![]() | ||||
![]() ![]() Yayın tarihi Yayın Tarihi:08 02 2026 11:06
Korku![]() OSMAN ÇAKIR Bazı korkular vardır; gürültü yapmaz, ortalığı velveleye vermez. Kapıyı tekmeleyerek girmez hayatımıza. Sessizdirler. Usulca yerleşirler kalbimizin en kuytu köşesine. Orada bir sandalye çeker, oturur ve hiç kalkmayacakmış gibi bakarlar yüzümüze. İşte benim korkum da öyle bir korku: Ölüm değil, ayrılmak… Ayrı kalmak. Ölüm, insanın zihninde büyük bir kelime. Karanlık, bilinmez, ürkütücü. Ama bir o kadar da soyut. Kimse tam olarak ne olduğunu bilmiyor; belki bu yüzden insan alışıyor… Zamanla “herkesin başına gelecek bir şey” diye avutuyor kendini. Ölüm, takvim yapraklarında bir gün olarak duruyor uzakta; tarih belli değil ama kesinliği var. Oysa ayrılmak… O, takvimlerde yazmıyor. Ne zaman olacağı belirsiz, nasıl olacağı meçhul, izi ise şimdiden kalbimin içinde. İnsanı en çok yoran şey, sonların kendisi değil; yarım kalan cümleler. Söylenememiş “keşke”ler. Bir gün daha kalsaydık, bir kahve daha içseydik, o tartışmayı o gün yapmasaydık, o kapıyı o kadar sert kapatmasaydık… Ölüm geldiğinde, en azından herkesin payına düşen bir kader gibi duruyor. Ama ayrılık öyle değil. Ayrılık, çoğu zaman iki insanın arasına sıkışmış küçük hataların, büyüyen suskunlukların, ihmal edilmiş bakışların toplamı. İnsan en çok, kendi payına düşen kusurla yüzleşirken acı çekiyor. Ayrılma ihtimali, gündelik hayatın en sıradan anlarına sızıyor. Sabah uyanırken yanımızdaki boşluğa bakma korkusu, kalabalık bir sokakta bir anlığına kaybetme paniği, akşam bir mesaj gelmediğinde içimizde büyüyen anlamsız sessizlik… İnsan, sevdiğini kaybetme korkusuyla yaşarken aslında her gün biraz daha ölüyor. Küçük küçük. Kimsenin fark etmediği, kendi içinde yapılan bir cenaze töreni gibi… Ölüm bir defalık. Keskin bir bıçak gibi; vurur ve biter. Oysa ayrılmak, uzayan bir acı. Her gün yeniden hatırlatan, her şarkıda karşına çıkan, her köşe başında gölgesiyle bekleyen bir yokluk. Bir fincan kahveye iki kişilik alışmış ellerin, bir gün tek başına kalması gibi… Masada hâlâ yeri dururken, sandalyenin boşluğu insanın içine çöker. Belki de bu yüzden ölümden korkmuyoruz da ayrılıktan korkuyoruz. Çünkü ölüm, hayatın sonu; ayrılık ise hayatın ortasında açılan bir boşluk. Yaşamaya devam ediyorsun ama bir şey eksik. Yürüyorsun ama adımların aksıyor. Konuşuyorsun ama kelimelerin yarısı hep boğazında kalıyor. İnsan, sevdiği gittikten sonra da yaşamayı öğreniyor belki; ama o yaşam hep biraz yarım kalıyor. Ayrılık, sadece bir insanın yokluğu değildir; birlikte kurulan hayallerin yetim kalmasıdır. “Bir gün” diye başlayan cümlelerin, hiç başlamamış sayılmasıdır. Geleceğe kurduğun küçük ihtimallerin, tek tek kapanan pencereler gibi yüzüne çarpmasıdır. Ölüm, insanı hayattan koparır; ayrılık ise hayatın içinde bırakır ama eksilterek. Bazen düşünüyorum: Belki de ölümden korkmamamızın sebebi, onun bize sormadan gelmesi. Seçme hakkımızın olmaması. Oysa ayrılık, çoğu zaman iki insanın da payı olan bir kararın sonucudur. İnsan, sevdiğini kaybettiğinde sadece onu değil, “keşke”lerle dolu bir geçmişi de sırtında taşır. İşte bu yük, ölümün ağırlığından bile ağır gelir bazen. Bu yazıyı belki de kendim için yazıyorum: Ölümden korkmadım, ayrılıktan korktuğum kadar. Sevdiğinden ayrı kalacak hayattan, sabahın kahvesinin tadının eksik olmasından, birlikte söylenen bir şarkının yarım kalmasından, bir bakışın artık kimseye ait olmamasından korkuyorum. İnsan, sevdiğiyle tamamlanmış gibi hisseder; ayrılık geldiğinde, kendi içinden bir parça koparılmış gibi olur. Belki de yapılması gereken, ayrılıktan korkmak yerine birlikteyken daha çok “şimdi”de kalmak. Daha çok sarılmak, daha az ertelemek. Çünkü ayrılık çoğu zaman kapıyı çalmadan gelmez; biz fark etmediğimiz için ansızın sanırız. Oysa suskunluklar birikir, mesafeler uzar, kalpler yavaş yavaş birbirinden soğur. Ve bir gün dönüp baktığımızda, aslında çoktan ayrılmış olduğumuzu anlarız. Ölüm değil, ayrılmak korkutuyor… Çünkü ölüm bir son; ayrılık ise bitmeyen bir eksiklik. İnsan, yokluğa alışıyor belki ama eksikliğe alışamıyor. Bazı boşluklar vardır ki zamanla dolmaz. Sadece insan onlarla yaşamayı öğrenir. Ama ne kadar öğrenirse öğrensin, kalbin bir köşesinde hep aynı cümle fısıldanır: Keşke gitmeseydin. Tarih:Yayın Tarihi:08 02 2026 11:06(3826)
Facebook'ta Paylaş
|
Boyabat Şehir Mezarlığı
Zamanın Durduğu Gece
Sevginin Gücü (İnsan Önce Kendini Sevmel
Geçen Zaman ve Bir Hikâye
Boyabat'ın Gönül Hekimi: Dr. Ömer Baklac
Kahraman Babalar
Gazeteciliği Kendine Hayat Edinen Bir Si
Sinop Siyasetinde Hasbiliğin ve Samimiye
Memleket Sevdasının Tuğlaya, Hizmete ve
İnsanı Kalbinden Tutmak
Bayram ve Teslimiyet
Tükenmiş Kandil Başkasına Işık Veremez
Bana Ne?
Anneler Günü ve Sessizlik
Başarıya Giden Yol
İmtihan
Doğruluk ve Güven
Elinden Geleni Yapmak
Suskunluk
Dünyanın Yükünü Sırtlanmak
İstanbul'da Yağmur Şefkati
Ölümden mi, Yoksa Yaşamaktan mı Korkmalı
Bayramlarda Aslında Kendimizi Arıyoruz
Ramazan’da Ümit ile Korku
Ramazan'da Aynı Sofrada Buluşmak
Sevdaların En Karası
Korku
Şehrin Yükü
Çay
Acı Hayat
Hasret
Yeni Yılın İlk Sabahı
Fırtınalarla Geçen Bir Ömür
Kalbe Giden Yol
Hangi Dünyanın Misafiriyiz?
Bazen Yaşayarak Öğrenir İnsan
İçimizde Ölen İnsanlar…
Yangını Söndüren Su
Kalabalık Yanılsa da Doğru Tekdir
Kumaşçı ile Karpuzcu Hikâyesi
Her Köyde Bir Evimiz Olmalı
Tümü
Boyabat Şehir MezarlığıBoyabat Gazetesi 21. Yaşında2026 Yılı Temmuz Ayı Nöbetçi Eczane ListesiGazeteci Turan Aslan'dan bayram mesajı..Boyabat'ın Geleceği Satılık Değildir!İlçemiz Belediyesi, akıllı su sayacı uygulamasına geçmek istiyorBeko Eleman AranıyorOrucu Bozan 10 "Yemek"2026- 1447 Boyabat Ramazan İmsakiyesiTuz Kokmuş Bir Kere, Kırklasan Nafile…..Boyabat'ın 2025 yılı nüfusu belli olduKalebağı'ndan Sonbahar Fotoğrafları2024 Boyabat Yerel Seçimleri Mahalle Bazında SonuçlarBoyabat Dörtyol'dan Kar Manzaraları-22 Şubat 2025Emekliler Yılı...Medya, Tüketim ve MutlulukMutlu YıllarAKP iktidarı, hangi ekonomik program hedefini tutturdu ki?Türkiye'de, sosyal adalet gereği zamlar yapılıyor!Sallım ÇorbaBazı Haramlar -2Yılmaz Özdil şehit dedelerimizin dünyanın nerelerinde yattığınıBoyabat Ticaret ve Sanayi Odası Tanıtım VideosuMüjde…. Hadi Hayırlı OlsunFevkaladenin Fevkinin de FevkindeKÜNYEboyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com haber@boyabatgazetesi.com adreslerine E-posta gönderebilirsiniz
| |||
Türkiye Türklerindir!
![]() | ||||