E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Engellilik politikası

Osman ÇAKIR
ocakirr@gmail.com
28 Ocak 2020

Birleşmiş Milletler (BM) engelli bireyleri "kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi kendisine yapması gereken işleri, bedensel veya ruhsal yeteneklerindeki kalıtsal ya da sonradan meydana gelen herhangi bir noksanlık sonucu yapamayanlar" olarak tanımlıyor.

Anımsayan okuyucularımız bilirler. Önceki yazılarımızda da değinmiştik. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, dünya nüfusunun görülmemiş hızla yaşlanması, trafik başta olmak üzere iş kazaları ve kronik hastalıklardaki çoğalma engelli sayısını gün geçtikçe artırıyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı araştırmalara göre, 2010 yılı dünya nüfus sayısı dikkate alındığında, bu nüfusun yaklaşık % 15’inin, yani bir milyardan fazla bireyin çeşitli engellilik problemleri yaşadığı tahmin edilmektedir.

Türkiye’de ise 2002 yılında Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı (ÖZİDA) ve Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) işbirliği ile gerçekleştirilen “Türkiye Özürlüler Araştırması” sonuçlarına göre ülke nüfusunun % 12,29’u engelli vatandaşlarımızdan oluşmaktadır. Bu oran genel nüfus içerisinde yaklaşık olarak 8,5 milyon vatandaşımıza denk gelmektedir.

Öte yandan Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2011 Nüfus ve Konut Araştırması verilerine göre de Türkiye’de en az bir fonksiyonunda (görme, duyma, konuşma, yürüme ve merdiven çıkma ve inme, bir şeyler taşıma ve tutma ve öğrenme, dört işlem yapma hatırlama gibi) bozukluk olduğunu beyan edenlerin sayısı 4.882.841 kişidir. Bu rakamlara göre 2011 yılı için Türkiye’de en az bir vücut fonksiyonunda bozukluk olanların sayısının genel nüfusa oranı yaklaşık % 6,5’dir.

Veriler ışığında konu ele alındığında Türkiye açısından da dünyaya benzer bir tablo ortaya çıktığı açıkça görülmektedir.

Ülkemizde Engellilik Tarihi üzerine yazılmış eserlere, işitsel ve görsel materyallere ulaşmak hala zor. Biliyoruz ki insanlık tarihi ne ise engellilik tarihi de o dur.

Engelliler toplumsal ilişkilerden büyük ölçüde dışlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre de bu böyledir.

Maalesef, engelliler tarih boyunca "dünyanın en ötekileştirilmiş grupları" arasında yer almış, yok hükmünde sayılmıştır.

Engellilik, önceleri ekseriyetle bireysel bir patoloji ve sakatlık sorunu olarak görülmüştür.

Medikal model diye isimlendirilen görüş engelliliği bir “hasta rolü” olarak kabul etmiştir. Hastalık bir mazerettir. Hasta insan, toplumsal yükümlülüklerden muaftır.

Hak etmedikleri halde engelli bireyler, uyumsuz ve toplumsal gerçekliği kabul edemeyen insanlar olarak algılanmışlardır. Dolayısıyla engellilerin tedavi ve rehabilite edilmesi gerekmektedir. Bu model de engellileri toplumsal ilişkiler ağının dışına itmiş ve ötekileştirmiştir.

Sosyal modele göre ise engellilik, dış çevrenin bir ürünüdür. Ve bireyin fiziksel veya düşünsel eksikliğinin bir sonucu olarak açıklanamaz.

Engellilik, yakın tarihimize kadar hep mekanik bir anlayışla ele alınmış, engelli bireylerin insani vasıfları düşünülmeden oluşturulan ve uygulanan bir politika ve prosedürler sisteminin doğmasına neden olmuştur. Sağlıkla başlayan bu süreç, daha sonra ekonomik yardım, ulaşım, eğitim, istihdam, sosyal hayata katılım ve kamusal alanlardan başkasının desteğine ihtiyaç duymadan faydalanılması (erişilebilirlik) olarak devam etmiştir.

Günümüzde geçerli olan ve engellilik üzerine gerek kamu, gerekse Sivil Toplum Kuruluşları (STK) tarafından üretilen, sorunların çözümüne, ihtiyaçların karşılanmasına dayalı politikalara yön veren sosyal model, ve bu model içerisinde gelişen hak temelli yaklaşımlar, toplumları ve onu oluşturan bireylerin engelli kişilere olan bakışını değiştirmiş, geleceğe ışık tutmuştur.

Tarih:28 01 2020 14:46(18605) Facebook'ta Paylaş


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Satılık Arsalar


Covid-19 ve Toplu Taşımada Yeni Görgü Kuralları


Boyabat Ağzında Gün Adları


Boyabat Gazetesi 15. Yaşında


Türkiye de Ne Var Ne Yok


Gölge Adam:Anlayana Sivrisinek Saz, Anlamayana Davul Zurna Az


Paraşütten çeltik tarlaları


"Toplaşın anlatıyorum"


2019 Yılı Sinop İlçeleri Belediye Başkanlığı Seçim Sonuçları


Fiziksel mesafe sosyal yakınlaşma


19 Mayıs Tatil Değil Bayramdır


Modanız Batsın


İsyan ediyorum


Korona Virüs Salgını İçin Korunma Yöntemleri


Çanakkale Şehitlerine


8-9 Şubat Boyabatta Kar Yağışından Görüntüler


Boyabat'ın 2019 yılı nüfusu belli oldu


5 bin - 30 bin TL'yi aşan faturaların GİB Portalından e-Arşiv olarak Düzenlenmesi


Osmanlıca


Cumhuriyet’e Yazdım


Müjde…. Hadi Hayırlı Olsun


Kıta sahanlığının da Yunanistan’a bırakılması da mı yalan iftira?


Dörtyol'da Sansarlar Kavga Etti


Boğazda Can Pazarı


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz






Temmuz ayı ziyaretci sayısı:971098 DtGaNi

* ANASAYFA *