E-posta: boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com

Yamalı Pantolonlu Adam

Saygı değer okurlarım, bu yazıma tahmini bundan 140-150 yıl önce yaşanmış, dedemin anlattığı bir hikâye ile başlamak istiyorum. Bu bir yaşanmış hikâye.

Bir kış günü akşamı, tam köylülerin evlerine çekileceği bir zamanda köye yakın tepelerin birinden bir ses duyulmuş. Sese kulak veren köylüler dağda birinin kaldığını fark etmişler ve gidip kurtarmışlar.

Yolunu şaşıran, soğuktan donmak üzere olan bu yolcu Çorum yönünden gelip Sinop’a gitmekte olan bir Osmanlı subayı imiş. Köy odasında ağırlamışlar. Köyün ileri gelenlerinden Kerim ağa bir seyis kestirip sırık kebabı yaptırmış. Amaç misafiri ağırlamak olduğu kadar, kebabın ateşinde misafiri ısıtmakmış.

O gece ağırlanan subay ilçeye kadar Kerim ağanın oğlu tarafından at ile yolcu edilmiş. Kerim ağanın oğlu da askerlik çağlarındaymış. Bir yıl kadar sonra Bağdat’a asker olmuş ve soğuktan donmak üzereyken kurtardıkları subayla karşılaşmış.

Genci tanıyan subay kendini kurtardıkları köyden Kerim ağanın oğlu olduğunu anlayınca gencin teskeresini verip memleketine geri göndermiş. Onun için Kerim ağanın ala seyis Bağdat’ta meledi diyorlarmış.

Buraya kadar okuyan ve tarihimizi de bilmeyenler Bağdat nere, Türkiye nere diye düşünebilirler. Bu anlattıklarım Osmanlı döneminde yaşanan bir olay.

Daha sonra Osmanlıyı parçalamaya çalışanlar Çanakkale’ye dayanmışlar. Resmi rakamlara göre bu köyden Çanakkale de iki şehit var.

Birinci Dünya Savaşı Çanakkale Cephesi Er Ali oğlu Hüseyin, Lakabı Hacıoğulları (13.07.1915) ve Er Satılmış oğlu Ömer. Lakabı Baltacıoğulları (1915)

Birinci Dünya savaşında bu köyden esir düşenler olmuş. Gaziler olmuş. Koca Hüseyin diye bir gazi vardı. Anlattıklarını şahsen çok dinledim.

Bu gazi dokuz yıl askerlik yapmış. Dokuz yılın sonunda bir yaz günü annesi ve kız kardeşleri bağda, bahçede oldukları bir zamanda köyüne dönmüş. Evin anahtarının yerini bildiği için evi açıp eve girmiş. Kız kardeşi evi açıp giren bu adamı tanımamış. Evde bir yabancı adam var diyerek annesinin yanına gitmiş. Annesi oğlunun geldiğini anlamış ve sevinerek eve gelmiş.

Daha sonraki yıllarda ilkokul öğretmenimiz bu gazimizi tarih dersinde okula getirir, savaş yılları hakkında, dokuz yıl askerde yaşadıkları konusunda sohbet ederdi. Bizde dinlerdik. Öğretmenimiz de bakın çocuklar canlı tarih derdi.

Bu gazimizin anlattığı bir olay yıllar geçmesine rağmen aklımdan çıkmıyor. Yaşayanlar ise hiç unutamaz sanırım. Sakarya cephesinde savaşırken “Yukarıdan yüzüme bir şeyler dökülmeye başladı. Önce yağmur yağıyor zannettim. Fakat hava açıktı. Birde baktım ki yanımdaki arkadaş top mermisi ile parçalanmış, ayağının biri üstümdeki ağacın dalında kalmış. Ondan damlayan kanlarmış” demişti.

Başka bir gün de kendisi cephede savaşırken yaralanmış. Arkadaşları tarafından tedavi için çadıra taşınırken İsmet İnönü ile karşılaşmış. İnönü teselli etmek için “üzülme asker, en kısa zamanda iyileşeceksin” deyince “paşam yaralandığıma üzülmüyorum, bir gavur öldüremeden yaralandım, ona üzülüyorum” demiş. İnönü de cebinden çıkarıp para vermiş.

Dedemin de arkadaşı olan Gazi Koca Hüseyin dede bir seçim zamanı oy kullanmaya giderken oğlu, baba bu seçimde evet mührünü kıratın üstüne basacağız. Adalet Partisinden aday olan doktor çok işimizi gördü. Şimdiye kadar çok yardımcı oldu. Biz de oyumuzu ona verelim demiş. Dede kabul etmiş.

Oylarını kullanıp eve dönerken “oğlum ben verdiğim sözü tutamadım. Tam mührü basacağım anda, İnönü’nün yamalı pantolonla cephede savaştığı gözümün önüne geldi. Bende mührü okların üstüne bastım” demiş.

Buna benzer çok anısını dinledim. Çünkü Koca Hüseyin dede ve arkadaşları bir araya geldikleri zaman genelde savaş anılarını konuşurlardı.

Hüseyin öğretmen de savaş yıllarını sık sık bize anlatmasını isterdi. Gazi dedenin anlattıklarına kendisi de ekleme yaparak bizlere anlatırdı. Öğretmenimin şu sözünü aradan yıllar geçmesine rağmen hiç unutamıyorum.

Çocuklar, size Atatürk ne yaptı diye sorarlarsa, “Kurtardı memleketi, kurdu Cumhuriyeti, Türk milletine sağladı ebedi hürriyeti” dersininiz demişti.

Geleceğimiz için, geçmiş tarihimizi çok iyi bilmemiz gerekir. Tarihimizi de keşke Yunan kazansaydı diyenlerden değil, bu vatanı kuranlarla sorunu olanlardan değil, hele hele TC ile sorunu olanlardan hiç değil gerçek tarihçilerimizden öğrenmeliyiz.

Tarihimizi en başta NUTUK dan öğrenmeliyiz. Nutuk’u yasaklayanın bırakın müdür olmayı öğretmen bile olmaması gerekir.

Bu Nutuk’un yazılmasında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında Çanakkale de şehit olan köylülerimin, dokuz yıl askerlik yapan gazimizin, dedelerim askerde iken hem anne hem de baba olan babaannemin, anneannemin, ninelerimin emeği var.

15 Ekim 1927 tarihinde Atatürk, Büyük Nutuk'u Meclis kürsüsünden 6 günde toplam 36.5 saat te okur. Okunması bile 6 gün süren bir eserin birileri tarafından yok sayılması akıl alır gibi değil. Çünkü bizim köyden Nutuk’a kadar uzan tarih kolay olmamıştır.

Bu yazımı da sizlere nutuk atmak için yazmadım. Önerim Mustafa Kemal Atatürk’ün yazdığı Nutuk’u okumanız için yazdım. Okuyun, neyin doğru, neyin yanlış olduğuna kendiniz karar verin.

Bence her evde bir Türkçe açıklamalı Kuran’ı Kerim, yanında da Nutuk bulunmalı. Çünkü, dini liderimiz Muhammed MUSTAFA, siyasi liderimiz de MUSTAFA Kemal Atatürk’tür. Her ikisi hakkında da bilgi sahibi olmamız çok önemlidir.

Okuyalım ki, 4000 e yakın kitap okuyan, 11 kitap yazan, 11 savaşa girip 24 madalya 7 nişan alan, 15 yılda 48 fabrika kuran ilk Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal ATATÜRK’ü iyi tanıyalım. Ali okulu mezunlarının yalan yanlış anlattıkları ile kalmayalım.

Mustafa Gürleyen (05.05.2021)

Tarih:05 05 2021 15:33(1032) Facebook'ta Paylaş


Yorumcuların dikkatine! Yasal Uyarı!

  1. Yorumlarınızı anlaşılır bir dille ve dilbilgisi kurallarına uygun olarak özenle yazınız. BÜYÜK HARF kullanmayınız. Tekrar okuyarak yanlışlarınızı düzeltiniz.
  2. Anlaşılmaz kısaltmalar yapmayınız.
  3. Lütfen yorumlarınızda terbiye dışı sözler kullanmayınız.
  4. Yazılan yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Sonradan pişman olunacak hukuki sorunlarla karşılaşmamak için kişi veya kurumlara yöneltilmiş olan eleştirileriniz hakarete varmasın.
  5. Yorumlar denetlendikten sonra yayına verilecektir.
  6. Yazılarımızda yanlış ya da kusurlu bir konu bulunursa bunu lütfen bize bildiriniz.

Yukarıdaki Sözleşmeyi/Uyarıları kabul ediyorum.
'Evet' Yazın:
İsim:
E-mail: (isteğe bağlı)

| Beni Unut

Rabia Arapça’da “dördüncü” demektir


Gözlerinin İçine Bakarak…


Beko Eleman İlanı


Boyabat'tan Kar Manzaraları 16 Şubat 2021


Boyabat İlçe Emniyet'i vatandaşları uyardı 2014


Karaman ilinden selamlıyorum


Arefe Günü ve Ramazan Bayramı


Dualarla bayrama ulaşmak


Boyabat'ın 2020 yılı nüfusu belli oldu


Yılmaz Özdil şehit dedelerimizin dünyanın nerelerinde yattığını


Rıza Mor'u Aramızdan Ayrılışının 5. Yılında Rahmetle Anıyoruz


Sarıkamış Faciası


Ahmed Cevad'ın yazdğı Çırpınırdı Karadeniz şiirinin aslı


On Bin Ekmek Faturası


Boyabat Ticaret ve Sanayi Odası Tanıtım Videosu


2019 Yılı Sinop İlçeleri Belediye Başkanlığı Seçim Sonuçları


Korona Virüs Salgını İçin Korunma Yöntemleri


8-9 Şubat Boyabatta Kar Yağışından Görüntüler


5 bin - 30 bin TL'yi aşan faturaların GİB Portalından e-Arşiv olarak Düzenlenmesi


Osmanlıca


Cumhuriyet’e Yazdım


Müjde…. Hadi Hayırlı Olsun


Kıta sahanlığının da Yunanistan’a bırakılması da mı yalan iftira?


Boğazda Can Pazarı


Teşrik tekbiri başladı


Pirinçle meşhur olduk! Sıra domateste...


Sallım Çorba


Anlayamadıklarım


KÜNYE




Yazı ve Haberleriniz İçin:
boyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com
haber@boyabatgazetesi.com
adreslerine E-posta gönderebilirsiniz





Türkiye Türklerindir! DtGaNi
* ANASAYFA *