
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan gene çıkardın ama
Baban kimdir bilmezdin şerefsiz.

Mustafa Gürleyen (27.07.2018)

Tarih:27 07 2018 13:20(1535) Facebook'ta Paylaş

5. Yorum: milat 29 07 2018 12:12
sayın boyabat gazetesi yazarın ve 1.yorumcunun hurafelerine yaptığım yorumları neden yayınlamıyorsunuz.kamçatk
a japonyanın değil rusyaya ait olduğu ve böyle bir şeyin asparagas olduğunu,tokyo daki camiinin kırgız türklerinin yapyığını atatürkle hiç alakasının olmadığını bunların tamamen birer hurafe oluğunu.işinize gelmeyen yorumları yayınlamayarak gerçeklerin üstünü örteceğinizi mi sanıyorsunuz

4. Yorum: hakan 28 07 2018 22:31
dostum 2. yorumcu sevmediğimi söyledmedim özellikle dedim severim ama gerektiği kadar burda lafım ne bu yazara ne de sizlere lafım tanrılaştırma seviyesine ulaştıran bazı insanlara eminim ben senden daha çok seviyorumdur cami konusuna hakim olduğum için paylaştım yoksa amacım atamıza dinsiz yakıştırmasını yapmak değil

3. Yorum: gerçek 27 07 2018 23:06
sayın yazar sen bu yazını yıllarca atatürkçüyüm diye geçinen atatürkü tanımayan onun ismini kullanan atatürkü öğrencilerine anlatmayan onu siyasi emellerine alet eden aydın geçinenlere okut atatürk'e kimse uğraşmaz kimse kızmaz bütün öfke bu nesli tükenen sözde aydınlara

2. Yorum: 11 koy 27 07 2018 21:59
birinci yorumcu sen sevmesende olur onun seveni çok

1. Yorum: hakan 27 07 2018 16:57
1931 yılında türkiye’ye gelip atatürk’ü ziyaret eden japon elçisi torijori yamada, yaptığı görüşmede atatürk’e tokyo’ya bir cami yaptırmasını teklif etmiştir.
atatürk’e daha önce kısa süre japonca dersleri verdiği için o’nun “hocam” diye karşıladığı torijori yamada, ankara’yı ziyaretinden bir yıl sonra 1932 yılında vefat etmiş ama atatürk verdiği sözü tutmuş ve tokyo camii’ni yaptırmıştır. cami 1938 yılında tamamlanmıştır.
kısacası bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek isterim ki atatürk kendi görüşüyle değil japon elçinin isteği ile yaptırmıştır.bir nevi japon elçiden vasiyet kalmış gibi birşey... yanlış anlaşılma olmasın atamızı severim ama gerektiği kadar abartmaya gerek yok


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Şahin Pasta ve Simit Sarayı'ndan Enflasyonla Mücadele


Atatürk ve Azimli Torunları


Eleştirmek mi, eşelemek mi?


O çocukları, bu çocukları, şu çocukları!


15 Ekim Dünya El Yıkama Günü


İktidar Savaşı ve Propoganda


Bir Diktatörde Olmazsa Olmaz Bazı Özellikler


Boyabat Barajı ve Çevresinden Fotoğraflar


İsmet İnönü 134 yaşında


2014 Yılı Sinop İlçeleri Belediye Başkanlığı Seçim Sonuçları


Sonuna kadar okuyun ve yazının başlığını siz atın!


Boyabat Gazetesi'ne ASİLDER'den Ziyaret


Şehit Sadık Aparangil'in Hanımı Fatma Aparangil Ağlattı


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Kıbrıs, İskenderun ve Hatay Gezisi Fotoğrafları-4


Azmin Zaferi İnandık ve Kazandık


Sinop MHP diyor


Döndü Hanım


İbretle Okuyunuz!


Boğazda Can Pazarı


Zamanım!


Ayşe Hanım Neden Önemlidir?


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Geçim öncelikli eylem planı


Bellaforonte'nin Kenti TLOS


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz




Ekim ayı ziyaretci sayısı:701667 DtGaNi

* ANASAYFA *