![]() | ||||
![]() ![]() Yayın tarihi Yayın Tarihi:21 08 2026 11:59
Siyah Kalem![]() OSMAN ÇAKIR Bugün biraz duygulu yazacağım. Bundan dolayı kusuruma bakmayınız. Bazı cümleler vardır ki insan onları söylemez, âdetâ içinde sır gibi taşır. O sözlerden biri de şudur: “Kaderimizi yazan siyah kalem, kimse anlamaz hâlimizi.” Bu söz, tabii ki herkesi kapsamıyor. Bir sitem ifadesi olarak anlayabilirsiniz. Ancak bu, yalnızca bir sitem değil; alnına hüznü mühür gibi vurulmuş insanların sessiz manifestosudur. Çünkü bu memlekette bazı hayatlar renkli mürekkeple değil, hep aynı siyah kalemle yazılır. Sevinci kısa, hesabı uzun; umudu narin, kederi inatçı olur. Arabesk dediğimiz şey, çoğu zaman küçümsenen bir duygu dili olarak anlatılır. Oysa arabesk, biraz da kalabalığın ortasında yapayalnız kalanın edebiyatıdır. Herkesin yüzüne bakıp derdini kimseye anlatamayanların, geceyle ahbap olmuş kalplerin tercümanıdır. “Kimse anlamaz hâlimizi” derken kurduğumuz bu cümle, aslında bir yenilginin değil, anlaşılmamışlığın ağır yüküdür. İnsan bazen yoksulluktan değil, görülmemekten yorulur. Buradaki "siyah kalem" imgesi boşuna güçlü değildir. Kalem, yalnızca yazan bir araç değil; hüküm veren, tashih kabul etmeyen, silgiyi bile çok gören bir kader memuru gibidir. Kimi insanların hayatı baştan savma bir not gibi karalanırken kimilerinin önüne özenle çizilmiş yollar serilir. İşte isyan tam burada başlar. İnsanın canını yakan yalnızca çektiği çile değildir; o çilenin sanki mecburiymiş gibi insanın önüne konulmasıdır. Gazete köşelerinde yıllardır büyük laflar edilir. Direnmekten, başarmaktan, yeniden başlamaktan söz açılır. Elbette bunların hepsi doğrudur. Ama hayatın bir de slogan kaldırmayan yüzü vardır. Bazen insan güçlü olmak istemez; sadece anlaşılmak ister. Bir omuz, bir ses, bir “biliyorum", "bir anlıyorum” kelimesi, uzun nutuklardan daha kıymetlidir. Arabeskin asıl damarı da buradan beslenir zaten: Gösterişli çözümlerden değil, derin yaralardan. Toplumun en acımasız huylarından biri de şudur: Ağlayanı zayıf, susanı mağrur, konuşanı şikâyetçi sanır. Oysa bazı insanlar ne yapsa yanlış anlaşılır. İçindeki yangını anlatsa dilenci muamelesi görür, içine atsa taş kesilmiş denir. Hâl böyle olunca insan dönüp kendi içine kapanır; derdine kendisi yarenlik eder. Sonra bir şarkı çalar, bir cümle kurulur, bir sigara dumanı yükselir (sigaranın sağlığa zararlı olduğunu da bir kenara not düşelim) ve herkes kendi saklı acısını o sözlerde bulur. “Kaderimizi yazan siyah kalem” ifadesi, biraz da sınıfsal bir kırgınlıktır. Hayata geriden başlayanların, sevince bile borçluymuş gibi yaklaşanların cümlesidir bu. Kısmeti hep son trene kalanların, en çok sevdiğinden en çok yara alanların, yüzü gülerken bile gözünün kenarında hüzün taşıyanların cümlesi... Çünkü bazı kalpler, ne kadar toparlansa da hayat karşısında hep eski bir yara gibi sızlar. Yine de arabesk yalnızca yıkım değildir. Onun içinde tuhaf bir asaleti de vardır. Acıyı estetize etmez belki ama onu inkâr da etmez. “Ben yanıyorum” diyebilen insan, hiç değilse kendi gerçeğine sadıktır. Bu çağda herkes iyiymiş gibi yaparken derdini bu kadar çıplak söylemek bile başlı başına bir cesarettir. Belki kimse hâlimizi tam anlamaz; ama insanın kendi yarasını adıyla çağırması da bir tür hayatta kalma biçimidir. Kısacası, siyah kalem kaderi yazabilir; ama insan o yazının altına kendi hüznünü, itirazını ve vakarını da düşer. Kimse hâlimizi anlamıyorsa, bu biraz da zamanın kabahatidir. Çünkü artık herkes konuşuyor ama çok azı gerçekten dinliyor. Arabesk tam da bu yüzden hâlâ yaşıyor... Kırık kalplerin, gecikmiş adaletin ve sesi kısılmış insanların edebiyatı olarak. İşte bazı cümleler, bir köşe yazısından çok daha fazlası olur; memleketin suskun aynasına dönüşür. Tarih:Yayın Tarihi:21 08 2026 11:59(2519)
Facebook'ta Paylaş
|
Gözler ve Gönüller
Yara
Siyah Kalem
İnsan İnsana Muhtaçtır!
Şehri İmar Ederken Nesli İhyâ Etmek
Boyabat Devlet Hastanesi Önündeki Yol Ye
Yağmur Altında
Boyabat Şehir Mezarlığı
Zamanın Durduğu Gece
Sevginin Gücü (İnsan Önce Kendini Sevmel
Geçen Zaman ve Bir Hikâye
Boyabat'ın Gönül Hekimi: Dr. Ömer Baklac
Kahraman Babalar
Gazeteciliği Kendine Hayat Edinen Bir Si
Sinop Siyasetinde Hasbiliğin ve Samimiye
Memleket Sevdasının Tuğlaya, Hizmete ve
İnsanı Kalbinden Tutmak
Bayram ve Teslimiyet
Tükenmiş Kandil Başkasına Işık Veremez
Bana Ne?
Anneler Günü ve Sessizlik
Başarıya Giden Yol
İmtihan
Doğruluk ve Güven
Elinden Geleni Yapmak
Suskunluk
Dünyanın Yükünü Sırtlanmak
İstanbul'da Yağmur Şefkati
Ölümden mi, Yoksa Yaşamaktan mı Korkmalı
Bayramlarda Aslında Kendimizi Arıyoruz
Ramazan’da Ümit ile Korku
Ramazan'da Aynı Sofrada Buluşmak
Sevdaların En Karası
Korku
Şehrin Yükü
Çay
Acı Hayat
Hasret
Yeni Yılın İlk Sabahı
Fırtınalarla Geçen Bir Ömür
Kalbe Giden Yol
Hangi Dünyanın Misafiriyiz?
Bazen Yaşayarak Öğrenir İnsan
İçimizde Ölen İnsanlar…
Yangını Söndüren Su
Kalabalık Yanılsa da Doğru Tekdir
Kumaşçı ile Karpuzcu Hikâyesi
Her Köyde Bir Evimiz Olmalı
Tümü
Su gibi aziz ol…Gözler ve GönüllerŞafak Akça:Cüzdanın Belirlediği Gelecek!Boyabat Gazetesi 30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajı“Çerçeve” ve "İnce İşçilik!"Gazeteci Turan Aslan'dan bayram mesajı..Beko Eleman Aranıyor2026- 1447 Boyabat Ramazan İmsakiyesiTuz Kokmuş Bir Kere, Kırklasan Nafile…..Boyabat'ın 2025 yılı nüfusu belli olduKalebağı'ndan Sonbahar FotoğraflarıKedinin Ölümüne Yazılan Bir Mersiye: Ah Pisi Vah Pisi2024 Boyabat Yerel Seçimleri Mahalle Bazında SonuçlarBoyabat Dörtyol'dan Kar Manzaraları-22 Şubat 2025Emekliler Yılı...Medya, Tüketim ve MutlulukMutlu YıllarAKP iktidarı, hangi ekonomik program hedefini tutturdu ki?Türkiye'de, sosyal adalet gereği zamlar yapılıyor!Sallım ÇorbaBazı Haramlar -2Yılmaz Özdil şehit dedelerimizin dünyanın nerelerinde yattığınıBoyabat Ticaret ve Sanayi Odası Tanıtım VideosuMüjde…. Hadi Hayırlı OlsunFevkaladenin Fevkinin de FevkindeKÜNYEboyabatgazetesi@boyabatgazetesi.com haber@boyabatgazetesi.com adreslerine E-posta gönderebilirsiniz
| |||
Türkiye Türklerindir!
![]() | ||||