
Kıymetli Hemşehrilerim,
Bugün burada sadece bir siyasi kimlikle değil, bu topraklarda doğmuş, bu
toprakların ekmeğiyle büyümüş bir kardeşiniz, bir evladınız olarak
bulunuyorum. Boyabat'ımızın kapısına dayanan maden projesi hakkında
anlatılan pembe tabloların arkasındaki acı gerçekleri,
ilçemizin ekonomik damarlarını nasıl kurutacağını sizlerle paylaşmak
zorundayım.
"Boyabat Pirinci Tosya'da Paketlenir" Demek, Bu İlçeye İhanettir!
Duyuyoruz ki; "Maden gelince pirincimiz kirlenirse gider Tosya'da paketler, başka isimle satarız" diyorlar. Bu, Boyabat'ın bin yıllık emeğine, çiftçimizin alnının terine ve ata yadigarı markamıza hakarettir! Boyabatlı, kendi öz malını başka bir ilçenin adıyla satacak kadar aciz değildir. Kendi toprağını zehirleyip, başkasının kapısına sığınmayı çözüm diye sunanlar, aslında Boyabat'ın tarımsal kimliğinin idam fermanını imzalamaktadır. Zehirli suyla yetişen ürünün paketi değişse de kaderi değişmez; yarın o pirinci kimse almadığında, tarlalarımız birer beton yığınına dönüştüğünde bunun hesabını kim verecek?
Maden Sadece Toprağımızı Değil, İşçimizi de Çalacak!
Boyabat'ın can damarı toprak sanayiidir, tuğla ve kiremit fabrikalarımızdır. On yıllardır bu ilçenin ekmeğini veren, binlerce aileye aş sağlayan sanayimiz büyük bir tehdit altındadır.
Maden şirketleri, "yüksek maaş" vaadiyle bizim kalifiye işçimizi, ustamızı, kamyoncumuzu bir vakum gibi kendine çekecek.
Peki, sonra ne olacak?
Fabrikalarımız çalıştıracak adam bulamadığı için kapılarına kilit vuracak.
Yerel sanayimiz maliyetler altında ezilip yok olacak.
En acısı; 15-20 yıl sonra maden cevheri alıp gittiğinde, geride ne tarım kalacak ne de dönecek bir fabrikamız! Maden geçicidir, sanayi ve tarım kalıcıdır. Boyabat'ın elli yıllık geleceğini, on beş yıllık bir talana kurban etmeyelim!
Muhtarlarımıza ve Oda Başkanlarımıza Çağrımızdır:
Suskunluğunuz, Boyabat'ın geleceğinin elinden alınmasına rıza göstermektir. Biz ne siyaset ne de kavga peşindeyiz. Biz; çocuğumuzun içeceği suyun, çiftçimizin ektiği çeltiğin, fabrikamızda çalışan işçimizin ekmeğinin peşindeyiz. Gelin, bu meseleyi siyaset üstü bir memleket meselesi olarak görelim. Boyabat'ı ne Tosya'ya muhtaç edelim ne de maden şirketlerinin şantiyesi yapalım.
Boyabat'ın toprağı da, işçisi de, markası da bizimdir; satılık değildir!
Hülya Fadime Çelik
Boyabatlı bir yurttaş.
