![]() | ||||
![]() ![]() Yayın tarihi Yayın Tarihi:28 04 2026 11:00
İmtihan![]() OSMAN ÇAKIR Hayat, insanın en çok güvendiği anda bile kendi sözünü söyleyen, kendi yolunu çizen tuhaf bir misafir gibidir. Biz planlar yaparız; sabahın erken saatlerinde içimizde filizlenen umutlarla, iyiliğin ve güzelliğin çoğalacağına dair inançla günler kurarız. Fakat hayat, bizim kurduğumuz cümlelerin arasına beklenmedik bir zamanda bir kelimeyi iliştiriverir. O kelime bazen bir kayıp, bazen bir hastalık, bazen de içimizi ansızın daraltan bir haber olur. İşte o an, insanın iradesiyle hayatın akışı arasındaki ince çizgi belirginleşir. İnsan doğası gereği iyiliğe meyillidir. Güzeli ister, huzuru arar, kalbini incitmeyen bir düzenin içinde yaşamak ister. Bu istek, insanı ayakta tutan en temel duygudur. Ancak hayat, bu arzuların tam karşısına bir sınav koyar. Sanki “İstediğin kadar iyi ol, istediğin kadar güzel dile; ben yine de seni deneyeceğim” der gibi… Bu durum, ilk bakışta bir haksızlık gibi görünür. Çünkü insan, iyiliğin karşılığının yine iyilik olmasını bekler. İnancımıza göre iyiliğin karşılığı iyilik değil midir? Oysa hayat, matematiksel bir dengeyle işlemez. Musibet dediğimiz şey, sadece bizim başımıza gelen bir olay değildir. O, aynı zamanda içimizdeki sabrı, direnci ve anlam arayışını ortaya çıkaran bir aynadır. Bir insan, en çok da zor zamanlarda kendini tanır. Rahatlık içinde herkes iyi olabilir; ama darlıkta iyi kalabilmek, asıl sınavın kendisidir. Belki de bu yüzden, yaşadığımız sıkıntılar sadece birer engel değil, aynı zamanda birer öğretmendir. Toplum olarak da bu gerçeği çoğu zaman göz ardı ederiz. Başkalarının yaşadığı acılara bakarken, “Neden onların başına geldi?” diye sorarız. Halbuki aynı soru, bir gün bizim için de sorulabilir. Çünkü hayat kimseye ayrıcalık tanımaz. İyilik yapan da sınanır, kötülükten uzak duran da. Bu durum, insanın adalet anlayışını sarsabilir. Fakat belki de burada başka bir adalet vardır; insanın göremediği, fakat hissetmek zorunda olduğu bir denge. İnsanın en büyük yanılgılarından biri, kontrolün tamamen kendi elinde olduğunu sanmasıdır. Plan yapmak, geleceği kurgulamak elbette gereklidir. Ancak bu planların gerçekleşip gerçekleşmeyeceği çoğu zaman bizim dışımızdaki koşullara bağlıdır. İşte bu noktada, insanın kabullenme becerisi devreye girer. Kabullenmek, teslim olmak değildir; aksine, mücadele ederken hayatın gerçekliğini inkâr etmemektir. Bir musibet geldiğinde, insan önce nedenini arar. “Neden ben?” sorusu zihni kemirir. Belki de sorulması gereken soru şudur: Hayatın bu sert yüzü karşısında insanın sığınabileceği en sağlam yer, yine kendi iç dünyasıdır. Dışarıdaki fırtınaları durduramayabiliriz, ama içimizde bir sükûnet kurabiliriz. Bu sükûnet, her şeyin yolunda olduğu bir yanılsama değil; her şeye rağmen ayakta kalabilme gücüdür. Sonuç olarak, hayatın bizim irademizin ötesinde işleyen bir yönü olduğu gerçeğini inkâr etmek mümkün değildir. Ne kadar iyilik dilersek dileyelim, ne kadar güzel hayaller kurarsak kuralım, bazı musibetler bu dünyanın kaçınılmaz bir parçasıdır. Ancak önemli olan, bu musibetlerin bizi nasıl değiştirdiğidir. Kırılan mı oluruz, yoksa daha da mı derinleşiriz? Belki de hayat, bize tam olarak şunu öğretmek ister: İyilik yapmak, güzelliği dilemek; sonucu garanti ettiği için değil, insan kalabilmenin tek yolu olduğu için değerlidir. Çünkü insan, başına gelenlerle değil, o gelenlere verdiği anlamla şekillenir. Tarih:Yayın Tarihi:28 04 2026 11:00(3107)
Facebook'ta Paylaş
|
Yağmur Altında
Boyabat Şehir Mezarlığı
Zamanın Durduğu Gece
Sevginin Gücü (İnsan Önce Kendini Sevmel
Geçen Zaman ve Bir Hikâye
Boyabat'ın Gönül Hekimi: Dr. Ömer Baklac
Kahraman Babalar
Gazeteciliği Kendine Hayat Edinen Bir Si
Sinop Siyasetinde Hasbiliğin ve Samimiye
Memleket Sevdasının Tuğlaya, Hizmete ve
İnsanı Kalbinden Tutmak
Bayram ve Teslimiyet
Tükenmiş Kandil Başkasına Işık Veremez
Bana Ne?
Anneler Günü ve Sessizlik
Başarıya Giden Yol
İmtihan
Doğruluk ve Güven
Elinden Geleni Yapmak
Suskunluk
Dünyanın Yükünü Sırtlanmak
İstanbul'da Yağmur Şefkati
Ölümden mi, Yoksa Yaşamaktan mı Korkmalı
Bayramlarda Aslında Kendimizi Arıyoruz
Ramazan’da Ümit ile Korku
Ramazan'da Aynı Sofrada Buluşmak
Sevdaların En Karası
Korku
Şehrin Yükü
Çay
Acı Hayat
Hasret
Yeni Yılın İlk Sabahı
Fırtınalarla Geçen Bir Ömür
Kalbe Giden Yol
Hangi Dünyanın Misafiriyiz?
Bazen Yaşayarak Öğrenir İnsan
İçimizde Ölen İnsanlar…
Yangını Söndüren Su
Kalabalık Yanılsa da Doğru Tekdir
Kumaşçı ile Karpuzcu Hikâyesi
Her Köyde Bir Evimiz Olmalı
Tümü
Yağmur AltındaBoyabat Gazetesi 21. Yaşında2026 Yılı Temmuz Ayı Nöbetçi Eczane ListesiGazeteci Turan Aslan'dan bayram mesajı..Boyabat'ın Geleceği Satılık Değildir!İlçemiz Belediyesi, akıllı su sayacı uygulamasına geçmek istiyorBeko Eleman AranıyorOrucu Bozan 10 "Yemek"2026- 1447 Boyabat Ramazan İmsakiyesiTuz Kokmuş Bir Kere, Kırklasan Nafile…..Boyabat'ın 2025 yılı nüfusu belli olduKalebağı'ndan Sonbahar Fotoğrafları2024 Boyabat Yerel Seçimleri Mahalle Bazında SonuçlarBoyabat Dörtyol'dan Kar Manzaraları-22 Şubat 2025Emekliler Yılı...Medya, Tüketim ve MutlulukMutlu YıllarAKP iktidarı, hangi ekonomik program hedefini tutturdu ki?Türkiye'de, sosyal adalet gereği zamlar yapılıyor!Sallım ÇorbaBazı Haramlar -2Yılmaz Özdil şehit dedelerimizin dünyanın nerelerinde yattığınıBoyabat Ticaret ve Sanayi Odası Tanıtım VideosuMüjde…. Hadi Hayırlı OlsunFevkaladenin Fevkinin de FevkindeKÜNYEboyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com haber@boyabatgazetesi.com adreslerine E-posta gönderebilirsiniz
| |||
Türkiye Türklerindir!
![]() | ||||