![]() | ||||
![]() ![]() Yayın tarihi Yayın Tarihi:01 08 2026 11:05
Şehri İmar Ederken Nesli İhyâ Etmek![]() OSMAN ÇAKIR Düşünce adamı ve mimar Turgut Cansever’in yıllar önce söylediği şu söz, bugün betonun gölgesinde boğulan şehirlerimize ayna tutuyor: “Şehri imâr ederken nesli ihyâ etmeyi ihmal ederseniz, ihmâl ettiğiniz nesil imâr ettiğiniz şehri tahrip eder.” Bu söz, yalnızca bir uyarı değil; bir medeniyet muhasebesidir. Çünkü şehir, taş ve betonun toplamı değildir. Şehir, insanın ruhunu şekillendiren, çocukların oyun alanını, yaşlıların soluk alma yerini, gençlerin hayallerini kurduğu mekânı belirleyen yaşayan bir organizmadır. Biz ise bu organizmayı yıllardır hızla betonlaştırmakta, onu nefes alamaz hâle getirmekteyiz. Bugün şehirlerimizde yükselen her yeni blok, aslında bir yaşam alanının daha daralması demektir. İnsanları kibrit kutusu gibi birbirine yaslanmış evlere yerleştirirken, “konut ihtiyacı”nı karşıladığımızı sanıyoruz. Oysa dört duvar arasında sıkışmış bir hayat, barınmayı karşılasa da yaşamayı karşılamaz. Çocukların koşacak, düşecek, kalkacak, top koşturacak bir bahçesi yoksa; gençlerin oturup konuşacak, düşünecek, âşık olacak bir meydanı yoksa; yaşlıların gölgesinde dinleneceği bir ağaç kalmamışsa, o şehir insanı barındırmaz, yalnızca depolar. Parklar, bahçeler, meydanlar şehrin ciğerleridir. Aynı zaman da süsüdür. Onları yok ederken yalnızca yeşili değil, hafızayı da yok ediyoruz. Bir mahallenin ortak hafızası, çocukların büyüdüğü o küçük parkta, komşuların akşamüstü sohbet ettiği o bankta, bayram sabahı toplanılan o meydanda saklıdır. Bugün bu mekânları otoparka, AVM’ye, yüksek katlı “prestij” projelerine dönüştürürken, aslında gelecek neslin köklerini de söküyoruz. Sonra da “gençler niçin şehre, tarihe, toprağa bağlı değil?” diye şaşırıyoruz. Bağlanacak bir şey bırakmıyoruz ne yazık ki. Asıl tehlike, bu ihmalin nesiller boyu birikmesidir. Cansever’in sözü tam da burada acı bir kehanete dönüşüyor. İhyâ edilmeyen nesil, yani ruhu kurutulmuş, doğayla bağı koparılmış, kamusal mekânı bilmeyen, yalnızca kendi dört duvarı arasında büyümüş bir kuşak, bir gün imar ettiğimiz o “modern” şehri tahrip eder. Çünkü o şehir, onun için bir yuva değil, bir labirenttir. Nefes alamadığı, aidiyet hissedemediği, bellek oluşturamadığı bir mekânı sahiplenmez; aksine ona yabancılaşır, sonra da onu tüketir. Vatandaşı ve yeni nesli düşünmek, yalnızca araçlar için yol yapmak, konut üretmek değildir. Asıl düşünmek, çocuğun gölgesinde oynayacağı bir ağacı dikmek, yaşlının oturacağı bir bankı koymak, gencin buluşacağı bir meydanı açık tutmak, mahallenin ortak nefesini korumaktır. Bunları yapmazsak, yarın o ihmal ettiğimiz nesil, imar ettiğimiz şehri yalnızca fiziksel olarak değil, ruhen de yıkacaktır. Çünkü insan, kendisini yok sayan mekâna karşı her zaman isyan eder. Şehir planlamak, yalnızca mühendislik değildir; ahlâktır, sorumluluktur, gelecek nesle karşı bir emanettir. Bugün betonun altında ezilen her park, kurutulan her yeşil alan, yok edilen her meydan, aslında yarının isyanına atılan bir tohumdur. Cansever’in sözünü hatırlamak yetmez. Onu yaşamak, yani şehri imar ederken insanı ve nesli ihyâ etmeyi unutmamak gerekir. Aksi hâlde, inşa ettiğimiz her şey, bir gün kendi ellerimizle büyüttüğümüz kayıtsızlığın enkazı olacaktır. Tarih:Yayın Tarihi:01 08 2026 11:05(3459)
Facebook'ta Paylaş
|
Gözler ve Gönüller
Yara
Siyah Kalem
İnsan İnsana Muhtaçtır!
Şehri İmar Ederken Nesli İhyâ Etmek
Boyabat Devlet Hastanesi Önündeki Yol Ye
Yağmur Altında
Boyabat Şehir Mezarlığı
Zamanın Durduğu Gece
Sevginin Gücü (İnsan Önce Kendini Sevmel
Geçen Zaman ve Bir Hikâye
Boyabat'ın Gönül Hekimi: Dr. Ömer Baklac
Kahraman Babalar
Gazeteciliği Kendine Hayat Edinen Bir Si
Sinop Siyasetinde Hasbiliğin ve Samimiye
Memleket Sevdasının Tuğlaya, Hizmete ve
İnsanı Kalbinden Tutmak
Bayram ve Teslimiyet
Tükenmiş Kandil Başkasına Işık Veremez
Bana Ne?
Anneler Günü ve Sessizlik
Başarıya Giden Yol
İmtihan
Doğruluk ve Güven
Elinden Geleni Yapmak
Suskunluk
Dünyanın Yükünü Sırtlanmak
İstanbul'da Yağmur Şefkati
Ölümden mi, Yoksa Yaşamaktan mı Korkmalı
Bayramlarda Aslında Kendimizi Arıyoruz
Ramazan’da Ümit ile Korku
Ramazan'da Aynı Sofrada Buluşmak
Sevdaların En Karası
Korku
Şehrin Yükü
Çay
Acı Hayat
Hasret
Yeni Yılın İlk Sabahı
Fırtınalarla Geçen Bir Ömür
Kalbe Giden Yol
Hangi Dünyanın Misafiriyiz?
Bazen Yaşayarak Öğrenir İnsan
İçimizde Ölen İnsanlar…
Yangını Söndüren Su
Kalabalık Yanılsa da Doğru Tekdir
Kumaşçı ile Karpuzcu Hikâyesi
Her Köyde Bir Evimiz Olmalı
Tümü
Su gibi aziz ol…Gözler ve GönüllerŞafak Akça:Cüzdanın Belirlediği Gelecek!Boyabat Gazetesi 30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajı“Çerçeve” ve "İnce İşçilik!"Gazeteci Turan Aslan'dan bayram mesajı..Beko Eleman Aranıyor2026- 1447 Boyabat Ramazan İmsakiyesiTuz Kokmuş Bir Kere, Kırklasan Nafile…..Boyabat'ın 2025 yılı nüfusu belli olduKalebağı'ndan Sonbahar FotoğraflarıKedinin Ölümüne Yazılan Bir Mersiye: Ah Pisi Vah Pisi2024 Boyabat Yerel Seçimleri Mahalle Bazında SonuçlarBoyabat Dörtyol'dan Kar Manzaraları-22 Şubat 2025Emekliler Yılı...Medya, Tüketim ve MutlulukMutlu YıllarAKP iktidarı, hangi ekonomik program hedefini tutturdu ki?Türkiye'de, sosyal adalet gereği zamlar yapılıyor!Sallım ÇorbaBazı Haramlar -2Yılmaz Özdil şehit dedelerimizin dünyanın nerelerinde yattığınıBoyabat Ticaret ve Sanayi Odası Tanıtım VideosuMüjde…. Hadi Hayırlı OlsunFevkaladenin Fevkinin de FevkindeKÜNYEboyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com haber@boyabatgazetesi.com adreslerine E-posta gönderebilirsiniz
| |||
Türkiye Türklerindir!
![]() | ||||