![]() | ||||
![]() ![]() Yayın tarihi Yayın Tarihi:18 01 2026 11:53
Acı Hayat![]() OSMAN ÇAKIR Bazen gecelerin en sessiz saatinde, yastığa başımızı koyduğumuzda aklımıza bir soru düşer: İşte o an, yüreğimizde tuhaf bir sızı belirir. Ne tam bir ağrıdır bu, ne de gelip geçen basit bir hüzün. Adını koyamadığımız, tarif edemediğimiz ama her hücremizle hissettiğimiz bir acıdır: Aynı hayalleri kurduğumuz insanla, farklı hayatlarda yaşamanın acısı. Hayat bazen en zalim oyununu böyle oynar. İki insanı bir araya getirir, aynı gökyüzüne baktırır, aynı yıldızları gösterir. Birlikte hayal kurmaya başlarlar: Sonra bir gün gelir, her şey değişir... Belki bir kavga, belki bir yanlış anlama, belki de hiçbir somut sebep yoktur ortada. Sadece hayat girer araya... Tercihler farklılaşır, istekler çoğalır, yollar ayrılır. Ve o insanlar artık ayrı dünyalarda, ayrı hayatlarda yaşamaya başlar. Ama bir şey değişmez: Asıl acı da buradadır. Çünkü o insan artık başka sokaklarda yürüyordur, başka kahvelerde oturuyordur, belki de başka biriyle yeni hayaller kuruyordur. Siz ise bir zamanlar onunla tasarladığınız hayata benzer bir hayat yaşarsınız belki, ama içinizde hep bir eksiklik vardır. O eksiklik, “keşke” kelimesinin tüm ağırlığıyla çöker omuzlarınıza her hatırladığınızda. Sosyal medyada karşınıza çıkan bir fotoğraf, sokakta duyduğunuz tanıdık bir kahkaha, radyoda çalan bir şarkı... Her biri bir zaman tüneli açar geçmişe... Ve o an, iki hayat arasında asılı kalırsınız: Hangisi gerçek, hangisi hayal, artık ayırt edemezsiniz. Çünkü o hayaller o kadar canlıydı ki, o kadar detaylıydı ki, neredeyse gerçek gibi hissediyordunuz. Onun kahvesini nasıl içtiğini biliyordunuz, sabahları nasıl esnediğini, üzgün olduğunda sesinin nasıl değiştiğini... Tüm ayrıntılar zihninizdeydi, sanki yaşanmış gibi. Ve şimdi o insan başka bir evde uyanıyor, başka bir masada kahvaltı ediyor, başka biriyle geleceğini planlıyor. Siz ise kendi hayatınızı yaşarken, arada bir kendinizi o paralel evrende hayal ediyorsunuz. Belki de en acı veren şey şudur: Bu ayrılık, o hayallerin yanlış olduğunu kanıtlamaz. Hayaller hâlâ güzeldir, hâlâ mümkündür; sadece sizinle o insanla gerçekleşmeyecektir artık. Bu gerçek hem teselli eder hem de yaralar. Çünkü sorun hayallerde değil, zamanlama ve şartlardadır. Zaman geçtikçe bu acı keskinliğini kaybeder belki. Yeni insanlar tanırsınız, yeni hayaller kurarsınız. Ama yüreğinizin bir köşesinde, o eski hayaller için ayrılmış küçük bir mekân kalır hep. Orası dokunulmaz, kutsal bir mezarlıktır sanki. Ara sıra oraya gider, o hayallerin başında biraz durursunuz. Ne diriltebilirsiniz onları ne de tamamen gömebilirsiniz. İşte bu, modern çağın en sessiz trajedilerinden biridir. Çünkü kayıp, fiziksel bir kayıp değildir; potansiyel bir hayatın, olabilecek bir geleceğin kaybıdır. Matemini tutamazsınız bunun, kimseye anlatıp rahatlayamazsınız. Ama gerçek çok daha derindir: Ve belki de bu acıyı çekmemizin sebebi, insan olarak aidiyet özlemimizdir. Sadece bir bedene değil, bir hayale de ait olmak isteriz. Birisiyle aynı geleceği hayal etmek, onunla görünmez bir bağ kurmaktır. Ama hayat devam eder, devam etmelidir de. Belki de şunu anlarız: Bazı insanlar hayatımıza, bize bir şeyler öğretmek için gelir. Onlarla kurduğumuz hayaller, bizim kim olmak istediğimizi gösterir. Ve belki de asıl hikâye, o hayalleri başka biriyle, başka bir şekilde gerçekleştirmektir. Ama şimdilik, gece yarılarında yastığımıza başımızı koyduğumuzda hâlâ düşünürüz o paralel hayatı. Hâlâ merak ederiz: Ve bu soru belki de hiç cevaplanmayacak, ama asla zihnimizden silinmeyecek. Çünkü bazı acılar insanın içinde yer edinir, oraya yerleşir ve bir parçası olur. Ne çok acı veriyor değil mi? Aynı hayalleri kurduğunuz insanlarla, farklı hayatlarda yaşamak. Tarih:Yayın Tarihi:18 01 2026 11:53(3720)
Facebook'ta Paylaş
|
Dünyanın Yükünü Sırtlanmak
İstanbul'da Yağmur Şefkati
Ölümden mi, Yoksa Yaşamaktan mı Korkmalı
Bayramlarda Aslında Kendimizi Arıyoruz
Ramazan’da Ümit ile Korku
Ramazan'da Aynı Sofrada Buluşmak
Sevdaların En Karası
Korku
Şehrin Yükü
Çay
Acı Hayat
Hasret
Yeni Yılın İlk Sabahı
Fırtınalarla Geçen Bir Ömür
Kalbe Giden Yol
Hangi Dünyanın Misafiriyiz?
Bazen Yaşayarak Öğrenir İnsan
İçimizde Ölen İnsanlar…
Yangını Söndüren Su
Kalabalık Yanılsa da Doğru Tekdir
Kumaşçı ile Karpuzcu Hikâyesi
Her Köyde Bir Evimiz Olmalı
Tümü
Dünyanın Yükünü SırtlanmakBoyabat Gazetesi Ramazan Bayramı MesajıBeko Eleman AranıyorOrucu Bozan 10 "Yemek"2026- 1447 Boyabat Ramazan İmsakiyesiTuz Kokmuş Bir Kere, Kırklasan Nafile…..Boyabat'ın 2025 yılı nüfusu belli olduSuriye'deki gelişmeleri "mal, mal" izleyen kim?Boyabat hepimizin ortak değeridirDevlet mi güçlü, Maden Şirketi mi?Kalebağı'ndan Sonbahar FotoğraflarıKedinin Ölümüne Yazılan Bir Mersiye: Ah Pisi Vah Pisi2024 Boyabat Yerel Seçimleri Mahalle Bazında SonuçlarBoyabat Dörtyol'dan Kar Manzaraları-22 Şubat 2025Emekliler Yılı...Medya, Tüketim ve MutlulukMutlu YıllarAKP iktidarı, hangi ekonomik program hedefini tutturdu ki?Türkiye'de, sosyal adalet gereği zamlar yapılıyor!Sallım ÇorbaBazı Haramlar -2Yılmaz Özdil şehit dedelerimizin dünyanın nerelerinde yattığınıBoyabat Ticaret ve Sanayi Odası Tanıtım VideosuMüjde…. Hadi Hayırlı OlsunFevkaladenin Fevkinin de FevkindeKÜNYEboyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com haber@boyabatgazetesi.com adreslerine E-posta gönderebilirsiniz
| |||
Türkiye Türklerindir!
![]() | ||||